Felsefede Mevzular — 1. Ders: Martin Heidegger

Geçen sene Instagram hesabımda başlattığım bir yazı dizisiydi ‘Felsefede Mevzular’, 20 gün boyunca her gün 1 filozofa şöyle bir deyinip geçmiştim. Amaç elbette enikonu felsefeyi anlatmaktan ziyade, filozofun hayatındaki ilginçliklere değinmekti. Paylaşım yeri de Instagram olduğundan 100–150 kelime ile sınırlı tutuyordum. Orada kayboldu gitti, kalıcı olması adına buraya aktarma kararı aldım. 1. dersimizle başlayalım:

Martin Heidegger

Fotoğrafını gördüğünüz zat Martin Heidegger, 1889 doğumlu, Alman ve 20. yüzyılı kasıp kavuran varoluş felsefesine, özellikle Varlık ve Zaman isimli kitabıyla büyük katkılar yapmış bir filozof. 19. yüzyılda Kierkegaard’ın başlattığı varlık sorununa, hocası Edmund Husserl’in etkisiyle yöneldi ve Husserl’in fenomenoloji(görüngübilim) kavramından yola çıkarak kendi felsefesini inşa etti.(Sonraki yıllarda Sartre ve Camus sayesinde tüm Dünyanın konuştuğu felsefeye dönüştü varlık sorunu.) Şimdi gelelim asıl pisliğe; Heidegger, 1933 yılında Hitler iktidara geldiğinde, tamamen kendi rızasıyla Nazi partisine katılıp, rektör oldu. Ve Yahudi olan Husserl ile olan tüm bağlarını yalanlayıp, bütün ipleri kopardı. Fotoğrafta da Hitler’i andırıyor zaten karaktersiz herif. Hitler iktidarı bittiğindeyse 6–7 yıl hocalık yapması yasaklandı, sonra da pişkin pişkin fakülteye geri döndü. Elbette ortaya koyulan eserler ve fikirler, kişinin kendi karakterinden bağımsız olarak ele alınmalı, haliyle rahatlıkla Heidegger itine, senin ben cibileyitini s*keyim diyebiliriz.

İlk ‘Felsefede Mevzular’ dersimiz bitti, bir dahakinde görüşürüz.