Sarışınlar, Paganizm ve Nasyonal Sosyalizm

Sayılara ve bunlarla ilgili büyü, sihir ve uğur gibi işlemlere merak insanlığın ilk yerleşim duraklarına, Sümer’e, Babil’e, Mısır’a, Hindistan ile Çin’e kadar gider. Avrupa’daki Yahudi gettolarında olduğu kadar Hristiyan aleminde de sayılara atfedilen sırlar çok önem taşımıştır. Sayılarda sihirli güçlerin bulunduğuna dair inanç Yahudilerin “mezuza” denilen muskaları evlerine asmalarıyla somut anlam kazanmıştı. 19. yüzyılda “Bembo Tableti” diye bilinen astrolojik ve alfabetik metinlerden hazırlanmış Kabbalistik bir sayı ve kader hesaplama muskası, tüm Avrupa gettolarında baş köşede tutuluyordu.

Liebenfels’in yayımladığı “Ostara” adlı dergi.Bu dergi sadece “Sarışınlar” için yayımlanıyordu. Üst sol köşede ideal Aryan (İsa),alt sağ köşede kurnaz yahudi ve ortada elinde kılıç tutan Töton Şövalyesi. Hitler bu dergi aracılığıyla Liebenfels’le tanışmıştı.

SS Birlikleri Nazi Almanya’sında çok özel bir yere sahipti.Bunlar temellerini H.S Chamberlain’in attığı Pagan dinine bağlıydılar. Şöyle ki, SS’lere göre İsa Mesih, Chamberlain’in dediği gibi, Yahudi değil, Galli bir Aryan’dı!

Sarışın bir şövalye

Himmler’in SS’leri daha önce de belirttiğimiz gibi İsa Mesih’in Alman olduğuna inanıyorlardı. Aynı şekilde Almanlardan önce Polonyalılar da İsa’nın “Polonyalı” olduğuna inanmışlardı.Hatta onlara göre İsa’nın mezarı bile Polonya’daydı!

Almanlar için, Töton-Cermen kavimlerinde, Hristiyanlığın tersine “Kader Tanrısı”na inanç vardı.İsa Mesih’e ve Teslis’e inanç yoktu.Hitler de bu Pagan tanrısına inanç besliyordu.Garip, ama gerçektir ki, Adolf Hitler 1933'te iktidara geldikten sonra “Yeni Alman Hristiyanlığı” diye yeni bir Kilise kurdurmuş ve hem Protestan hem de Katolik kiliselerini dışlamıştı.Bu kilisenin yayımladığı İncil’de tek kelimeyle dahi Yahudi sözünün geçmesine izin verilmemişti.

Almanlar batıl itikatlara ve bu tür sayısal değerlendirmelere Avrupa’da en çok ilgi duyan insanlardı. 30 Yıl Savaşları (1618–1648) süresince sayıların değerleri ve semboller dünyasının gizemleri Almanya’da pek çok taraftar bulmuştu. Örneğin iki küçük Alman kenti Bamberg ve Würzburg’da 1625–1630 yılları arasında sayıların büyüleriyle ve sihirle uğraşan büyücüler yakalanmışlardı.Bu dönemde 900 kişi yargılanmış, bunlardan 600'ü yakılmıştı.

30 Yıl Savaşları’nın getirdiği “Kültürel Karamsarlık” ortamında Almanlar resmi Kilise öğretisinden uzaklaşmış ve kitlesel olarak gizli ilimlere, batıl inançlara ve hepsinden önemlisi gizli örgütlere ilgi duymaya başlamışlardı.

