Neden “Cuma Hutbesi” 140journos Yayınında Paylaşılıyor?

(Yazı: Engin Önder/140journos)

140journos, Şubat 2016'dan itibaren her cuma günkü yayınında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen Cuma Hutbesi metnini ve Başkanlık’ın web sitesinde duyurulan dijital edisyonunu haber yayınında paylaşmaya başladı. Bir haber içeriğinin doğrudan öznesi olmadığı halde, Cuma Hutbesi’nin bir haber yayınında düzenli olarak işlendiğine muhafazakar medya dahil olmak üzere pek rastlanmıyor. Doğaldır ki, yayında hutbe içeriklerine denk gelen bazı sosyal medya kullanıcıları bu anlamda bize sorularını yöneltmeye başladılar. Kimileri hesabın “hack”lendiğini düşündüğünü belirtti, kimileriyse bu iş için Diyanet’ten “fon alındığını” iddia etti. Bu yazıyı yazma gereksinimini doğuran şey de, birçok komplo teorisine karşın kimsenin bunun bilinçli bir karar olduğu ihtimali üzerinde durmamasıydı.

Şüpheye yer bırakmaksızın, peşinen söyleyeyim: Cuma Hutbesi’nin metnini haber yayınında düzenli olarak vermek editöryel ekibin tam uzlaşısıyla alınmış, bilinçli bir karar ve kanaatimiz odur ki, savunduğumuz “topluluk iletişimi” misyonuna doğrudan katkı sağlayan bir adım. 7 Haziran 2015 itibariyle kapsamını genişlettiğimiz editöryel kimliğimizle, 140journos’un ilk çıkış yaptığı yıllarda olduğu gibi yalnızca eylem ve davaları haberleştirmek yerine, onları da kapsayan daha geniş bir daire çizmek isteğimizi, Türkiye’yi daha iyi anlamamıza hizmet edecek, olayları kavrayışımızı geliştirecek yeni bir rota izleyeceğimizi duyurmuştuk. Bu amaca ise, yeni medyanın mümkün olan her türlü aracını kullanarak nitelikli haber içeriğini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediğimizi bir metinle internet kamuoyuyla paylaşmıştık. O yazıyı kısaca hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum:

“140journos’un 3,5 yıllık kesintisiz yayınında haber değeri taşıyan içerikleri, gerçek zamanlı olarak, olay yerinden ve yaftalardan arındırılmış bir dil kullanarak kamuoyuyla paylaştık. Bugün ise artık yalnızca bu formatı kullanmanın, ülkenin aynı gün içinde birden fazla kez değişen, karmaşık gündemini tam anlamıyla karşılayamadığını düşünüyoruz. Sayıları oldukça artan tekil vatandaş haberciliği verileri, artık bir hikaye anlatmaktan oldukça uzak. O nedenle 140journos’un yönünü çevirdiğimiz istikamet, haber verilerini toplayıp nitelikli görselleştirme araçlarıyla, haritalarla bağlamsallaştırmak ve bu sayede haber tüketicisinin ülkede olup biteni daha iyi kavrayabilmesini sağlamak. Bu motivasyonla hem kimliğimizi yeniliyor hem de habere bakış açımızın tamamen değişimini sergileyecek şekilde birçok farklı mecraya yayılıyoruz. “Habitat” ismini verdiğimiz bu yeni modelde, halihazırda aktif olduğumuz Twitter ve Soundcloud’un haricinde Ekşi Sözlük, Snapchat, Facebook, Bobiler, Instagram, Vine, Periscope, Medium, Whatsapp gibi mecralarda, öylesine değil, mecraların doğasına uygun şekilde içerik üretimine odaklanmaya karar verdik. Altyapılar inşa etmek yerine, mevcut ve kararlı altyapılarda, sosyal mecralarda kamuoyunun kullanabileceği nitelikli içerikler üreten bir noktaya 140journos’u konumluyoruz.” (Kaynak: https:[email protected][email protected]ds7tonty0)

