Hayatta her şey seks etrafında döner seks hariç. Seks gücün etrafında döner.
“Everything is about sex except sex. Sex is about power.”
Zamanın birinde bir bilge adam demiş diyorlar. Oscar Wilde demiş, Micheal Cunningham’ın 1995’te dediğine göre ama Oscar Wilde demiş mi dememiş mi net bilgi yok.
Kimin dediğini öğrenememişti bu araştırmasından, detaylıca inceledi ancak bir sonuca ulaşamadı. Bu söze internette rastlamıştı üzerine düşünürken paradoksa girmişti ve kimin neden söylediğini anlamak için araştırmak istemişti.
Girdiği paradoksun sebebi sözden dolayı seksti ama düşündüğü şey seks değildi. Seks güçle bağlantılıysa güç de seks etrafında dönüyordu. Her ok sekse çıkıyordu ama seksten bir ok çıkıyordu bu da güce gidiyordu.
Hayvanlar aleminde dişisini kazanmak için ona hediyeler sunanlar vardı bu bir güç gösterisiydi evet ama dans edip, kendini beğendirmeye çalışanlar da vardı ve bu güç gösterisi değildi. En çelimsiz hayvan dişisini estetik olarak etkileyebilirdi ve sonucu seksti.
Aynı şeyi insanlar için de örnekleyebildi neyse ki çevresinde hemen. Pınarla Hakan, Okanla Naz. Tanıdığı insanlara çevirince olayı farklı soru işaretlerine cevap aramaya başladı. Erkek ile kadın arasında farklı durumlar vardı. Tarihte gücü olan erkek seçme hakkını kendinde görüyordu. Gücü olmayanlar ise güç elde etmeye çalışmaya. Şimdi bu zamana kadarki bildiği ilişkileri düşünmeye başladı, sorulara cevap bulması için gücün yer aldığı her şeyi çıkararak düşünmesi gerekiyordu.
Neler güç olabilirdi?
Para
Mevki, konum
Soy
Fizik
Bilgi(?)
İlk başta aklına gelenler bunlardı. Peki kadın ve erkekte bunlar fark eder miydi? Erkekte güç olan kadında güç olmayabilir miydi? Hayır olamazdı. Olabilse bile şu an aklına gelmiyordu. Güç kriterlerini dışarıda bırakıp kadın erkek ilişkilerinde bağı ne oluşturuyordu?
Sevgi deyip basitleştirmek istemiyordu. Düşündüğü ilişkilerin hiçbiri emeklilik hayatını sürdüren ilişkiler değildi zaten o ilişkilerde de sevgi-saygı daha da önemlisi sadakatten öte bir şey aramanın gereksiz olduğuna inanıyordu.
Her ikili ilişkinin çıkar ilişkisine dayandığını düşünüyordu. İki insanın devam eden bir ilişkisi varsa bunda çıkar olmalıydı ona göre. Bu mutualistlik asla dile gelmiyordu, hiç duymamıştı çevresinden.
Bunu düşünürken, samimi arkadaşı Can’la ilişkiler üzerine sohbet ederkenki konuşmalarını hatırladı. Yıllardır devam eden ilişkilerinde ilk ve bir defa o zaman sormuştu bu soruyu Can’a. ‘Ya kardeşim bana diyebilir misin; kan bağı olmayan şu iki kişinin bir ilişkisi var ki hiçbir şekilde çıkar ilişkisi yok? Anne çocuk dersin eyvallah, aile içinden örnek verirsin eyvallah ama kan bağı olmayan iki kişiden örnek verebilir misin?’
Can’la lisede tanışmıştı Sarp. Liseyi aynı sınıfta, üniversiteyi ise farklı üniversiteleri aynı ilde kazanıp ev arkadaşı olarak geçirmişlerdi. Yaşanmışlıkları, paylaşılmışları çoktu. Can, Sarp’ın hayatında önemli ve özel bir yere sahipti.
Can’ın verdiği cevap özel yerini daha da özelleştirmişti Sarp’ın içinde.
