
31 Ekim kripto paralar açısından önemli bir gün. Bundan 11 yıl önce kripto paraların atası olan Bitcoin doğdu. 31 Ekim 2008 tarihinde Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin.org sayfasında yayınladığı makale ile başlayan kripto para ekosistemi 250 milyar dolarlık bir hacme sahip. Bu geçen 11 yılda binlerce proje, on binlerce borsa, milyonlarca kullanıcı kripto para ekosisteminin parçası oldu. Birçokları tarafından geleceğin en önemli teknolojilerinden biri olarak gösterilen bu yeniliğin bir de birikimlerini kaybeden yatırımcı grubu var. Bugün kendisini mağdur gören bu kitlenin yaşadığı bazı süreçleri yazacağım. Başlamadan önce P2P teknolojilisinin en gelişmiş düzeydeki ürünlerinden bir olan Bitcoin’in doğum gününü tekrar kutluyorum. Anlamaya ve takip etmeye devam edeceğim.
2017 yılı Aralık ayında kripto para piyasa değerindeki 800 milyar dolar rekordan sonra birçok kimse kendisini bir anda kripto para piyasasında buldu. Bu rüzgar 1 yıl bile sürmeden dinince arkasında koca bir enkaz bıraktı. 800 milyar doların artık yaklaşık 600 milyar doları erimiş durumda. Türkiye’deki ve dünyadaki birçok yatırımcı da bu enkazın altında kaldı. Sosyal medyada gerçekleştirdiğim aşağıdaki anket sayesinde altcoinlere (Bitcoin dışındaki kripto paralara) yatırım yapan birçok bireysel yatırımcının, resesyon sürecinde olan ekosistemdeki yatırımları hakkında ne düşündüğünü anlamaya çalıştım.
Bu enkazın altında kalan yatırımcılar için açtığım mini ankete göre katılımcıların yarısı “dolandırıldığını” düşünüyor. Sebeplerini özelden bana yazanlar da oldu. Bu sebepler yatırımlarını kötü yönetenlerin bahaneleri de olabilir ama özellikle bazı girişimlerde iyi niyet aramanın çok zor olduğunu söylemek gerekiyor. İlerideki yazılarımda araştırmalarımı daha da ayrıntılandırarak, ahlaki sorumluluğu görmezlikten gelen bazı kötü niyetli eylemleri de sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Rüya Gibi Günler
2017 yılının Aralık ayındaki rüzgarda, Bitcoin (BTC) ve Ethereum (ETH) başta olmak üzere herhangi bir kripto para yatırımcısı çok kısa sürede kar elde edebilmekteydi. Bu atmosfere kapılan birçokları birikimlerini yavaş yavaş kripto para piyasasına taşıdı. Öyle ki geleneksel-dijital medyada, reklamlarda, kulaktan kulağa yayılan fısıltı gazetelerinde Bitcoin ve kripto para efsanesi yayılmaktaydı. Bu ivme uluslararası-ulusal kurumları, ekonomistleri, sosyal medya fenomenlerini Bitcoin hakkında konuşmak zorunda bıraktı. Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı bile alelacele bir kararla “şimdilik caiz değildir” gibi çok ilginç bir açıklama yaparak Bitcoin tartışmasına katıldı. O günlerde arabasını satan, kredi çeken, iyi bir tüyo aldığını düşünerek varını yoğunu kripto paralara yatıran birçok insanla tanışmanız çok zor değildi. Bitcoin’in ataklarının hızlandığı bir dönemde FOMO’ya kapılarak (Fear of missing out: kaçırma korkusu) yatırım kararı alan bu yatırımcıların birçoğunun bugünlerde çok üzgün olduğu görülmektedir. Bu yatırımcıların önemli bir özelliği de Bitcoin gibi Ethereum gibi hacmi büyük projelere değil de zengin olma hayali ile düşük hacimli yeni projelere ilgi göstermeleridir. Bitcoin’e göre çok daha fazla getiri sağlayacağını düşünüp bu projelere yönelen birçok kişi, hayal ettiği zenginliklere kolay ulaşabileceğini düşünmekteydi. Bitcoin’le çok daha erken zamanlarda tanışanlar için çeşitli başarı hikayelerini görmek mümkün, ama altcoin dediğimiz birçok paraya yatırım yapanlarda güzel hikayelerle karşılaşmak artık çok zor. Bugün geldiğimiz noktada da zarar eden yatırımcıların nasıl böyle bir sürece girdiğini anlamaya çalışmanın, gelecek açısından önemli olduğu söyleyebiliriz. Zarar mı ettiler yoksa bazıları dolandırıldı mı karar vermek şimdilik zor. Fakat parasını kaybedenlerin bir bölümü dolandırıldığını düşünüyor. Bu düşünceye sebep olan çeşitli gerekçeler olabilir.
