Denemesele 21

Temmuz Alevi

Eskiden uyuz olduğunuz ya da pek de hazzetmediğiniz okul ya da iş arkadaşları ile karşılaştığınızda, bu ne samimiyet, ne bu coşku kuzum? Garip mahluklarız vesselâm.
Zaten eski hayatlarımızdan birileri ile karşılaştığımızda muhabbet, o ne yapmış, bu ne yapmış sorularından öteye gitmiyor. Havadisler peşi sıra patlıyor. Bir anda kendimi hikayeler anlatırken buluyorum. Anlamsız ve gereksiz merak duygusu, hiç doymayan bir canavar gibi sürekli aç biilaç bekliyor içimde.

Kepaze. Allahım ne kadar güzel bir kelimedir. Kepazelik akıyor memleketin paçalarından. Tekstilci olsam muhakkak kullanırdım bu kelimeyi. “Kepaze Provokatör ”

Ülkem insanı kural bilmezlik ve kural tanımazlık arasındaki kuyudan aşağı düşüyor. Hem de her gün. Aymazlık mı yozlaşmak mı bilemiyorum. Kuralsızlığa söverek araya kaynak yapmaktan kendimizi alamıyoruz. Tepkisizlikten ölüp gitmesek bari.

Bir babalar günü daha geçti. Oğlum kırk günlükken babam öldü. Bu kadar garip hissettiğim gün sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bazı günler öyledir. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını size yaşatan günler. Babam bugüne kadar tanıdığım en ince ve zarif düşünceli insandı. Hayatı sağlık savaşı ile geçti. Özgürlüğüne kavuştuğu için müteşekkirim.

Esnaf. Kısaca, tahmin edemeyeceğin çeşitlilikte insan ile karşılaştığın bir ortamda yaşayan, insan memnun edici diyelim. Reklamcılıkta olmayan bir şeyi satmaya çalışmak zor derdim. Hizmet satmak ise korkunç bir disiplin gerektiriyor.

Çok düşünceli olduğum zamanlar var. İnsanları zerre umursamadığım anlar da oluyor. Bazen şunu bilmek gerekiyor. Empati-sizsiniz. İlerde empatizasyon diye bir kelime ile karşılaşınca şaşırmayalım. Empatiklik seviyesinde hassas olmakta fayda var. Her şeyde olduğu gibi fazlası zarar, azı yorar. Şunu da unutmamak gerekiyor. Fazla tevazu kibirden geliyor. Beni anlamıyorsun diye cırlayıp dururken soruyorum kendime. Ben kimim ki?

Ankara’da bir dolu simit bazlı dükkanlar açılmış. Tahminim memleketin geri kalanı da böyle. Burun kıvıranlar olsa da Türk tipi markalaşmada önemli bir yeri var. Fakir edebiyatı bitti yaşasın karizmatik simit. Susam da ithal olmayaydı iyiydi. Mc Donald’s açınca owwww, simitçi olunca mı ıyyyyy!

Bir bayram daha bitti. Yurdum insanı turizm bitti abi yeaacıları susturmak için otelleri doldurdu. Ama gene üzülerek parmak bastığım konu tekrar hortladı. Yüzlerce insan telef ediyoruz yollarda. Trajediler yakınımıza uğramadığı için şükreder olduk. Kamu spotları memleketin bilinç düzeyi için yeterli değil. Bir şey yapmalı.

Ülkede bir bayram daha peydah oldu. Tayyo teyiz telefonlardan anons yaptı. Bedava internetler hediye edildi. Mübarek olsun. Yalnız ülkede seküler ve hülooğcu uçurumu derinleşiyor. Tarafların birbirinden bu kadar tiksindiği zamanlar ta beylikler döneminden miras bize. Sürekli garip haberler dolanıyor, iki taraf da ‘yok artık’ modunda takılıyor. Yok artık, yok olsun artık olmasın. Aman diyim.

Bir süredir Ankara’dayım bilenler biliyor. Cehape zihniyetinin yönettiği Çankaya Belediyesi sınırları içerisinde bir yaşam alanım var. Melih başgan ile alakalı tespitler ya da espriler kasmayacağım. Ama o yollar yok mu yollar. Asfaltlar, delikler, saçma sapan tümsekler ve tabelasızlık. Yol bilmeyen gebersin felsefesi var bu şehirde. Sinyal vermek ise en büyük günah.

Şehircilik İstanbul’da yoğunluktan dolayı çökmüş. Burada ise alabildiğine eksik. Gerçekten inanılmaz. Ancak benim asıl şaşırdığım nokta ise insanlar. Bir Ankara yazısında uzun uzadıya değineceğim.

Libya üzerinden gelen sıcak hava derbeder etti hepimizi. Güzel şeyler yapıp, sosyal medyada paylaşmayı unutmayın ki biz de bilelim. Temmuz ayında daha kürek çekerken sizlere ferah günler dilerim, deniziniz sakin, rüzgarınız yumuşak olsun.

ps: uzun zamandır tembelliğimden ve yoğunluğumdan dolayı bu denemeseleyi bitiremiyordum. bu yazının yazıldığı gün İstanbul’da efsane yağmurlar vardı. tarihe not düşüle.

Burak

18 Temmuz