140journos whatsapp tartışma grubu: işçi kazaları

birçok emekçi çalışma ortamında hastalanma, yaralanma veya ölüm riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. 140journos whatsapp tartışmasında iş kazalarının önlenebilir olup olmadığını ve işçi cinayetlerini, çeşitli sektörlerdeki insanlarla bir araya gelerek tartıştı.

iş kazaları ve iş cinayetleri çoğunlukla kapitalist sistemin, işçiyi insan olmaktan çok sadece bir araç olarak ve emeğin değerini hiçe sayarak, kişiyi sermaye kazandıran bir varlık olarak görmesinin nedenidir. sermaye rekabeti sonucunda işveren maliyetleri azaltmak, geliri arttırmak için, emekçinin çalışma koşullarını ve güvenliğini ihlal etmektedir. bu ihlaller madenlerde, inşaatlarda, atölyelerde, tersanelerde vb. birçok alanda görülmektedir .son dönemde artan iş kazaları ve işçi cinayetlerini 140journos whatsapp tartışmamızda birçok farklı sektörden bireylerle tartıştık. tartışma sonrası öne çıkan görüşleri de sizin için derledik.

(❓ emojisi 140journos tarafından sorulan soruları; → işareti, tartışmadaki bir katılımcıdan gelen bir yoruma başka bir katılımcının cevap verdiğini gösterir.)

iş güvenliği açısından kendi hayatınızda veya yakınlarınızın iş hayatlarında şahit olduğunuz, deneyimlediğiniz eksiklikler, hatalar veya kazalar nelerdir?

“denetim eksikliği olarak görüyorum. özellikle inşaat sektöründe küçük çaplı müteahhitler işçi güvenliğini umursamıyor.”

“ağır ve tehlikeli işler sınıfında yer alan bir şirkette çalışıyorum. bir çok iş kazası gördüm. temel sıkıntı iş güvenliği uzmanının şirketin yönetim kurulu gibi kritik noktalarda olmaması veya denetim sonuçlarının tavsiye niteliğinde algılanması bence.”

“çevremde gördüğüm inşaatlarda iş güvenliği önlemleri yok denecek kadar az. zaten olanlar da o kadar eğreti, o kadar iş olsun diye yapılmış ki, yapılmasa daha iyi. işçinin kendi güvenliğinin yanı sıra çevredekiler için alınan önlemler de bir bu kadar az. inşaatların önünden her geçtiğimde bir kaç metre öteden geçiyorum, çünkü burası türkiye ve kafanıza işçi dahil her şey düşebilir. denetim yetersizliği var ve caydırıcı sebepler olması gerekiyor.”

bir katılımcı iş kazasına uğradığını belirtiyor:

“iş verenlerin gerekli olan iş güvenliği önlemlerini almak, işin özelliklerine uygun çalışma ortamı yaratmak yerine, daha fazla kâr uğruna çalışma koşullarını zorladığı işçilerin yorgun argın bir şekilde çalışmaları sonucunda iş kazaları yaşanmaktadır. 2008'de yaşadığım bir kaza inşaat alanında idi. istanbul spradon evlerinde 3. katta iş güvenliği alınmadan atılan bir kalas ile yaralandım. hukuki olarak o kadar boşluk var ki inşaat ile anlaşmak zorunda kalmıştım.”

katılımcılarımızdan bazıları olaya işçilerin davranışları açısından yaklaşıyor:

“işçi umarsızlığı da mevcut. çünkü kaçak işçi. çünkü eve ekmek götürmek için patronla didişmemesi gerekiyor.”