Mağduriyet yaratan bazı nedenler,
Cloud Mining (Bulut Madenciliği)
Geçtiğimiz yıl AVM’lerin kafelerinde otururken, kolunuzun bir cloud mining (bulut madenciliği) işi yaptığını söyleyen birine çarpmama ihtimali yoktu. Bu yatırım, madencilik yapan şirket aracılığı ile miningden para kazandıran bir yöntemdi. İnsanlar hiçbir cihaz almadan sisteme dahil olabildikleri için kolayca ikna da oluyorlardı. Ayrıca Bitcoin her gün yatırımcısına ciddi getiriler sağlıyorken mining yatırımı da cazip görünüyordu. Bu tekliflerde bulunan şirketlerin merkezlerinin genellikle yurt dışında olmasından dolayı yatırımınızın başına herhangi bir sorun geldiğinde ulaşmanız çok zor oluyordu. Zaten birkaç ay sonra genellikle de iletişim kopuyor ve mağduriyetler doğmaya başlıyordu. Kripto para dolandırıcılığın en yaygın türlerinden biri olduğu iddia edilen bulut madenciliğine ne kadar yatırım yapıldığını öğrenebilmek zor. Ama ileride umarım 2017–2018 dönemi ile ilgili bir çalışma yapılabilir.
ICO’lar ve Hayaller
Bulut madenciliği yayılırken bir yandan da 2017’nin son çeyreğinde dünyayı saran ama asıl zirveyi 2018’in ilk çeyreğinde gören ICO (Initial Coin Offering — tedavüle sokulacak dijital paranın halka arzı) rüzgarı söz konusu oldu. Birçok girişimci white paper (projeyi anlatan makaleler) yayınlayıp ve ekibini bir web sitesi ile ilan edip “geleceğin Bitcoini” olduğu iddiasıyla milyonlarca dolar fon topladı. Hatta belki de milyarlarca dolar da diyebiliriz. Örneğin Telegram, yaptığı ICO sonucunda 1.7 milyar dolar fon topladı. Fakat ICO veya token satışı yapan birçok proje bugünlerde sessizliğe bürünmüş durumda. Ya da ellerindeki fon bittiği için o sihirli cümleyi tekrar etmektedirler “İflas etmedik, projeyi dondurduk, fon bulunca tekrar devam edeceğiz”. Ümitle bekleyen yatırımcıları battık diyerek kızdırmamak için böyle söyleniyor olabilir ama bu projelere yeni yatırımcılar neden güvensin ? Bu yüzden bu projelerin tekrar yatırım alacağına inanmak ne yazık ki biraz hayalcilik diyebiliriz.

Sosyal Medya Aracılığı ile Manipülasyon
Bu konu bireysel yatırımcıların davranışlarını etkilemesi açısından çok önemli görülmektedir. Bu konu üzerine hazırlanan birçok çalışmada sosyal medya paylaşımlarının yatırımları etkilediği iddia edilmektedir. Etkiyi en iyi test edenlerden biri hiç kuşkusuz, Mcafee Antivirüs programının da yaratıcısı olan John Mcafee olsa gerek. Kendisi 2018 yılının ilk yarısında hemen her gün çeşitli projelerin reklamını yaparak bu projelerin piyasada hacim kazanmalarını sağlıyordu. Bireysel ve güvencesiz yatırımcılar da bu projelere ilgi gösteriyordu. İlginin zirve olduğu noktada satışlar gelince her şey tersine dönüyordu. İçeride hapis kalan yatırımcılar da tekrar bu paranın aldıkları değerine geri dönmesini bekliyordu. Bu sosyal medya çalışmaları için takipçisi fazla olan hesaplara ücret ödendiği de iddia ediliyor. Projeleri tartışıyor gibi görünen ama üstü kapalı bir biçimde alım için destekleyen hesaplara bu yüzden dikkat edilmesi gerektiği sık sık dile getiriliyor (Bu pratiğe shillemek de denilmektedir). Projelerle herhangi bir ilişkisi olmadığını iddia ederek, pembe iddialarla projeleri destekleyenler rasyonel yatırım sürecine zarar verdikleri görülmektedir. Özelden gelen mesajlarda bu konudan muzdarip olan bazı yatırımcıların olması, olayın çok daha derinlerde olduğunu göstermektedir. Türkiye’deki böyle şikayetlerle ilgili sonraki yazılarımda değinmeye çalışacağım.
-Borsalarla yaşanan sorunlar
-Ponzi projeler
-Ücretli sinyal grupları
-Meşhur balinalar
-Ahlaki sorumluluk
-Türkiye’deki projeler
-Ekosistem denetim mekanizması çalışıyor mu ? başlıkları bir sonraki yazıda… Bu konuda başından geçenleri bana iletmek isteyenler Twitter aracılığı iletişim sağlayabilirler.