Günümüzde Tarot Kartları diye bilinen resimli fal kağıtlarına Ortaçağ’da “Alman Kartları” deniliyordu. Katolik dinine kılıç zoruyla sokulmuş Almanlar, daha sonraki yüzyıllarda bu kartlarda yer alan “Rune” şekilleriyle Pagan geçmişlerindeki Aryan ibadet ve tapınma tarzlarının Kilise’den gizleyerek sürdürmüşlerdi.Kule şekli de büyük bir anlam taşıyordu.En tanınmış kule sembolizmleri masonlukta yer alıyordu. Bunlar “Jachin”(Tanrı bizim kurucumuzdur) ve “Boaz” (Güç ondadır) adlı Hz.Süleyman’ın Mabedi’nde yer alan sütunlu kulelerdir. Kuleler ve sütunlar sadece dinsel anlamlar taşımazlardı.Aynı zamanda askeri zaferi de sembolize ederlerdi.
Nümeroloji’yle uğraşanların gösterdikleri gibi (11) korkunç bir sayıdır ve kötülükle yüklüdür. Kabbalistlere göre bu sayı iyi ve güzel olan her ne varsa onun tam tersini temsil eder.Günah yüklü, zarar verici ve mükemmel olmayı reddetmiş bir sayıdır.Kabbalistlerin sayılarla uğraşmaya verdikleri ad olan “Gemetria”da bu sayı, yıkıcılığın sembolü olarak değerlendirilmiştir.
11 Eylül 2001 İkiz Kuleler
11 Eylül 2001

Nazizme bir dünya görüşü olarak yön vermiş ünlü kişilerse Guido von List ve onun öğrencisi olan eski Katolik Papazı Lanz von Liebenfels’ti.Guido von List geçmişteki Töton ve Cermen kabilelerinin yaşam tarzlarını ve sembollerini 20. yüzyıla taşımıştı.Avrupa’daki ilk “Yeşiller ve Çevreci” hareketi 1880'lerde tam bir ırkçı olan bu adam kurmuştu.

Guido von List
Lanz von Liebenfels
List, Yahudileri insanlığı zehirleyen parazitler olarak görüyordu.Ona göre yüce Alman ırkı, ne yazık ki bir Yahudi keşfi olan Katolisizm ve Kilise tarafından kirletilmişti. List’e göre yeryüzünde uygarlık adına ne yapılmışsa bunların tamamını Aryan, Beyaz Nordik Irk yapmıştı.List’in kitapları defalarca basılmış ve yarım milyonluk bir tiraja yükselmişti.

Almanlar Hristiyanlığa en son giren topluluktu. Onların Hristiyanlaştırılması iki yüz yıldan fazla sürmüştü ve 9–11. yüzyıllarında Almanlar, Katolik olmamak için çok direnmişlerdi.Fakat sonunda gerçek Katolikliği Almanlaştırarak mecburen kabullenmek zorunda kalmışlardı.Bu nedenle Almanların hiçbir zaman Yahudiler, Latinler ve Araplar gibi “Kutsal Yazıları ve Kitapları” ve özgün Tek-Tanrı anlayışları olamamıştı.O günlere kadar inandıkları tanrıları, başta Odin-Wotan olmak üzere hep barbar tanrılar olmuştu.İşte bu nedenle Hitler konuşmalarında sıkça “…utanılacak bir şey yok. Bizler gerçek Barbarlarız ve bununla da gurur duyarız,” demişti.

Hitler bir sohbetinde şunları söylemişti: “Eski Ahit olsun Yeni Ahit olsun hiç fark etmez. İsa’nın söyledikleri de fark etmez.Bunların tamamı o bildik eski Yahudi üçkağıtçılığıdır.

Almanya’da bilinen ilk gizli mistik örgüt 1616'da Württenbergli ilahiyatçı olan Johann Valentin Andrea (1587–1654) tarafından kurulmuştu.Bu Okült örgütü “Gül ve Haç” adını taşıyordu.

Oh be sonunda bitirdim yazıyı.Bu yazıda belli bilgiler vermeye çalıştım.Kısa zaman sonra tekrar benzeri konular hakkında yazı paylaşacağım.Eğer beğendiyseniz takip etmenizde yarar var.

Kaynak;

Yazılar Aytunç Altındal’ın Bilinmeyen Hitler kitabından alınmıştır ayrıca kendisinin de yararlandığı diğer araştırmacı yazarların kitaplarından da yararlandım.

Bir fıkra hatırlıyorum. Adam doktora gider. Kederli olduğunu söyler. Hayat onun için zor ve zalimdir. Tehditkâr bir dünyada kendini yapayalnız hissettiğini söyler. Doktor tedavisi basit der. Büyük palyaço Pagliacci şehrimize geldi. Git onu gör seni neşelendirir. Adam göz yaşlarına boğulur. Ama doktor der Pagliacci benim zaten.