tekrarlandıkça anlamsızlaşan kelimeler hatırına: dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. dönüyor. Görüyor musun?

Her hatama 'senin yüzünden' diyebileceğim bir fail bulabilirim, bu korkaklıktır. Ben korkak değilim.
Her hatasını kabullenebilmek cesur insanların işi. 
Yalnızca kendimi suçlayacak kadar bir başıma, kimin ne istediğini işitemeyecek kadar kalabalığın içindeyim;
Korkuyorum çünkü hayattayım. Hayattayım çünkü nefes almak yeterli dediler. Ciğerlerim yıllarca kin, nefret, öfke ve hırsla kirlenmiş bir havayı soludu. Artık ben de yürüme mesafesinde nefret ediyorum tebrikler!

Yürüyorum ve yollar bir yere varmıyor. Cümlenin sonuna bir bağlaç ekleyince herkes dinliyor gibi. Özlemek en uzun cümle sayılırken vazgeçmek bir ömür aslında kimse kabul etmiyor. Eve varıyorum. Her zaman.

Duvarların içinden gelen ve terk edemediğimiz bu yalnızlık.

Sabah uyanıp fırına ekmek almaya giden orta yaş üstü erkekler, 
bütün hayat temiz çamaşırlar, sıcak ve taze yemeğin önemi var eden kadınlar.

Susmayı, sessiz kalmayı vakur bir ifade niyetine boynunda taşımayı öğütleyen babalar, 
sevmeyi öğretirken kendinden nefret ettiğini gizleyemeyen anneler. 
Var olduğunu ispatlarcasına, boğazında ağrıyla uyandıracak çığlıklara sahip çocuklar. Yeniden başlıyor herşey, bu basit bir imla kuralı. Hayat bir çok şeyi ayrı yaşatır.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated sıfır’s story.