“kendi deneyimlediğim şeyleri söyleyeyim. şu anda olduğum yer çalışma bakımından ‘riskli’ statüsüne dahil. işe başlamadan önce iş sağlığı ve güvenliği kursu aldık. teoride her şey güzel, avrupa standartları bilmem ne deniliyor. pratiğe gelince ve fabrikaya inince bunların o kadar ciddiye alınmadığını görebilirsiniz. isg uzmanları gayet net ve iyi anlatıyor. fakat işçi kesiminin çoğunluğu sadece ‘işçi ölümleri ve kasten öldürme/ yaralama’ kısmıyla ilgileniyor.”

başka bir katılımcımız teknoloji ve iş kazaları arasında bir bağlantı kuruyor:

“teknoloji ile doğru orantılı bir sorun bu. evet işverenlerin ve çalışanların önlemleri alması çok önemli ancak özellikle risk sınırı yüksek olan işlerde artık teknolojinin devreye girdiği bir dönem yaşıyoruz. ancak türkiye için bu teknolojik önlemler hangi yüzyılda gelir orası muamma.”

2014 yılında 1886 işçi, 2015 yılında 1730 işçi, 2016 yılında 1970 işçi hayatını kaybetti. 3 yılda da ölüm oranlarının en yüksek olduğu alan, inşaat, yol iş kolundadır. iş cinayetlerindeki artışın sebepleri ve özellikle 3 yıl için de cinayet oranlarının inşaat, yol iş kolunda en yüksek olmasının nedenleri nedir?

“inşaat ve yol yapmayı kalkınma olarak algılayan bir zihin yapısı olduğu için ve bunu ranta çeviren işverenler olduğu için en çokta bu alanlarda kazaların olması doğaldır.”

“özellikle inşaat ve yol yapım alanlarında işçi cinayetlerine birebir şahit olduğum için, gördüğüm temel sorun alınan iş güvenliği yetersiz ve sadece göstermelik oluşundan kaynaklı.”

“bence taşeronlaşmanın büyük etkisi var. firma ihaleyi alıyor. taşerona veriyor. firmanın kazancı belli. taşeron artık ne kadar kısarsa o kadar kazanır. bu kısma ne yazık ki eğitimlerden ve iş güvenliğinden başlıyor.”

“kanunlar isçiyi ne kadar korumaya yönelik alınsa da (ki değil) uygulamada hiç bir yeri bulunmuyor. ülkede para getiren hiç bir olguya karşı kazanım sağlanamıyor. önlem alınacak tek yol isçilerin sendikalaşması ve sendikaların bu isçilerin yasam haklarını korumasıdır.”

“hukuki yaptırımların ağırlaştırılması- yüksek riskli çalışma alanlarını teknolojiye bırakmak- işveren ve işçinin eğitilmesi- denetimlerin artırılması- işçinin devlet gücü ve güvenini arkasında hissedip hak aramasından vazgeçmemesi.”

→ “bence bu konu sendikalara bırakılmayacak kadar önemli bir konu. hukuki yaptırımlar çok önemli. işçi cinayetinden dolayı hapis cezası alan işveren hatırlamıyorum. para cezası ile kurtarıyorlar.”

→ “kesinlikle katılıyorum. yaptırımı daha ağır olmalı.”

“iş kazalarının oluşmasına neden olan etkenlerin, ilgili kurum ve kuruluşların koordinasyon ile birlikte önlenebilir. burada sorun sadece sendikalaşmak değil, iş sağlığı ve güvenliği bir kültür meselesidir. bu kültürün oluşturulması ve yaşamsallaştırılması gerekir. aksi taktirde başka bir çözüm aklıma şu an gelmiyor.”

bir kullanıcımız bu durumun emekçinin ekonomik durumu ile ilgili olduğunu vurguluyor:

“bu iş kollarında çalışan vatandaşlarımızın da maalesef ki ekonomik sıkıntıları iş güvenliğinden çok önce gelmekte. bu durumu da işveren en ucuz kaynaklarla lehine kullanıyor.”

başka bir kullanıcımız iş hayatında kendi şahit olduğu bir durumu özetliyor:

“huzurevlerinin denetçiliğini yapıyorum. işçi ölümleri ile karşılaşmadık ama sivil savunma gibi eğitimlerin alınmasını söylüyoruz. bunların verildiğini, tatbikatların yapıldığını söylüyorlar. bir isçiye bu yangın tüpünü kullanabilir misiniz? diye sorduğumuzda aldığımız cevap tam tersini gösteriyor. eğitimler zorunlu kılındığı için veriliyor ya da kâğıt üzerinde. inşaat sektörü, tersaneler gibi ölümün çok olduğu sektörlerde farklı olduğunu düşünmüyorum.”

