10. Gün — İtiraf ediyorum..

İki hanelere geldik çok şükür, plaka şafağa yakın mı sayılıyordu? Öyleyse daha henüz şafak 150 :)

Bugün biraz itiraf etmek istiyorum..

İtiraf ediyorum; çocukluğumda 4 yıl sırf köfte ve döner yiyerek geçirdiğim bir dönem olmuş.

İtiraf ediyorum; çocukken gittiğimiz bir tatil köyünde bir hafta boyunca sadece kızarmış patates ve beyaz ekmekle beslenmişim

İtiraf ediyorum; pizzaya ilk aşkım ninja kaplumbağalarda hayranlığımla 9 yaşımda başladı ve ilk kez Ataköy Marina’da şimdi adını hatırlayamadığım ortasına yumurta kırılmış bir pizzaydı ve nefret etmiştim.

İtiraf ediyorum; üniversite çağında haftada 4 gün eve pizza siparişi verdiğim olurdu ve bunların hepsi de kalın hamur büyük boy pizza + 4 dilim sarımsaklı ekmekten oluşurdu.

İtiraf ediyorum; ev ahalisi her evde olmadığı gece TV karşısında pizza sipariş verip yedim.

İtiraf ediyorum; mantıyı hayatım boyunca ekmekle yedim. Bu vesileyle ekmek arası ekmek yiyen ‘Bestaminin Kemancısı’ karakterini hayatımıza sokan Levent Kırca’yı da tekrar saygıyla anıyorum.

İtiraf ediyorum; akşam kebapçıdan kalkıp, gece 3'e kadar alkolun su gibi aktığı geceler sonrasında mantıcıda 1,5 porsiyon mantı ve ortaya (yersen) çökertme söyleyip yediğim çok geceler olmuştur.

İtiraf ediyorum; bir önceki gibi geçirdiğim her gece sonrasında öğlen illa kaçamak bir pizzacıda mümkünse yiyebildiğin kadar ye de buluyordum kendimi.

İtiraf ediyorum; genelde tüm bu akşam yemeği alışkanlıklarımı tam da obezitenin insanlığı vurduğu TV karşısında gerçekleştiriyordum.

İtiraf ediyorum; yine TV karşısında bir film/dizi izlerken yarım kavanoz Nutella yiyebiliyordum.

İtiraf ediyorum; herhangi bir restoranda oturduğumda gelen ekmek sepeti 5 dk. içinde boşaldıktan sonra ikincisine geçiyordum. Yani benim yemek düzenim, 1. sepet, başlangıç, 2. sepet, ana yemek, tatlı , 3. sepet gibi ilerliyordu.

İtiraf ediyorum; acil durum büfelerine her girdiğimde ısmarladığım dönerli sandviçi beklerken illa bir sosisli ya da hazır ‘iğrenç’ tabir edilen tava (aslında tost makinesinde yapıyorlar) hamburgerlerden söylüyordum.

İtiraf ediyorum; oğlumdan gizli çikolatalarından yürüttüğüm bile çok oldu.

İtiraf ediyorum; hayatımda domatesi taze Gamze’nin dürtmesiyle anca 3–5 kez yemişimdir.

İtiraf ediyorum; La Maison’da görev aldığım müddetçe her akşam hazırlanan sarımsaklı ekmeklerin çoğunu ben yedim.

İtiraf ediyorum; evde pişen o kadar güzel ev yemeklerine rağmen ben %80 gece bir yolunu bulup dışarıdan sipariş veriyordum. Yemeksepeti’nde ilk melek yatırımcıların katkısı kadar cirom vardır.

İtiraf ediyorum; tüm bunlara rağmen hiç doymadım..

Tüm bunlar sonucunda da İtiraz ediyorum; bana tüp, lpg vs. mide ameliyatı demeyin! Benim mideye platin de taksan bu düzene ayaklanır arkadaş! Bu benim için son öğretidir. Kendimi tutmayı, kendime hakim olmayı ve bu yukarıda saydığım maddelerin hayat standartı değil, aralarda yaşanacak keyifler olabileceğini anlamam gerekiyor. Alttaki pozun sağlıkla çok uzun yıllar Gamze’nin kadrajına girebilmesi için bu şart!

Varsa sizlerin de itiraflarını buradan almak isterim.. Hatta bu satıra bile yorum bırakabilirsiniz. Benden beterleri var mı merak içindeyim :)

Bugün mü? Spora yine gitmedim ama tüm menümü baştan sonra harfiyen tamamladım.

Yarın görüşmek üzere..

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.