Diyanet İşleri Başkanlığı, 3 Mart 1924 tarihli, 429 sayılı Kanun’da “İslam dininin itikat ve ibadet alanıyla ilgili işleri yürütmek ve dini kurumları idare etmek” şeklinde ifade edilen görev tanımıyla teşkil edilmiş, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık’ına bağlı bir kurum. Milyonlarca insanın değer verdiği dini hizmetler, ritüeller gibi hususlarla ilgili açıklamalar ve düzenlemeler Başkanlık tarafından gerçekleştiriliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı; 2015 yılındaki 5.743.383.000 TL (5 milyar 743 milyon 383 bin Türk Lirası) bütçesiyle Kültür ve Turizm, Ekonomi, Kalkınma, Çevre ve Şehircilik, Dış İşleri, Sağlık ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlıkları gibi yedi bakanlığın tekil bütçelerinden ve Kalkınma, Ekonomi, Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının bütçelerinin toplamından fazla bir bütçeye sahip bir kurum. Maddi olanaklarının yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’deki 80 bin camiide okunacak hutbeleri, yapılacak anonsları, topluma iletilecek mesajları belirleyen yüksek nüfuzlu bir yapı. İslam dinince farz kılınan Cuma namazı vecibesini yerine getirmek için camiiye giden Müslümanlar, önce Cuma ezanını dinler, akabinde Cuma namazının sünnetini kılarlar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın onayladığı hutbe metninin imam tarafından okunması tamamlanmadan farz namazı kılınmaz. Cuma Hutbesi’ni yazılı olarak kamuoyunun ilgisine sunmaktaki ehemmiyet de tam olarak bu noktadan kaynaklanır. Kanaatimizce Türkiye Cumhuriyeti’nde başka hiçbir kurum yoktur ki, aynı anda, tek bir metni, bu denli geniş bir kitleye iletebilme imkanı olsun.

Biz bir habercilik organizasyonu olarak, kamuya karşı sorumlu kurumların faaliyetlerini, açıklamalarını izlemenin ve yakinen takip ederek kamuyla paylaşmanın 140journos’un asli sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Vatandaşın medya ortamına dahiliyetinin, yalnızca çevrelerinde tanıklık ettikleri olaylara dair fotoğraflar, videolar göndererek değil, kurumların faaliyetlerini sorumlulukla takip eden medya kuruluşlarının servis ettiği bilgileri inceleyerek devlet işlerine daha da yakınlaşmak suretiyle bir denetim mekanizması yaratmak olduğunu savunuyoruz. Aynı zamanda haber değeri de taşıdığını düşündüğümüz bir “monitoring” çalışması olarak görülebilecek bu yayına daha detaylı bir haber dosyası oluşturmak amacıyla bir süre sonra geri dönüp baktığımızda, siyasilerin sıklıkla gündeminde ve hedefinde olduğunu da gördüğümüz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın siyasetle, toplumsal olaylarla olan bağını, Başkanlık’ın gündeme dair reflekslerini açık bir şekilde görebileceğimiz ve yine kamuyla paylaşabileceğimiz kanaatindeyiz.

Bu yazı her ne kadar 140journos yayınında yer verilen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hutbeleriyle ilgili bir açıklama yazısı olsa da, yeni dönemde yayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki soru önergelerinin, genel kurul konuşmaları ve kararlarının, Resmi Gazete’de yayınlanan kanun ve yönetmeliklerle ilgili incelemelerin yer aldığını hatırlatmak için de doğru bir fırsat. Vatandaş haberciliği metoduyla başladığımız fakat kapsamını bununla sınırlı kılmadığımız bu editöryel tavrın hem nitelikli hem de daha geniş kitlelere ulaşan bir çizgiye eriştiğini belirtmekten de büyük bir memnuniyet duymaktayız. Öyle ki, bu formata geçmeden önce, Mayıs 2015'te Twitter üzerinde aylık 3 milyon olan içerik görüntülenme sayısı, 8 ay gibi bir sürede muazzam bir artışla aylık ortalama 30 milyon seviyesine yükseldi. Nitel anlamda daha rafine içerikler üretmek için samimi bir çaba gösterdiğimiz bu dönemde, yoğun çalışmalarımızın sayısal olarak da karşılık buluyor olmasının bir güven işareti ve tasdik olduğunu düşünüyoruz.

Başta vakitlerini ayırıp 140journos’a eleştirilerini yöneltmiş değerli kullanıcılar olmak üzere tüm internet kamuoyuna saygıyla duyururuz.