❓ev işçilerinin (istihdam ilişkisi dâhilinde ve ücret karşılığında ev işleri ile uğraşan herhangi bir kişiyi tanımlar. temizlikçi, bebek bakıcısı, hizmetçi, aşçı, gibi), özellikle göçmen statüsündeki ev işçilerinin haklarının yeterince güvence altına alındığını düşünüyor musunuz? daha önce bir ev işçisinin, istismar edildiğine veya şiddet gördüğüne tanık oldunuz mu?

“ciddiye bile alınmıyor. toplum geneline bakarsanız iş olarak da geçmiyor. ‘o çocuk mühendis’ cümlesi arasında ‘temizlikçi o ya’ arasında fark var. eğitim olarak tabi ki olabilir ancak ikisi de çalışan.”

“göçmen statüsündeki işçiler dünyanın her yerinde çalıştıkları ve yaşadıkları yerlerde 2.hatta 3. sınıf vatandaş muamelesi görmektedirler.”

kullanıcılarımızdan biri bazen işverenlerin de mağdur olduğundan bahsediyor:

“yöntem bu olunca, evine bu tarz işçileri alanların mağdur olduğunu da gördüm. evi soyup erkek arkadaşıyla kaçan var.”

❓çalışma hayatında 2 milyona yakın çocuk var. 15–17 yaş arası çalışan bu çocukların yüzde 80’e yakını kayıt dışı durumda ve türkiye yüzde 25,3 oranı ile avrupa ülkeleri içerisinde çocuk yoksulluğunda en kötü ülke noktasındadır. bu oranı azaltmak için neler yapılabilir?

“çocukları atölyelerden tamirhanelerden alıp olması gerektikleri yere okullara göndermek.”

“ya ben anlamıyorum türkiye’de hangi organize sanayiye gitsen, her tamirhanede 1 veya daha fazla çocuk işçi görürsün.”

kullanıcılarımızdan iki tanesi bu durumun ailelerin desteklenmemesi ile ilgili olduğunu söylüyor:

“aile bakanlığının çok büyük sorumluluğu var bu durumda. büyük projelerin hazırlanması, ailelerin desteklenmesi gerekmekte.”

“çocuk işçiler sorunu ailelerin ekonomik sorunlarının giderilmesi ile doğru orantılı bir sorun.”

baba beni okula gönder kampanyasının türevlerinin işe yarayabileceği vurgulanıyor:

“baba beni okula gönder projesi için güneydoğuda birkaç arkadaşım çalışmıştı ve o dönemde hatırladığım kadarıyla bu kampanya sayesinde özellikle kız çocuklarında okula gitme oranı artmıştı. ne hikmetse bu kampanyayı sonlandırıp başka bir fikir de sunmadı saygı değer devletimiz.”

→ “bu tarz projeler genelde reklam amaçlıdır. başarıya ulaşıp sürdürülebilirliğini kanıtlasa bile projeye bir yerde son verilir. maalesef acı gerçek bu. (kardelen projesine 50.000 lira bağış yapan turkcell, projeye destek olduklarına dair pr çalışmasına 500.000 lira ayırmıştı.)”

→ “reklam amaçlı da olsa birkaç tane çocuğu okulla tanıştırmak önemlidir. hiçbir büyük firma yada kuruluş pr çalışmasıyla karşılığını alamayacağı sosyal bir projeye başlamıyor maalesef.”

“bu konuda ulusal medya’nın ciddi anlamda eksikliği çok fazla.”

bence bu oranın azalması biraz da iş yerlerinin profili ile alakalı. atıyorum ford yetkili servisinde çocuk işçi yok. ne kadar çok kurumsal firma, ne kadar yüksek teknoloji ile çalışan iş yeri, o kadar düşük kayıt dışı çocuk işçi gibi.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.