140journos #P24SeçimOtobüsü ile Diyarbakır’da

140journos, Platform24 (Punto24)’ün düzenlemiş olduğu Şanlıurfa-Mardin-Diyarbakır seçim turuna katıldı.

Platform24 (http://platform24.org/), 7 Haziran Genel Seçimleri yaklaşırken Türkiye’nin 5 bölgesinde, seçimin nabzını tutmak amacıyla seçim gezileri düzenliyor.

11–14 Mayıs: İzmir, Manisa, Aydın, 18–21 Mayıs: Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, 25 Mayıs: Bursa, 28–31 Mayıs: Hatay, Mersin, Adana, 02–05 Haziran: Rize, Trabzon, Giresun

P24 Seçim Otobüsü, Diyarbakır HDP İl Binası’nda Mv. adayı İdris Baluken ve Mv. adayı, aynı zamanda Ezidi topluluğundan olan Felaknas Uca ile buluştu. Baluken: “Kobane sürecinde Ak Parti’nin IŞİD’e verdiği destek, Kobane düştü düşecek sözü, çözüm sürecinde Erdoğan’ın yaptığı müdahale, HDP barajı geçmeli düşüncesi seçmen üzerinde etkili oluyor. Bu bölgede HDP oylarının doyuma ulaştığı ve barajı geçmeye etki etmeyeceği düşüncesi doğru değil.Partimize yönelik saldırıların gerçekleştiği illerde büyük bir sıçramanın gerçekleşeceğine inanıyorum.”

“Bu partinin her şeyi bir meclis, parlamento grubu değildir, sadece partinin legal bir organıdır. Parlamento grubu olmadan önce de bu partinin organları bütünlüklü olarak ortaya koydukları siyasetle hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da çok güçlü, etkili bir muhalefet yaptı. HDP barajı geçmemesi durumunda demokratik siyasetimizi ortaya koymaya devam ederiz. 2 yıldır devam eden çözüm süreci demokratik siyasetin alanını rahatlatmayı ve özellikle silahlı mücadeleye dayanan yöntemi demokratik siyaset içine angaje etmeyi öngörüyordu. Demokratik siyasetin alanı önüne provokasyonlarla, seçim hileleriyle bazı engeller getirirse, halkın meclis içinde çözüm iradesinin önüne geçilmek istenirse bu belli düzeyde gerilim yaratabilir ama bunu bir felaket senaryosu olarak görmek yanlış. HDP bu gerilimin farklı bir kaosa, çatışmaya evrilmemesi için, kendi üstüne düşen görev ve sorumlulukları yerine getirir. Türkiye toplumu bir korku içinde olmamalıdır. HDP barajı geçmese bile, çözüme, barışa dair pozisyonuyla tüm süreçleri takip eder. Yürüyen çözüm süreci açısından çözüm sürecinin ruhunun zedelenmesi gibi bir gündem şekillenebilir. Neticede, elinde silah bulunan gerillaya bizim gidip şu cümleyi kullanmak isteğimiz var: “Artık silaha gerek kalmadı, çünkü demokratik siyasetin önündeki engeller tamamıyla kalktı. Buraya gelin, beraber demokratik siyaset yürütelim.” Tabii eğer böyle bir şey şekillenirse, HDP halkın iradesi dışında meclis dışında bırakılırsa bizim bu cümleyi kurmak için bizim biraz daha fazla zaman gerekebilir, bu yönüyle önemsenmelidir. Ama her halükarda biz o cümleyi kullanmak için bir ısrar içinde olacağız. HDP’nin mecliste olması, çözüm sürecinin yasal ayağını oluşturması açısından son derece önemlidir. HDP mecliste olup olmamasından bağımsız olarak, ortada çözüm süreciyle ilgili bir irade olduğu sürece çözüm süreciyle ilgili her türlü katkının içinde olmaya çalışır. En nihayetinde, Kürt meselesi ya da Türkiye’nin demokratikleşme sorunu eğer meclis çatısı altında çözülecekse orada bir temsiliyetin bulunması süreci son derece rahatlatır. Mecliste, komisyonlarda tartışmaya girmeyen bir muhalefet, iktidarın kendi çözüm perspektifini dayatması demektir. Bu da bugüne kadar sonuç getirmemiştir. Resmi müzakareler başlarsa, orada ortaya çıkan nitelikli sonuçları meclise getirip yasalaştırmak istiyoruz ve bu da çözüm sürecinin omurgasıdır.”

