Teknolojik varlıkla (yapay zekayla) bütünleşiyoruz da, neden ? -1

http://www.myekran.net/ sitesinden alınmıştır.

İnsan beynini bir bilgisayara benzetirsek, duyu organlarımızın araçlarına çokça benzer şekilde beynine veri toplayabilen ve bu verilerle insani eylemlerde bulanabilen varlıklara teknolojik varlık, nam-ı diğer yapay zeka diyebiliriz. Yapay diyoruz çünkü biyolojik değiller. Biyolojik gerçeklere sahip olmadığı için de hayatımıza giren, bize çokça benzemeye başlayan bu varlıklara yapay zeka diyoruz. Ama ben yapay zeka değil de teknolojik varlık demeyi daha uygun buluyorum... Giderek bizle farkı azaltan hatta bizi birçok konuda zorlayan bu varlıkların, biyolojik varlık olmadıklarını da çok ileride unutacağız gibi görünüyor. Kaldı ki bizler de bedenimizde teknolojik varlığın ürünleri olan “yapay” organlarla, nanobotlarla, siborglarla yaşamaya başlayınca biyolojik varlık olmanın da çok önemli olmadığını anlamaya başlayacağız. Ama halen emekleme sürecinde olan teknolojik varlığı kabullenmiş değiliz.

Her geçen gün teknoloji sayfalarına iddialı yeni haberler düşüyor, her geçen gün yaşamımız teknolojik varlık ile kolaylaşıyor, her geçen gün hayatımızı kolaylaştıran bu varlıklara daha çok ilgi ve heyecan duyuyoruz. Bu heyecanı fark eden teknoloji şirketleri, eğitim dünyası, devlet kurumları toplumun dikkatini çekecek ve adaptasyonu sağlayacak zirveler, eğitimler, workshoplar düzenliyor. Düzenlenen bu çalışmalarda bu evrilmenin sebebi değil de genellikle teknolojik varlığın tarihi, bugünü ve geleceği anlatılıyor. Böyle olunca da yapay zekaya veya teknolojiyi sadece hayatımızı kolaylaştıran araçlaradan ibaretmiş gibi davranıyoruz. Çünkü asıl sorulması gereken soruları sormuyor ve cevaplarını duy-a-muyoruz.

Hayatımızdaki sorunları azaltırken yaşam alanlarından bizi tasfiye etmeye başlayan teknolojik varlıkların evrildiği yeri konuşmaktan korkuyoruz da… Bu sebepleri konuşmak belki de toplumda geniş yaşam alanlarını kaplayan dinlerin, siyasi düşüncelerin, kültürlerin, ırkların vs. oluşturduğu ekosistemleri temelden sarsan ve alanını daraltan sebepleri konuşmaktan geçiyor. Böyle olunca da teknolojik varlığın hayatımıza hızla gelişmesine sebep olan felsefesine hiç değinmiyor ve sadece hayatımızı basitleştirmesi için araçsallaştırıyoruz. Belki bütünleşiyor gibi görünüyoruz ama özellikle ülkemizde aslında bütünleşme süreci bir türlü istenildiği gibi ilerlemiyor.

Neden her geçen gün tahmin edemediğimiz bir çarpan hızla teknolojiye evriliyoruz ? Neden “olduğunu inandığımız özgürlüğümüzü” teknolojiye devrediyoruz ? Neden yaşam ünitelerimizi teknolojiye bağlanıyor ?… Tabii ki bu sorulara “hayatta daha fazla kalma çabası” diye çok basit bir cevap verip kenara çekilebiliriz. Ama hayatta kalma vaadi ile hayatımızdaki “amaç” edindiğimiz değerleri yıkıcı bir şekilde değiştiren teknolojik varlığa bu kadar kolay teslim olmamızın, yaşam motivasyonumuzu yani bizi aşan sebepleri olmalı. Çünkü bu değerlere sahip olan bireylerin hayatına bu kadar hızlı teknolojiyi alması ilk bakışta imkansız geliyor. Yüz binlerce yılın birikimiyle bugüne taşıdığımız değerleri yıka yıka gelen teknolojik varlığa teslim olmak tabiatımıza da uygun görünmüyor. Ama daha iyi, daha uzun, daha sağlıklı ve belki de ölümsüzlüğü vaad eden teknolojik evrilmenin büyüsüne çoktan kapıldık ve değerlerimizi yıkmaya razı olan bir kontratla koşar adım yürüyoruz.

Yaşamına yön veren iradeyle ilgili binlerce yıldır sorular soran ve cevap arayan insanoğlu, bilimsel hikayelere kavuşuncaya kadar bazı inanışlara sahip olmuş. Bu inanışlar onun güvende yaşamasına ve yaşam motivasyonunun beslenmesine sebep de olmuş. Bu hikayeleri kurgulamasaydı belki de hayatta kalması daha zor olacaktı. İnsanoğlunun hayatta kalmak çabası ile inandığı hikayeleri, bilim güncelleyerek ilerliyor. Şüphesiz ki dinsel, siyasi, ırksal, kültürel hikayelere sahip olmasaydı bugünlere uyumlu bir şekilde evrilemezdik. Bu yüzden bilimin ihtiyacı olan hikayelerin devamını sağlayan inanışlara doğru veya yanlış demek bu hikayemin amacı değil. Fakat bugün bilimin teknolojik evrilme için başka hikayelere kabullendiği apaçık gerçek.

Ölümsüzlük veya yaşlanmama veya daha fazla yaşama amacıyla varlığını devam ettiren insanoğlu evrende var olan verilere hükmederek teknolojik varlıklara aktarıyor. Daha iyi yaşamak için verilerin işleyen insanoğlu, kendisini daha iyi tanıyan varlıkların da doğuşuna sebep oluyor. Bütün verilerimize hükmederek bize ölümüzlüğü hediye edeceğine inandığımız teknolojik varlıklar belki de en önemli icadımız olacak.

Kimilerine göre yenilerek kimilerine göre irademizle evrildiğimiz bu sürecin sebeplerine, bir sonraki hikayede sorularla devam edeceğim.

Bir sonraki hikayede görüşmek üzere :)

“İnsanın yapması gereken en son icat, yapacağı ilk üstün zekalı makinadır.” İrving John Good

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.