Can, soruya cevap vermek için konuşmaya şöyle başlamıştı; ‘Bu sorunun aynısını ben sana sordum olarak kabul et, düşün. Bizim ilişkimizden senin çıkarın ne? Sorunun cevabına gelirsek de; bence yok, illa bir taraf bir şeyler kazanıyordur. Her iki tarafında hiçbir şey kazanmadığı ilişki hiç aklıma gelmiyor. Aile ilişkisi demesen olasılıklar çoğalabilir belki ama orada da işler karışıyor onun bir şey demiyorum oraya. Bizim ilişkimizden benim çıkarım, sen ayrıca sormadan ben söyleyeyim, senin, benim kişisel gelişimimde, hayatımda yeri geldiğinde abi gibi yeri geldiğinde küçük yaramaz kardeş gibi bana yaptıkların oldu. Benim senden fikir aldığımda sonuçlarını gördüğümde bana kattıkların oldu. Bunlar için zamanında teşekkür edemeyen, minnettarlığını yerinde, zamanında belirtemeyen adam olduğum için şimdi yeri gelmişken edeyim. Bu zamana kadar bana kattıkların için ne kadar teşekkür etsem az Sarp, sağ ol, iyi varsın…’
Sarılıp tekrar oturmuşlardı koltuklarına. İkisi de sigarasını yakmıştı. Can, Sarp’tan cevap bekliyordu, Sarp da bunun farkındaydı. Sigarasını yakarken Can’a bakmıştı sadece sonrasında sigarası bitene kadar sadece sigarasına bakmıştı. Sigarası bitince konuşmaya başlamıştı.
Sarp bu anı çok iyi hatırlıyordu sigarasını izlediği nadir zamanlarından biriydi çünkü. Can’ın verdiği cevap kendisine vicdan yaptırtmıştı ve vicdan yapmak hep eksi yazıyordu hayatında. Yine mi vicdan yapacaktı… Can’a içindekini mi söylemeli yoksa doğru-uygun olacağını düşündüğü şeyi mi söylemeli bunun kararını vermeye çalışıyordu.
–
Sarp olayın tam bu anını düşünüyordu aslında. Gücü olayın dışında bırakınca insanın vicdanı devreye girmişti. Bu her ilişkide mi böyleydi bunu bilemiyordu. Can’ın üstünde bir gücü yoktu. Aralarında seks yoktu. Ama bu bir ilişkiydi. Kazanım vardı ve bu kazanımın güçle alakalı olup olmadığını düşünüyordu. Zira alakalı ise bilgi de bir güçtü. Bu durumda bilgi de bir kumardı ve hatta rus ruletiydi. Kişilerin bildikleri konularla ilgili olan kişilerle ilişki kurmaları çok sık olan bir şeydi. Bu kumar değildi. Öğretmenin öğretmene, mühendisin mühendise, hukukçunun hukukçuya, doktorun doktora faydası vardı. Bu da mutualist ilişki doğururdu. Kumar diye gördüğü kısımsa kişinin ilgilenmek istediği alanla ilgili veya bilgili bir kişiyle ilişki kurmak istemesi. İşte tam da bu noktaya devreye güç ve kumar giriyordu ona göre. Tam da bu yüzden vicdanın devreye girdiğini düşünüyordu.
Eğer bilgili veya ilgili kişinin güce ihtiyacı varsa veya kumar oynamak istiyorsa bu ilişki sağlanabilirdi. İstekli olan tarafın gücü varsa ve bilgili veya ilgili kişi o gücü merak ediyorsa veya istiyorsa ilişki kurabilirdi. İstekli kişinin edineceği bilgi onu tatmin etmeyebilirdi bu istekli kişi açısından her zaman kumardı. İstekli kişinin gücü yokken bilgili veya ilgili kişinin ilişki kurmak istemesi de kumardı çünkü aynı durum onun için de geçerliydi. Kişiler farklı konularda bilgili ise karşılıklı kumar olmuş oluyordu. Bilgi tatmin etmezse güç olarak kazanılmış bir şey olmazdı ortada. Ama bu süreç zarfında kişiler arasında yaşananlara bağlı olarak vicdan devreye girebilirdi ve bu Sarp için hep eksi demekti.
Bilgiyi de güç olarak kabul etmişti. Bilginin gücünün en önemlisi olduğunu düşünüyordu çünkü bilgi için can almak isteyen insanlar olduğu gibi seks yapan insanlar da vardı. Biliyordu. Peki güç sağlayanları dışarıda bırakınca ilişkiyi ne ayakta tutuyordu? Galiba bunun saçma ama basit bir cevabı vardı. Ruh… İnsan ruhunu güçle, seksle besleyemiyordu, duygularla alakalı şeylerle besliyordu. Ve bu hep sonradan oluşuyordu. Her ilişki gücün çevresinde başlıyor sonra güç aracı haline geçiyordu. Kadın erkek ilişkilerinde başlangıç seks de olabiliyordu, güç de. Ama asla ruh olmuyordu. Sonrasında güç de seks de yitip gitse dahi ruhun peşinden gidiliyordu. Seks konuşulmuyordu, güç her daim koz olarak kullanılıyordu. Ruh amaçmış gibi davranılıyordu ama asla değildi. İnsanlar ruhu sadece pazarlıyordu..
–
‘Benim çıkarım seni, karakterini, psikolojini tanımış olmak Can.’
