Fransa’da İşçi Direnişi, Misak Manuşyan

ve

L’affiche Rouge (Kızıl Afiş)

2. Dünya Savaşı ve Fransa Nazilerin kuşatması altında. Nazilerle işbirliği yapmaya yönelen Fransa’nın Vichy şehrinde Fransız burjuvazisinin kurduğu ve Nazi işgalini destekleyen bir hükümet kurulur. Bu Vichy hükümetinin en büyük korkusu komünistler ve işçilerdir tabi. Büyük bir tutuklama kampanyası başlar. Birçok işçi vatan haini yaftasıyla tutuklanır, bir kısmı Alman işgali öncesi serbest bırakılmadığı için işgal zamanı Almanlara teslim edilmiş olur ve Naziler tarafından kurşuna dizilirler. O günlerde bir grup işçi trenle cezaevine götürülür, Fransızlar meraklı gözlerle istasyona gelen treni izlerken, biri görevliye trende kim olduğunu sorar. Vatan hainlerinin cezaevlerine götürüldüğü söylenir. Aynı anlarda işçiler hep beraber ve yüksek sesle La Marseillaise’yi söylerler ve istasyondakiler “bunlar vatan haini değil, bunlar işçiler!” diyerek trene doğru koşarlar. Sonra hep beraber La Marseillaise söylenir. Tren, gözyaşlarıyla uğurlanır. Trendekilerin kurşuna dizileceğini biliyorlardır. Trendekilerin hepsi kurşuna dizilir.

2. Dünya Savaşı’nın dramatik olaylarından sadece biriydi bu kısa La Marseillaise olayı, ki işçi ve komünizmin Fransa’da verdiği mücadele başlı başına dramatiktir. L’affiche Rouge de verilen mücadelelere karşılık faşizmin baskısının özel bir örneğidir. L’affiche rouge, 2. Dünya Savaşı sırasında Fransa’yı işgal eden Nazi Almanyası’nın kendisine karşı direnen Komünistleri suçlamak, gözden düşürmek amacıyla binlercesini bastığı kızıl afiştir. Misak Manuşyan liderliğindeki “Stalingrad Müfrezesi” Alman işgaline karşı direnen en etkili yeraltı örgütlerindendi. Birliklerin hepsi yabancı işçilerden oluşuyordu (Yahudi, İspanyol ve Türkiyeli (Manuşyan) devrimciler). Fransız Komünist Partisi’nin direniş örgütünün “yabancı işçiler seksiyonu”na bağlı olarak faaliyet yürütüyorlardı. Naziler de işgallerini savunmak için direnişi, bir “komünist-yahudi” komplosu olarak tanımlamaya çalıştılar ve Stalingrad Müfrezesi’ni ele geçirdiğinde bir afiş bastırdılar.

L’affiche Rouge (Kızıl Afiş)

Üst tarafta, “Kurtarıcılar mı?” sorusu sorulduktan sonra altta cevap veriliyordu; “Cinayet Ordusu eliyle kurtuluş!” Yine afişte, Adıyaman doğumlu Ermeni şair Misak Manuşyan’ın önderi olduğu gruptan Ermeni, İtalyan, İspanyol, Macar ve Polonya Yahudisi göçmen işçilerin bulunduğu 10 komünist direnişçinin resimleri ve haklarındaki suçlamalar, alt tarafta ise gruba atfedilen sabotaj ve suikastlerden fotoğraflar vardır. Afişteki yabancı işçilerin Yahudi olmasını fırsat bilen Naziler, direnişçilerin etnik kökenlerini öne çıkararak, anti-faşist direnişin bir dış mihrak ürünü, direnişçilerin ise “yıkıcı ve yabancı teröristler” olduğunu ima eder. Fransa’da 15.000 adet basılıp dağıtılan afişlerde “suç örgütü” başlığıyla afişin, insanları direnişçilere karşı nefretle doldurmasını hedeflediler, oysa hesaba katamadıkları, mücadelenin işçileri bir araya getirdiği, o sıralarda Vichy’de Almanlarla işbirliği yapan burjuvazinin ihanetini daha net ortaya koymasıydı. Nitekim, yabancı işçiler emekleriyle yarattıkları bir ülkeyi korumak için ölümü göze alırken, Fransız patronlar Vichy’de Almanların her isteğini yerine getirmek, komünistleri Almanlara teslim etmek gibi bir ihanete imza atıyorlardı. Nihayetinde işçiler asıldı ancak, her yerde afişlerin üzerine “Fransa için öldüler” yazıldı, ve Alman afişi, şimdi onurlu bir direnişin simgesi haline gelmişti. Louis Aragon aynı isimle bir şiir yazmış ve Leo Ferre bu şiiri bestelemiştir. Direniş hareketinin enternasyonalist karakterinin simgesi ve Nazi propaganda aygıtının zihniyetini açığa çıkaran bir afiş olarak, savaş sonrası Fransız tarih ders kitaplarında sık sık konu edilmiştir.

