11. Gün — Sıradan bir cumartesi

İtiraflardan sonra biraz rahatladığımı kabul etmeliyim.. Arkadaşlarımın itiraflarını dinledikçe de tek başıma olmadığımı ve Nutella konusunda çok da düşündüğüm iddiada olmadığımı anlamış bulundum :)

Bugün gerçekten kendimi beyin olarak duraklattım, buna ihtiyacım varmış. Hayat tüm süreçleriyle ‘koşmaya’ devam ederken bir yandan bu yeni hayat stiline alışmak; hani göğsünüze aynı anda sol elinizle tuzluk gibi vurup, sağ elinizle de karete-kid edasıyla yukarı aşağı oynatmaya çalışırsınız ya, işte onun gibi bir şeymiş.

Şimdiye kadar ettiğim en keyifli kahvaltıyı ettim diyebilirim: Omlet! Genelde kendi kahvaltım da hep 4 yumurtalı ve en yağlısından ezine peynirin tavada pişirilmiş halinden oluşurdu. Şimdi tek fark peynir değişti ve sarıların çoğu gitti.. Kendimi nasıl da kaptırıyorum bir görseniz :)

Sabah kahvaltım

Günümün çoğu İstinye Park ve Uniq’de geçti. Buralarda biraz zorlanmadım desem yalan olur; akşamüstü saatlerine doğru oturup kızarmış soğan halkası yanında patates kızartması ve buz gibi bir bira çekti canım ve derhal bol tarçınlı bir sıcak sütle kendimi duruma adapte ettim :)

Bugün de spora gitmedim, sevimli adım sayarım ‘Jawbone’ a göre 9.800 kadar adım atmışım ki; bu günlük istenilen limite 200 adım kadar yakın! Kalan 200 için de daha gece uzun, evin bir ucundan bir ucuna yürür dururum artık:)

İlk başladığımda yediğim yemeklerin %20'si kadarından keyif alırken, bu oran 11. günümde %60'lara kadar çıktı diyebilirim. Bir çok yemeğe ben alışmaya başladım, diğerleri için de taze soğan ve sarımsağın sırf cebe koyarak yön öğretmeye değil acayip bir lezzet arttırıcı unsurunun da olduğunu keşfetmiş oldum. Yemek pişirirken kullandığımız bu doğal antibiyotikleri ben şu anda sevmediğim her yemeğin yanında çiğ çiğ tüketiyorum ve yemeklerin tadı bir anda lezzetlenmeye başlıyor. Diş fırçalama ritüelim günde 5'e çıktı ama olsun zaten sevgili dostum ve diş hekimim Vedat çoğu zaman dişlerime daha iyi bakmamı söylüyordu ve böylelikle bu işi de aradan çıkmış oldu!

Salı günü gerçekleşecek tartılma seremonisi için galiba şimdiden heyecanlanmaya başladım. Yağ, su çok önemli olmasa da bu sefer içimden yağdan gitmesini çok istiyorum.

Dediğim gibi; bugün beynimi biraz ‘pause’ moduna aldım.. Şimdi rezene çayım yanında sarı leblebilerim ve Netflix’im beni bekler :)

Yarın görüşmek üzere..

Like what you read? Give Cenk Kıran a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.