— İdris Baluken

Arka Plan Resmi: Surp Giragos Ermeni Kilisesi duvarları, Diyarbakır


“AKP yürüyen çözüm sürecinin toplumsallaşmasından korkuyor. Başından beri sürecin şeffaflaşması gerektiğini belirtmemize rağmen, o mekanizmaların kurulmasına engel kondu. İzleme heyeti süreci topluma mal edecekti, karar alma süreçlerini denetleyecekti. AKP, çözüm sürecini sabote etme, seçim sonrası savaş hazırlığını gündemleştirmeyle meşgul. Seçim sonuçlarına göre barışçıl pozisyona geleceğini düşünmüyoruz. Seçim süreci belki kararlı bir barış iradesini ortaya çıkarırsa, çatışmasızlığa halk tarafından güçlü destek çıkarsa bu Tayyip Erdoğan’ı durduracak yegane durum olur.” — İdris Baluken

“Yüksek Seçim Kurulu’na gelen sonuçları önceden kendi iletişim ağımızda, bir havuzda toplama gibi bir sistem kurduk. Akıllı telefonlar aracılığıyla mevcut tutanağın resminin çekilip, tıpkı İlçe Seçim Kurulu nasıl YSK’ya gönderiyorsa bizim de yerelimizden genel merkeze bir bilgi akışı söz konusu olacak. Bu tedbirlerin sandık hilelerini törpüleyeceğini düşünüyoruz.”- İdris Baluken

P24 seçim otobüsünün bir başka durağı AK Parti Mv. Adayı Haşim Haşimi’nin seçim ofisi. Daha önce de Cizre Belediye Başkanlığı ve Diyarbakır milletvekilliği yapan Haşim Haşimi, Adana ve Mersin’de HDP bürolarında patlayan bombalar hk. “Birileri Türkiye’nin sağduyusuna bomba attı. Siyasi aktörlere konuşmayın, bu meseleyi diyalogla çözmeyin, çatışın mesajı verildi. Bütün siyasi partiler kınama çizgisinde buluştu, bu umut verici. Ortak çizgide buluşmak, provokasyon yapmak isteyen güçleri düşündürür.” değerlendirmesini yapıyor.
“Önemli meselelerde, savaştan çok barışı savunan, elini taşın altına koyan, riske giren siyasi hükümetler kan kaybına uğramıştır. Bu önemli değil çünkü Kürt meselesinin çözümü, siyasetçilerin kariyerinden ve partisel çıkarlardan daha önemlidir. Çözüm sürecini tamamıyla bir barış ortamıyla taçlandıralım. Tüm Türkiye biliyor ki, AK Parti hükümetleri ciddi adımlar atmıştır. Kürt Meselesi’nde hiçbir siyasi partinin yapmadığı, yapmak istemediği bir çok tabuyu yıkarak bu meseleyi bu noktaya getirmiştir. Uzunca bir süre geçmiş siyasetlere bağlı olarak Kürt yok, sorun yok deniliyordu. Bugün bombaların patlamasıyla (Adana ve Mersin kastediliyor.) yine birileri Türkleri ve Kürtleri savaştırmak istiyor.” — Haşim Haşimi

“1989'dan beri bu meselenin içindeyim, bu meselenin çözümü için Sayın Özal’la görüştüm, Allah rahmet eylesin, Erdal İnönü’yle görüştüm, Allah rahmet eylesin, Süleyman Demirel’le görüştüm, Allah şifa versin, Tansu Çiller’le görüştüm, ona hiçbir şey söylemiyorum, Mesut Yılmaz’la görüştüm, kendi siyaseten paramparça oldu, bir köşede. Bu konunun çözümü için tartıştım. Eğer bir siyasi parti Türkiye’nin tüm bölgelerinden dengeli bir şekilde oy alacak değilse Kürt sorununu çözmede yetersiz kalacaktır. Bu konuda liderlik gücü de önemli. Erdoğan’ın güçlü liderliği medyayı, sermayeyi, sivil ve askeri bürokrasiyi, kurumu bir araya, eşgüdümlü hale getirmiştir. Milliyetçi kesim de bunu hazmetmezdi, güçlü liderlik önemli rol oynanmıştır.” - Haşim Haşimi

