Fikirlerinizi Özgür Bırakın

Ben Alp Can Basmacı.17 yaşındayım. Antalya’da yaşıyorum. Şu an lise son sınıf öğrencisiyim, üniversiteye hazırlanıyorum.

Alp Can Basmacı

Benim serüvenim 9. Sınıfta yani 13 yaşında başladı. Yazılıma merak sardım ve internette çılgınlar gibi araştırmaya başladım. Araştırdıkça öğrendim, öğrendikçe aşık oldum. Bir süre sonra internet araştırmaları ve aldığım kitaplar beni tatmin etmemeye başladı. Bilen birinden kesin bir eğitim almak istemiştim. Bu yüzden Antalya’da özel bir eğitim kurumunda yazılım eğitimi aldım. Eğitim yaklaşık 7 ay sürdü ve benim ASP.net, ASP.net MVC konusunda gelişmemi sağladı. Dil olarak da c# kullanıyorum. Eğitimi aldığım sınıfta 6 kişiydik, 3 tanesi yazılım mühendisiydi. Fakat hocamızın dediğine göre, ben kursu 1. Olarak bitirdim ve üstün başarı belgesi aldım.(Bunu söylemeden geçemezdim:)) Henüz eğitimim devam ederken işler almaya başlamıştım. Ardından da işler almaya devam ettim. Bunlar benim yazılım konusunda gelişmemi ve tecrübe edinmemi sağlamıştı. Ama bana göre o zamanların, o işlerin bana en büyük katkısı insan ilişkileri olmuştu. 13 yaşında insanlarla anlaşmalar yapmaya çalışmak tahmin edeceğiniz gibi zordu. İşte o anda kendimi, işimi, bilgimi pazarlamam gerekti ve bunu öğrendim. Aldığım yazılım eğitimi sonrasında bakış açım değişmişti, buna bağlı olarak da hayatım değişti. Artık gerçekten hayatım boyunca severek yapmak istediğim işi biliyordum. Ve bunun için her şeyi yapmaya hazırdım. Ya da öyle zannetmiştim. O zamanlar bana hayatta yapmak istediklerimi veya kariyer planımı sorsanız size şu cümleyi kurardım: ”Yurtdışında, tercihen Amerika’da, çok iyi bir üniversitede eğitim almak, orada kalmak ve çok büyük, güçlü, ünlü bir şirkette başarılı ve gözde bir yazılım mühendisi olarak çalışmak.” Ne kadar güzel bir plan öyle değil mi? Prestijli bir iş, güzel bir maddi gelir, yüksek hayat standartları, sınırsız imkân vs. Her anne, her baba çocuğu ile gurur duyardı. Kesinlikle katılmıyorum.

Yukarıdaki paragrafta okuduğunuz her şeyi unutun. Onlar dünyada ki her lisedeki genç birinin düşünebileceği, hayalini kurabileceği, hedefleyebileceği şeyler. Ama ben onlardan biri değilim. Zaman geçtikçe, ben büyüdükçe, onlarca kitap okudukça, araştırmaya ve öğrenmeye olan merakımın da katkısıyla düşünce yapım, fikirlerim değişti. Bir kere artık kesinlikle yurtdışında okumak istemiyorum. Hatta her kişi ve her durum için değil belki ama çoğunlukla yurtdışında okumak isteyen insanlara da karşıyım denilebilir. Türkiye’ de kalıp kendimi burada geliştirip, Türkiye’nin gelişimine de katkım olmasını istiyorum. Ve artık sıradan bir yazılım mühendisi olarak da hayatımı sürdürmek istemiyorum.

Üretken olabilmek, kendi hayallerimin peşinden gitmek, bu sırada riskler alabilmek ve Türkiye’ de ki bazı şeyleri değiştirebilmek istiyorum. Ve en önemlisi bende bunu deneyebilecek cesaret var.

Bu düşünceler oluşmaya başladıktan sonra biraz daha girişimcilik konularına, yönetim konularına yönelmeye başladım. Okuduğum kitap ve makaleler de bu doğrultuda değişti. Bu yönde araştırmalarım devam ettikçe Türkiye’de girişimlere, yeni projelere sağlanan destek daha fazla artarsa, girişimciler için uygun ortam sağlanırsa Türkiye’den harika projeler çıkabileceğine inandım. Şu an Türkiye’de ki insanlara ve Türkiye’nin geleceğine oldukça güveniyorum. En sonunda benim de Türkiye’nin girişimcilik ekosistemine bir katkım olsun istedim ve bir proje geliştirdim. FikirAtölye.

FikirAtölye kullanıcılarının tek bir platform üzerinden tek bir ilan ile çok sayıda yatırımcıya ulaşmasını sağlar. Üstelik sadece melek yatırımcılara değil. Melek yatırımcıların yanında farklı sektörlerdeki farklı şirketlerin de projenizi incelemesini sağlar. Bana göre herkesin bir fikri olabilir. Herkes bu fikri bir proje haline getirebilir. Bu kişilerin mümkün olabilecek en hızlı, en kolay ve güvenli şekilde yatırımcılara ve şirketlere ulaştırılması da en mantıklı olandır. Yurtdışındaki bazı ülkelerde projesi olan birinin projesine yatırım almasının ne kadar hızlı ve kolay olabileceği ile ilgili yazıları internette araştırıp okursanız hayret edersiniz. FikirAtölye işte bunu sağlar. Hızlı, güvenli ve kolay bir şekilde sizi yatırımcılara ulaştırır. Bunun yanında gelebilecek çoğu projenin dijital ortamla, yazılımla alakalı olabileceğini düşünerek FikirAtölye ’de yazılım firmalarının olmasını da sağladım. Bu sayede yazılım bilgisi olmayan bir kişi, bir yazılım firması ile ortak olarak projesini hayata geçirme şansı yakalayabiliyor. Ayrıca bir projesi olmayan ama kendi fikirlerine, yaratıcılığına, hayal gücüne güvenen kişileri de unutmadım ve bu yüzden şirketlerin oluşturduğu “istek projeler” i yarattım.

FikirAtölye henüz yeni hayata geçti ama bu kısa sürede çok güzel geri dönütler aldım. Aralık ayında ilk FikirAtölye sunumumu gerçekleştireceğim. “Gelecek vadeden girişimci” ödülüne adayım. Son hızda yeni şirketlerle ve yatırımcılarla görüşmelere devam ediyorum.

FikirAtölye’nin ilerleyen zamanlarda Türkiye’nin büyük şirketlerinin dâhil olduğu bir platform olmasını istiyorum. İnsanları üretken olmak konusunda, girişimci olmak konusunda teşvik edebilmek istiyorum. Türkiye’nin yeni fikirlere, projelere çok değer verilen ve dünya devi projelerin ortaya çıktığı bir yer haline dönüşmesini ön sıradan izleyenlerden olacağım. Zaten Türkiye olarak dijital çağ, teknoloji vs. konularda dünya devlerini yakalamamızın en önemli anahtarlarından birinin yeni fikirlerin filizlenmesine olanak sağlamak olduğu kesin.

Burada bize düşen görev cesur olmak ile başlıyor. Sıradan hayatları hedeflemememiz gerekiyor. Hayatın tadı üretken oldukça çıkar. Hepimizin aklına fikirler geliyor. Orada bırakmamamız lazım. Bu fikirleri birer projeye çevirmemiz lazım. Ve en önemlisi bunu para veya şöhret için yapmayın. Bunu tutku ile yapın. Tıpkı benim gibi.

Sizi davet ediyorum. Cesur olmaya ve artık harekete geçip fikirlerinizi özgür bırakmaya.