Buzda Hayat

Merhaba ben Başar
2002 yılında Antalya’da doğdum. 5 yaşında babamın işi sebebi ile İstanbul’a geldik ve 6 yaşımda buz patenine bir alışveriş merkezinde tesadüfen başlayarak bu sporla tanıştım. Antrenörlerin yönlendirmesiyle sporcu olma kararı aldım.

Başar Oktar

Şu ana kadar yurtiçi ve yurtdışı toplam 53 adet yarışa katıldım ve bunların 41 tanesinden madalya aldım.
Türkiye’yi Dünya Gençler Şampiyonası’nda 13 yaşındayken en küçük sporcu olarak temsil etmeye başladım. 
Organizasyonu Erzurum’da gerçekleştirilen 2 yılda bir düzenlenen EYOF (European Youth Olimpic Festival) yarışında 4. olarak yarışı tamamladım. Bu Türkiye’nin EYOF’ta şu ana kadar almış olduğu en iyi derecedir. 
Bu sene Türkiye’yi temsilen junior grand prix serisinin ilk yarışında Salzburg’da 21 sporcu arasından 4. olarak yarışmayı tamamladım. Serinin 2. Yarışması olan Zagreb’de ise daha yüksek puan aldım ancak bu kez yarışmayı 6. Sırada bitirdim. Bu 2 yarışmada topladığım puanlarla ülkemizi tarihinde ilk kez genç erkekler kategorisinde 7. sıraya taşıdım. Böylelikle ülkemiz Çin, Çekya, Ukrayna gibi bu sporda güçlü ülkeleri geçmeyi başardı.

Grand Prix serilerinden sonra bu sene Eylül ayında Cup of Nice yarışmasına katıldım ve burada da bronz madalya aldım. Geçen hafta ise Bulgaristan’da düzenlenen Denkova Staviski Cup’ta ilk kez Senior (büyükler) kategorisinde yarıştım ve gümüş madalya aldım. Burada aldığım 202 puan ile Türkiye’de ilk kez 200 puan barajını aşan patenci oldum. 
Türkiye’deki Advance Novice, Junior ve Senior kategorilerinde alınmış en yüksek puanlar yani Türkiye rekorları bana ait.

Kaynak: Gettyimages — Başar Oktar

Her sabah okula gitmeden önce yaklaşık bir saat antrenman yapıyorum. Haftanın dört günü de kulüp antrenmanlarına katılıyorum. Aslında bu çalışma saatleri benim yurtdışındaki rakiplerimin belki de sadece 1 günde yaptığı antrenman süresi. Maalesef ülkemizde ve İstanbul gibi büyük bir şehirde, hala bu spor için yeterli sayıda olimpik buz pistine sahip değiliz. 
Tabi ki okul ve sporu bir arada götürmek zor ve yorucu olabiliyor ama şimdiye kadar okul hayatımda da bir başarısızlık yaşamadım.

Yaz aylarında ise genelde yurtdışında kamp yapmaya çalışıyorum, tabi paramızın yettiği ölçüde. İyi antrenörlerle ve iyi patencilerle aynı buz üzerinde antrenman yapmak gerçekten çok faydalı bir şey.

En büyük hayalim her sporcunun olduğu gibi ülkemi olimpiyatlarda temsil etmek. Zor mu? Evet zor. Olabilir mi? Neden olmasın…

Buz pateni yapmaya sadece kaymayı öğrenmek için başlamıştım. Daha sonra gittikçe artan tempo neticesinde eğlence olarak başladığım şey milli sporculuğa kadar geldi. Yani hislerim de zaman içerisinde değişti. Başlarda sadece eğlence varken, şimdi rekabet, hata yapmamaya çalışmak, motive olmak gibi duygular var. Ama bu değişen duygularımın yanı sıra buza girdiğimde buzu hissetmek, üzerinde hızlı bir biçim de kaymak, başka her şeyi unutmak, kaygıları ve korkuları geride bırakmak… Sadece pateni giyip kaymak… Hissettiklerim bunlar. Tabi eskisi kadar olmasa da hala eğlence tarafı da yok değil.

Buz pateninin zor yanlarına gelirsek eğer, diğer sporlardan biraz daha farklı bir spor. Yani hem fiziksel olarak bir performans sergilemeniz gerekiyor, aynı anda ise koreografinize uygun bir şekilde bunu hissederek seyirciye aktarmayı başarmanız ve bütün bunları kostüm giyerek 1800 m² buzun üzerinde yapmanız gerekiyor.

Buz pateni maalesef Türkiye’de tesisleşme olarak çok yaygın bir spor değil. Şu anda bu spor sadece İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’de yapılabiliyor. İstanbul’da sadece 1 tane olimpik paten pisti var. Bu da antrenman saatlerinin kısıtlı olmasına sebep oluyor. Yani bu sporu yapmak istiyorsanız sabah 5’de kalkıp antrenmana gitmeyi göze almanız gerekiyor.Bunun dışında buz pateni biraz pahalı bir spor. Bir kere kullandığımız ekipmanlar yani paten ve çelik çok pahalı. Bunun dışında koreografi için, yurtiçi ve yurtdışı çalışmaları da oldukça pahalı. Yarışlar için yapılan seyahatleri konaklamalar da cabası.

Kaynak: Gettyimages — Başar Oktar

Benden küçük yaşta olup bu spora başlamak isteyen kardeşlerime şunu söyleyebilirim. Çalışsınlar, ama çok çalışsınlar. Başarının 1. şartı bu bence. Kendilerine öncelikle ulaşılabilir hedefler koysunlar. Adım adım ilerlesinler. Çin Seddi bir günde tamamlanmadı ve inşaatı ilk tuğlanın koyulmasıyla başladı.