“Bir ilimiz, Şırnak, topyekün kuşatılmadı mı? Ben belediye reisiydim. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde koca bir il topyekün, toplarla, havanlarla dövülerek kuşatılıyor. PKK ile çatışmada akrabasını kaybeden dönemin korucubaşının evine bomba gelince sen de Kürt değil misin, şerefsiz deniyor. Lice, Dargeçit yerle bir edildi. Hukukun rafa kalktığı, legal siyasetin bittiği, hele hele birileri kaybolduğu vakit, hele Toros marka binek arabalar piyasaya çıktığı vakit, önce kurşun gibi bir hava, sonra kaybolan birkaç genç…O kaybolan gençlerin anne babası devletin kapısına, savcılara gidip ‘Benim oğlum inşallah gözaltındadır, değil mi?’ sorusunu yönelttiği vakit, ‘Hayır oğlunuz gözaltında değildir, maalesef.’ denildiği vakit ağlayıp eve geliyordu ve ikinci talepte bulunuyordu: ‘Bari cesedini görelim.’ Biz belediye olarak hizmet vermekten ziyade cenaze kurumu haline gelmiştik, toplu taput siparişi veriyorduk. (AK Parti’nin süreci sabote ettiği iddiaları üzerine) Ben bir süreç başlatacağım ve bu süreci sabote edeceğim? Ben başlattığım süreci niye sabote edeyim? Çok acılı günlerden geldik, en ufak bile olsa bir barış umudunu koruruz. Seçim dönemlerinde yapılan açıklamalardan ziyade icraate bakmak lazım, söylemler konjektreldir. Gecmişte yapılanlar teminattır ve gelecekte devam eder.” — Haşim Haşimi

“İlk defa Türkiye’de bir cumhurbaşkanını halk seçiyor ve birileri buna alışmamışsa yapacak bir şey yok. Recep Tayyip Erdoğan diyor ki seçime girdim, halk beni seçti ve konuşacağım. (Cumhurbaşkanlığı Sarayı tartışmaları üzerine) Bir süreç başlatmıştır, o da bu ayrıcalığı hak eder.” — Haşim Haşimi

Güller, P24 seçim organizasyonuna katılan haberci ve gazetecilere dağıtıldı. Bürodaki gruplar, soru-cevap kısmının arkasından Haşim Haşimi’yi alkışlıyor.
Diyarbakır’da bir sonraki durağımız Hüda-par tarafından desteklenen Bağımsız Aday Zekeriya Yapıcıoğlu. Hüda-Par tüm coğrafyada 9 bağımsız aday çıkardı ve Diyarbakır’a gelişimizde ilk görüştüğümüz yerel gazetecilerin izlenimlerine göre, HDP’nin barajı geçmemesi durumunda meclise vekil sokabilecek pozisyonda, hazırlığını buna göre yapıyor. Ancak bu sayı mecliste grup kurmaya yeterli değil.

Kürt Meselesi’nin çözümü noktasında taraf olarak isimlendirilen ve masada Kürtlerin adına oturduğunu iddia edenler Türkiyelileşme süreciyle beraber Kürt sorununu biraz daha geri plana atmış görünüyor. Şu an mesela Kürtlere anayasal statüden ziyade LGBTİ bireylerin anayasal olarak tanınması ve onların haklarının güvence altına alınmasını öncelemeleri ve seçim beyannamelerine koymaları bize göre handikap. Türkiyelileşmeye itirazımız yok ama Kürt meselesini diğerlerinin arkasında görmeleri ve Kürtlerin tek temsilcisi olduklarını iddia etmeleri, ikisini beraber yürütemezler.” — Zekeriya Yapıcıoğlu