* Louis Aragon’un ‘’L’affiche Rouge’’ şiiri;

‘’İstediğiniz ne zaferdi ne gözyaşı

Ne hüzünlü org ne papazın son duası

On bir yıl nedir ki on bir yıl

Yaptığınız kullanmaktı silahlarınızı

Ölüm gözünü kamaştırmaz partizanın

Asıldı yüzleriniz tüm duvarlara

Gece ve sabah karasıydınız, korkutucu süzgün

Bir afiştiniz, kızıl kan lekesi gibi

Adlarınızı bile söylemek öylesine güçtü ki

Gelip geçende dehşet etkisi yaratsın istediler

Sizi kimse Fransız olarak görmez gibiydi

Gün boyu bakmadan geçti gitti insanlar

Kimi parmaklar durmadı ama karartmada

‘’Fransa için öldüler!’’ yazdı afişe’’

* Fransa’da 2. Dünya Savaşı sırasında işçi direnişi ve burjuvazinin desteği, Nazi’yi destekleyen Fransız Vichy hükümetinin ihanetini konu alan Ilya Ehrenburg’un Paris Düşerken’i önemli bir kaynaktır. Devam kitapları da “Fırtına” ve “Dipten Gelen Dalga” kitaplarıdır.

* “Manuşyan Grubu” olarak adlandırılan ve göçmen işçilerden oluşan 23 kişilik ekip;

Misak Manuşyan (Ermeni, Lider, 37), Celestino Alfonso (İspanyol, 27), Olga Bancic (Romanyalı, 32), Joseph Boczov (Macar, 38), Georges Cloarec (Fransız, 20), Rino Della Negra (İtalya, 19), Thomas Elek (Macar, 18), Maurice Fingercweig (Polonyalı, 19), Spartaco Fontano (İtalyan, 22), Emeric Glasz (Macar, 42), Jonas Geduldig (Polonyalı, 26), Léon Goldberg (Polonyalı, 19), Stanislas Kubacki (Polonyalı, 36), Arpen Tavitian (Ermeni, 44), Césare Luccarini (İtalyan, 22), Marcel Rayman (Polonyalı, 22), Roger Rouxel (Fransız, 18), Antoine Salvadori (İtalyan, 43), Willy Szapiro (Polonyalı, 29), Amédéo Usséglio (İtalyan, 32), Wolf Wajsbrot (Polonyalı, 18), Robert Witchitz (Fransız, 19), Szlama Grzywacz (Polonyalı, 34)

Tutuklananlardan 22 kişi 1944 yılında aynı gün öldürüldü. İçlerinde tek kadın Olga Bancic Stuttgart’a gönderildi ve 10 Mayıs 1944'de giyotinle öldürüldü.

* Kızıl Afiş’e konu olan kahramanlardan biri olan, grubun lideri Misak Manuşyan, bir Anadolu çocuğudur. 1 Eylül 1906’da Adıyaman’ın bir köyünde doğdu. Babasını katliamda, annesini de hastalıktan kaybetti. 19 yaşında Fransa’ya göç eden Manuşyan, edebiyat meraklısı bir emekçi olarak, kendi çevresinde sivrilen, tanınan biri haline geldi. Büyük kriz sırasında Citroen fabrikasındaki işinden olunca, heykeltıraşlara modellik yaparak hayatını kazandı. Baudelaire, Verlaine ve Rimbaud’dan çeviriler de yayımladığı ‘Çank’ (Çaba) ve ‘Mışaguyt’ (Kültür) dergilerini çıkarırken, bir yandan da Sorbonne’da edebiyat, siyaset, felsefe ve ekonomi politik derslerini izledi. Bir yandan da ülkenin en büyük işçi sendikası CGT içinde çalışma yürüttü. 1934’te Fransız Komünist Partisi’ne üye oldu. 1936`da Andre Malraux`un örgütlediği, İspanyol Cumhuriyetçilerine Yardım Komitesi`nde de çalıştığı bilinmektedir.

* Eşi ve mücadele arkadaşı Meline şu sözlerle Manuşyan’ı özetler:

“O doğuştan kahraman değildi. Bunun yaşayan bir örneğiydi. Öyle ki, kahramanlığı, gündelik hayatın her anında gözlerinizi kamaştırabilirdi. İçindeki güç, sıra dışı bir kaderin habercisiydi. Ölümü korkunç bir talihsizlik oldu. Kurşuna dizildiğinde otuz yedi yaşındaydı. Bu otuz yedi yılın dökümünü yapacak olursak, yirmi yaşına kadar yetimhanede kaldığını, son beş yılın ya Direniş’te ya hapiste, ondan önceki beş yılın da neredeyse bütünüyle militanlıkla geçmiş olduğunu görürüz. Kendini kültürel, ideolojik ve pratik bakımdan yetiştirerek geçirdiği yılları da hesaba katarsak, biriktirdiklerinin meyvelerini verebileceği bir anda ölmüş olduğunu saptayabiliriz”

*Misak Manuşyan hakkında Kızıl Afiş’te verilen bilgi ve suçlamalar;
 “Manouchian, Arménien, chef de bande, 56 attentats, 150 morts, 600 blessés (Manukyan, Ermeni, çete lideri, 56 saldırı, 150 ölü, 600 yaralı)”

* Manuşyan, mahkemedeki son sözlerinde, hem Nazilere hem de işbirlikçi Fransızlara şöyle seslendi: Size söyleyecek hiçbir şeyim yok. Ben size karşı koyup savaşarak görevimi yaptım. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Şimdi rolünü oynama sırası sizde, elinizdeyim. Fakat size gelince, sizler Fransızsınız. Biz Fransa için, bu ülkenin kurtuluşu için savaştık. Sizse vicdanınızı ve ruhunuzu düşmana sattınız. Siz Fransız uyruğunu miras aldınız, bizse bu uyruğu hak ettik.”

Show your support

Clapping shows how much you appreciated ilker’s story.