Dil Öğrenmek İstiyorum Ama Nasıl?

Öncelikle dil yaşayan bir ulaşım aracıdır. Gelişmesi durmaz ve sürekli yenilikleri kendine katar. Dil öğrenmek belli bir yere kadar kalıpları oturtmak sonrasında ise öğrenilen dilin kültür birikimini kendine katmaktır. Türkiye’de ise en büyük problemimiz burada başlıyor kültür birikimimiz olmadığı için yeri geldiğinde konuşmada yeri geldiğinde yazmada sıkıntı çekiyoruz. Listelemeye başlayalım:

  1. ÖZGÜVEN PROBLEMİ

Birçok öğrenci İngilizceyi ilk öğrenmeye başladığında yapamama korkusuyla karşı karşıya kalır. Bu korkusunu yenmesi için öğretmenleri ve çevresi tarafından desteklenmediğinde ise dil öğrenmek gözünde daha çok büyür ve artık öğrenmeyi olabildiğince ertelemeye başlar. Bu korkuyu en başta yıkmak için bilgi gereklidir ve biraz da cesaret. Derslerinizde cevaplayacağınız birkaç küçük soru ile yavaş yavaş bu korkunun üstesinden gelebilirsiniz.

2. NASIL ÖĞRENMELİ?

Bir sürü farklı yol var bunun için tabii ki. Herkesin öğrenme ve hatırlama şekli farklıdır. Öğrenmeye başlamadan önce kendinizi keşfedip yolunuzu bulmalısınız. Kendimden örneklendirmek gerekirse İngilizceyi ilk öğrenmeye başladığımda tekrar yapmak benim için gerçekten önemli bir detaydı ve asla dil bilgisi üzerinden değil hatırlayarak öğrenmeye başlamıştım. Asla kullanılan kalıbın adını bilmezdim ama hocamın o an kullanış şeklinden ve metnin içeriğinden anlamaya çalışırdım çünkü benim o an geniş zaman olarak öğrenmemem onu ilerde tekrar kullanmam gerektiğinde geniş zaman mı kullanacağım şimdi ki zaman mı kullanacağım sorusunu ortadan kaldırmıştı. Herkesin kafasını karıştıran bir kalıp vardır “present perfect tense” kalıbı. Bu kalıbın aslında Türkçede birebir çevirisi yoktur ve çoğu kişi bu yüzden oturtamamıştır kafasında ne zaman ve nasıl kullanması gerektiğini. Ben dinleyerek ve duyduğum örnekleri kendimce çeşitlendirerek öğrenmiştim. Yani kısaca bu “perfect tense”dir diyerek değil de fiilin sonucunu günümüzde görebildiğim zamanlarda kullanmam gerektiğini bu şekilde kavramıştım. Kelime öğrenmek içinse asla bir çaba harcamamıştım (sınav senem hariç). Kelimeleri sürekli cümleden anlardım ve ilerde tekrar o konuda cümle kurmam gerektiğinde kendiliğinden ağzımdan dökülüverirdi. Sınav senem için tabi ki ayrı konuşacağım o zamanlar çok farklı ilerlemiştim. Şimdi tekrar konusuna dönmek istiyorum. Tekrar etmek asla kitabınıza yazdığınız şeyleri on defa yirmi defa okumak değildir özellikle İngilizcede. Benim yaptığım şey kitabımda yazılı olan kalıbı örnek olarak kullanıp kendimce yeni cümlelerde kurup bunu o an kimden İngilizce öğreniyorsam ona gösterip onaylatmaktı. Bu şekilde yavaş yavaş hangi fiilin hangi halini kullanmam gerektiğini öğrenmiştim. Bu şekilde öğrenmek yerine bilgi biriktirmiştim kendimde. Ve kullanmam gerektiğinde zorluk çekmemiştim.

3. ÖĞRENDİK DE NASIL KONUŞACAĞIZ?

Konuşmasak aslında biliyoruz İngilizceyi. Herkesin deyişi de bu şekildedir, “anlıyorum ama konuşamıyorum.” İlk kural benim için korkmamaktı. Hata yapmaktan korkmamak. Denemeden yanlış kullanmadan öğrenemeyecektim. Konuşmam (klasiğin aksine) okuma ve yazmamdan daha iyidir çünkü ben konuşmaya başladığımda hangi kelimeyi hangi kalıbı kullanacağım derdine düşmem. Ve aslında biz anadil olarak değil de ikinci dil olarak öğrenenler sürekli bu sıkıntıyı çekiyor. “Şu kelimeyi kullanmalıyım”, “Şu kalıp olmalı, ikinci hali neydi”, “ya yanlış kullandım” diye düşünerek heyecanlanıyor ve panikleyip konuşmayı bırakıyor. Ancak şu gerçek var: kimse sizden İngilizceyi ana diliniz gibi konuşmanızı beklemiyor, hata yaptığınızda “onlar anlamıyor” diye düşünmenize gerek yok çünkü anlıyorlar. İngilizce dünya çapında geçerli bir dil ve birçok anadili İngilizce olan kişiler bile yüzde yüz doğru konuşmuyorlar. Konuşmaya başlamadan önce rahat olmalısınız ve hatalarınız olmalı. Bir de telaffuz konusu var, bunun içinse en iyi yardımcı yabancı dizilerdir. Özellikle dili kolay ve sit com tarzı olan dizileri İngilizce alt yazılı izlemeye başlarsanız hem birçok kelimenin telaffuzuna kulak aşinalığınız olacak hem de aynı zamanda nasıl yazıldığını gördüğünüz için ilerde benzer bir içerikte yazarken ya da konuşurken aklınıza gelecek. Ben mesela şu an İngilizce deyimlerimi geliştirmeye çalışıyorum ve bir bölümü İngilizce alt yazılı izleyip telaffuzunu yazılış şeklini vs. gördükten sonra Türkçe alt yazılı izliyorum ki duyduğumda anlamadığım kelimeleri öğrenmeme yardımcı olsun. Bir de şu tavsiyem var, yalnız kaldığımda özellikle ayna karşısında kendi kendime İngilizce konuşuyorum. O gün ne yapmam gerektiğini kendime İngilizce söylüyorum, yardımcı oluyor. Eğer ki anadili gibi İngilizce konuşan biri isterseniz gitmeniz gereken yer bulunduğunuz şehrin turistik mekanları. Biraz tarihi bilgi ile gönüllü rehberlik yapmak istediğiniz söyleyerek konuşma imkânı bulabilirsiniz ve bir de tabii ki uygulamalar var bunun için.

4. ÖĞRENDİK, KONUŞTUK BİRAZ DA GELİŞTİRELİM

Geliştirmeniz yapacağınız şey ise günümüz kültürünü takip etmek bunu ise sosyal medyadan tutun da basılı yayın araçlarına kadar birçok farklı araç ile yapabilirsiniz. Bazı siteler, yayın araçları ve uygulamaları örneklendirelim.

· NETFLİX

· ORORO.TV

· VOICE OF AMERICA (Youtube kanalı)

· TED (Youtube ve kendi siteleri var)

· ELEVATE

· MEDIUM

· CAMBRIDGE SÖZLÜK

· SOKAK DİLİNİ ÖĞRENMEK İSTERSENİZ İNGİLİZCE YAYIN YAPAN YOUTUBE KANALLARI

· THE NEW YORK TIMES