“Israrla bizi IŞİD’le ve dünyanın neresinde Kürtlerin tepkisini çeken bir grup varsa bizi onlarla ilişkilendirdiler, bilinçli, kasıtlı yaptılar. 6–8 Ekim olayları halkta ciddi bir travma oluşturdu. Hayatları çekilmez hale gelen, iş yerleri yağmalanan, öldürülenler Kürttü, bu bölgenin insanıydı. İki müsebbibi var. Sokağa, şiddete davet eden HDP ve alması gereken önlemleri almayan hükümet. 48 saat boyunca şehir vandalizme, vandallare teslim edildi.” — Zekeriya Yapıcıoğlu
Zekeriya Yapıcıoğlu, Yasin Börü davasındaki gelişmeler hk. bilgi veriyor.
Hüdapar’ın talepleri
“Ergenekon soruşturması hiçbir zaman Fırat’ın doğu yakasına gelmedi. Sadece Fırat’ın batısı değil, kirli işlerini yaptıkları da Kürdistan topraklarıdır. Şimdi paralel yapı diye tabir ettikleriyle mücadelele de İstanbul, Ankara, İzmir’de kendi ayaklarına takılacağını düşündükleri çakıl taslarını alıp buraya fırlatıyorlar. Orada sadece ayaklarını incitecek olanlar buraya geldiklerinde kafaları kırıyor, ciddi yaralanmalara neden oluyor. Hükümet uyarılarımızı dikkate almadı. Açığa almak yerine yerlerini değiştirmek yoluyla buraya gönderiyorlar, buralar daha hassastır, kritiktir, daha büyük problemlere neden olabilir.” — Zekeriya Yapıcıoğlu

Diyanet özerkleştirilmelidir. Diyanetin bütçesi var ama nasıl çalışıyor? Camilerin ihtiyaçlarını cemaatler karşılıyor. Her Cuma günü camilerde yeni bir cami yapılması ya da varolanların ihtiyaçlarının karşılanması için cemaatten para toplanıyor. Diyanet’in yaptığı imam ve müezzinlerin maaşını vermek. Bu da “Maaşlarını biz verelim, bizim kontrolümüz dışına çıkmasınlar” düşüncesiyle yapılıyor. Bize göre her inanç kendisini örgütleme ve gerekliliklerini yerine getirme hakkına sahip.”- Zekeriya Yapıcıoğlu

Milletvekili yemin metni baştan aşağı sıkıntılı. Atatürk ilke ve inkilaplarına yani CHP’nin 6 okuna bağlılık. Metin bu kalacaksa siyasi partiler kanununu değiştirin, ‘CHP’den başka parti kurmak yasaktır, siyaset yapmak isteyen CHP’de yapsın’ diyin. 6 ilkeden biri devletçilik değil mi? Peki devletçi bir ekonomi politikası savunan tek bir siyasi parti kalmış mı? Ama herkes o yemini okuyor. Bizim teklifimiz şudur: Hiç kimse herhangi bir ideojiye bağlı kalacak yemin etmesin ama herkes toplumun menfaati için çalışacağı ve onu kendi menfaati üstünde göreceği, kendi faydasına bile olsa topluma zarar verecek şeyleri yapmayacağına, kutsalı neyse onun üstüne yemin etsin.” — Zekeriya Yapıcıoğlu

P24 Seçim Otobüsü etkinliğinin son konuğu, Eğil ilçesinde seçim çalışmalarında bulunan CHP adaylarından Muhsin Koçyiğit.

Muhsin Koçyiğit, Kılıçdaroğlu’nun ekonomik vaatlerinin toplumda karşılığını bulduğuna dair açıklamalarda bulunurken yanındakiler “Bölgede CHP’nin tabanı var. Diyarbakır halkı Cumhuriyet Halk Partisi’ne uzak değil. 77'de Ecevit döneminde Diyarbakır seçmeni CHP’ye yabancı değildi. Bugün HDP’de siyaset yapan arkadaşların salt çoğunluğu eski CHP’nin tabanıdır. Kar, ne kadar çok olsa bile güneşi gördüğünde erir. Ak Parti şu an güneş görmeye ve erimeye başlamıştır.” değerlendirmesinde bulunuyor.

“Suriye’den ve Kobane’den gelenler bizim misafirimizdir. Suriye’den Türkiye’ye gelenlerin vebali Erdoğan’ın omzundadır. Suriye ile tekrar barışı ,huzuru sağlayarak buradaki insanların kendi istekleriyle Suriye’ye dönmelerini sağlayacağız, kendileri isteyerek gidecekler.”- Muhsin Koçyiğit

7 Haziran seçimlerinde Diyarbakır’dan kimler milletvekili olarak seçildi? 140journos’un 25. Dönem TBMM’ne yönelik hazırladığı haritadan takip edin: http://140journos.com/TBMM

Like what you read? Give 140journos a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.