GERÇEKLERİ SADECE TANIKLAR BİLİR

Saatler bir ilişkinin sevsen de devam etmemesi gerekiri gösteriyordu. Şehrin ortasında sessiz bir caddeye bakmakta olan ben, hiç olmamış şeyleri düşünüp hiç yapamayacağım şeylere karar veriyordum. Acı bir çikolata gibi damağımda dağılanı sezmeye çalışır gibi meşguldüm. Hafızama dokunan ve kalbime doğrudan müdahale etmesi için kokularla gönderilen iğneleyici hatıralar beni ölüme bir adım daha yaklaştırıyordu. Ölüm korkusudur gidiyor, benim bir an olsun bile yaşama sevinciyle dolma hakkımı kullanmama göz yummuyordu.

Aksilik bu ya senden başka bir koku da yoktu o bahçede. Sen kim misin ? Sen benim geçmişimsin. Sen irili ufaklı fotoğraflarımı özenle sakladığım albüm, sen içini kimsenin görmediği o meşhur müthiş odamda bir avizesin. Sen kim olduğunu bilmemekle bana da kim olduğumu unutturan sayılı kişilerdensin. Boşver demekle sıkıntı yok heyecanlı değilim olacağı buymuş gibi pes edişlerimin yegane sebebi yine sensin. Beni, o hiç sevmediğim ama onlardan başka da çıkar yolumun da kalmadığına ikna ettiğin iğrenç fikirlerle ve en yakıcısı yapışkan bir sülük gibi şüpheyle doldurmaktan başka ne yaptın ? Biliyordun, gerçekleri sadece tanıklar bilir. Biliyordun öyle değil mi ?

13 Şubat 2013 Çarşamba