İlişkilerdeki Küçük Yasakların Büyük Etkileri

Geçen sevgilimle Sosyal Psikoloji kitabından bahsediyorduk, konu kitapta geçen ‘kopya çekme’ bölümüne geldi. (Kitap yanımda olmadığı için, aklımda kaldığı kadarıyla anlatacağım; zaten asıl konumuz kitaptaki mevzu değil, o güzel bir örnek.) Yapılan bir deneyde kişilere ‘kopya çekmek’ hakkında düşündükleri soruluyor ve alınan cevaplar aşağı yukarı aynı sonucu veriyor ‘doğru bir hareket değil’; lakin kimse bu konuda aşırı duyarlı ya da aşırı normalleştirici davranmıyor, kopya çekmeyi makul bulana 1, kopya çekmeye aşırı tepkili olana ise 10 dersek, araştırma sonucunda herkesin 4–6 bandında olduğu gözleniyor. Sonra bu kişiler sınava alınıyor ve küçük bir hile yapılıyor; sorular çok zor soruluyor ve bazı kişilerin rahatlıkla kopya çekmesine imkan sağlanıyorken, bir gruba ise kopya çekmesinin imkansız olduğu şartlar sağlanıyor.

Sınav sonunda bu kişilere tekrar ‘kopya çekmek’ hakkında fikirleri soruluyor ve bingo! Öncesinde herkesin 4–6 bandında olduğu bu soruya, kopya çekebilenler, kopya çekmenin çok da büyütülecek bir şey olmadığını, imkanı olanın çekebilmesinin gayet yararlı olduğunu, dünyanın sonu olmadığını söyleyerek 1 bandına yaklaşan yanıtlar verirken; kopya çekme şansı olmayan ve sınavı kötü geçenler, kopya çekmenin kesinlikle büyük bir haksızlık olduğunu, bunun bir cezası olması gerektiğini söyleyerek 10 bandına yaklaşan yanıtlar veriyorlar.

Bu araştırmayı ve kendi çeşitlemelerimizi konuşurken sevgilim bir anda, ‘geçen gece uyurken, bir anda uyanıverdim ve aklımdan gereksiz küçük yasakların, büyük suçlar işlemeye götürdüğüne dair bir fikrin olduğunu fark ettim’ deyip ekledi ‘hep böyle garip anlarda aklıma böyle şeyler geliyor, not almadığım için unutuyorum sonra…’

Sonra beraber bu konunun içini kazmaya başladık, yukarıdaki örnek suç işledikten sonra çelişkiden kurtulmak adına davranışı makulleştiren iyi bir örnekken, bu konu biraz daha spesifikti…

Bir örnek verecek olursak; günümüz ilişkilerinin büyük bir bölümünde kıskançlık adı altına bazı küçük yasaklar getirilir karşılıklı olarak:

‘Neden bu kişileri takip ediyorsun?’ (Takip etmeni istemiyorum.)
‘O kızla neden konuşuyorsun?’ (Konuşmanı istemiyorum.)
‘Onlarla neden gece dışarı çıktın ki?’ (Onlarla çıkmanı istemiyorum.)

İlk olarak soru cümlesiyle belirtilen bu yasaklar, güvensizlik arttıkça parantez içlerinin de cümle içinde kendine yer bulmasıyla devam eder…

Altı doldurulabilir, şımarıklık olmayan gerekçelerle söylenmediği zamanlarda (%99'u altı doldurulamaz, şımarık gerekçelerle söylenir), bu sorunun asıl cevabı ‘sanane!’dir. Lakin ilişkilerde ‘sanane’ bir cevap değil, harp çağrısıdır. Harp istenmediği için, bu yasaklara ‘tamam’ denerek cevap verilir.

Düne kadar havadan-sudan konuşulan kişiyle, bir gün sonrasında bu konuşmanın yasaklandığı bir düzene dahil olmak bulandırıcıdır. O yasak çiğnendiği vakit, gizlilik de hayata dahil olmuş olur. Gizlilik ihtiyacının varlığı ise işlenen suçlar arasında geçişi kolaylaştırır.

Kıskançlık rekabetle ilişkilidir ve rekabete girmek yerine yasaklar koymak özgüven eksikliğinin belirtilerindendir. İlişki kurduğunuz kişiyle karşılıklı olarak birbirinizi seçmiş oluşunuz, bu seçimin bir daha asla vazgeçilemez olduğunu içermez. Bu seçimin sabit kalması için de yasaklar getirmek, ilişkiyi kurtarmaya yetmez. İlişkilerinizi kurtaracak olan, yapılan seçimlerin doğru olduğuna kendinizi ve karşınızdakini haklı kılacak şekilde rekabete dahil olmaktır.