77. Gün — I’m Back!

İşler, güçler, dertler, sevinçler devamlı devinen bir yaşamın içerisindeyiz. Bir baktım ki o da ne?! Her gün yazmaya, hislerimi paylaşmaya karar verdiğim yolculuğumda haftada bir yazmaya başlamışım. En az iki ya da üç kilogram yağ verdiğim haftalarda hiç vermeden eve dönmeye başlamışım. Hedefe kilitlenmek için yolculuğu sağ salim bitirmiş gibi rol kesmeyegörün, hayattan hemen bir tokat geliyor. Motivasyon; hedefe olan inancınıza güvenmeden, dimdik ayakta koşmaya devam edebilmektir diyebiliriz. Ben başaracağıma fazla güvenip efor sarfetmeyi bıraktım sanırım. Neyse ki çok geç olmadan bunları fark edip, titreyip bir kendime geldim! Başarıya giden yol hiç bir zaman linear olmadı ki, hep havalı cıvalı bir doğrunun üzerindeyiz. İşte şimdi de bu dönemeçlerden geçiyorum, buradan sonrası biraz arazi yolu gibi geliyor..

Son 4–5 haftam ilk baştakine oranla daha başarısız geçti diyebilirim. Yarın tartılınca daha net bir rakam verebilirim ama kendi açımdan bakarsam, daha fazla ekmek tüketmeye, daha fazla buzdolabının kapağını açmaya ve daha fazla ‘bu kaçırmak sayılmaz ki’ onay isteme cümlelerini kullanmaya başladım. Bunlar tehlikeli! Hemen hayata bir <<pause>> çakıp, bir adım geriye giderek son birkaç haftamı hızlı bir şekilde ileri, geri sarıp analizlemek gerek. Yoluma eski hızımda devam etmem gerekiyor.

Bugün evde en şişman halimde üstüme olmadığı için giyemediğim üç tane takım elbisemi şimdi de benden bir 10cm uzakta kapandığı için emekliye ayırdım. Kendimi düzene sokabilme adına yeni motivasyon yöntemleri araştırırken bu aklıma geldi. Şu anda giydiğim tüm pantalonlarla göbeğim arasında yarım karış kadar fark kalıyor :) Bunun dışında erken hamle olarak da bu özgüvenle bazı giyemediğim markaların kapısından girdim ve boynum bükük olarak geri çıktım. Diyorum ya özgüvenin de fazlası zarar. Tam çok sevdiğim phenix kayak montumu deneyecektim ki; onu giyerken 80kg olduğum aklıma geldi ve buzdolabının önünden geçerek TV karşısındaki yerimi aldım.

Bu arada 9 gündür spora gidemiyorum! Bu gerçekten bahanelerle değil çok ağır bir grip geçirdim ve bu griple birlikte bir çok yeni marka ve sunumu için hafta sonu demeden zorlu bir süreç geçirdim. Güzel taraf; spor salonumu ve hızlı yürümeyi özledim! Kötü taraf, hala hastalığım geçmedi ve 1–2 gün sonra kısa da olsa bir seyahatim olacak. Alışkanlığımı kaybetmeden geri dönmeliyim. Spor yapamadan geçen her gün, ağzına boşa attığın bir gofret kadar bu yola zarar veriyor. Düşünsenize; o kadar sebzeye, açlığa, içmemeye dayanıyorum ama spor yapmadığım günler bir çoğu boşa gdiyor. Şubat başı kayak programları yapıldı, her şey hazır ama bir tek ben değilim! Henüz kayak kaymak için kendime verdiğim kilo limitinden 8 kg. gerideyim ve 1,5 aydan az bir zaman kaldı. Bir de bu zaman içinde yılbaşı tatili var. Umarım yarın en azından bir tık daha hedefime yaklaşmışımdır da geriye kalan süre için bana güç ve motivasyon sağlar!

Tüm bunlarla cebelleşirken, karamsar bir anımda karşımda yaratıcı yılbaşı planlarıyla Gamze, önümde bana ‘piç’ bir tonda gülümseyen kahvem ve ‘senin göbüşün düşmüş baba’ diyen oğlumun desteğiyle kendime tekrar geldim :)

Sağlıkla kalmak dileğiyle, yarın iyi haberlerle karşınızdayım.