Siz Bülbül ile Gülün aşkını bilir misiniz?

Cafer Şen™ 🏆
Aug 23, 2017 · 3 min read

Yüreği doğanın sevgisiyle dolu olan bülbül onun günleri semaya kanat çırpar, ufkun sonsuzluğuna doğru uzanan manzarayı seyrederdi. Gördüklerinden, işittiklerinden, kokladıklarından aldığı ilhamla şarkılar besteler, yüksekçe bir yere konarak karşı doğma sevgisini şakırdı.

Yine bir gün havada süzülürken gül bahçesine konup bir birinden güzel gülleri seyretmek istedi. Değişik renk ve ebattaki güllerin değiştirilmesi. Kırmızı renkli bir gül takıldı. Gözleri kırmızı gülü görür silkele. Uçup gidebiliyordu ne de başka tarafa bakabiliyor.

Bülbül kırmızı güle tutulmuştu. Birleştirebilme ya da değiştirebilirsin neden hayran olur. Ama bir kere tutulmuştu bir kere.

Aslında bülbül sevmek istemezdi gülleri. Solardı çünkü güller, terk ederdi bir süre sonra. Ha! Bir de dikenleri vardı güllerin. Batırırlardı hiç sevmedim hiç acımadan dikenlerini.

Bu nedenle kapılıp gitmanemeliydi o güle, hemen ayrılmalıydı oradan. Bakışlarını gülden ama kalbine hükmedemiyordu kaçırmıştı. İçinde bulundurmak. Onca gülün sen neden o gülü seçmişti? Mutlaka bir sebebi olmalıydı. Aşk bu muydu? Gün boyunca gülü düşünmekten kendini alamadı.

Hasreti gece bülbülü uyutmamıştı. Bir daha gülü görememe korkusu büyüdü içinde. Sevmemesi gerektiğini düşünüyorsun, yine hiç görmedim, hiç olmazsa bir kez daha. Ertesi gün çiğ taneleri yapraklardan düşmemişken o bahçenin kenarında uzaktan uzağa seyretti gülünü doyasıya. Evet, onun gülüydü o artık. Bir başkasının olmasına tahammülü yoktu.

Artık günlerine, bahçeye gidiyor, geceleri ise gülünü hayal ediyordu. Elbette bir gün sevdiğini söyleyecekti gülüne, gülü de onu sevecekti. Birlikte mutlu olacaklardı. Her gece onun içinden gülü zarar verebilecek bir şey onunla korunacağına. Küçücük vücudunu siper etti gülüne.

Bülbül Artık kendine güle adamıştı, gülün susuz kalmaması için yağmur bulutu getiren rüzgarlara, gıdasız kalmaması için toprağa şarkılar söylüyordu her gün. Rüzgarla toprak yardım ettiler güle ellerinden gelgince. Onlar bülbülün sesine neden hayrandı. Bülbülün elinden gelen uğur; Güle yardım edebilecek herkese şarkılar söylüyordu gülü için.

Zaman geçtikçe bülbül güle daha bağlanıyor gülünden bir an olsun ayrı kalamıyordu. Hasret acısı, bülbülün küçük yüreğini kavurmaya başlamıştı. Artık uzaktan sevmek bülbülün yüreğini serinletmeye henüz müsaade etmedi. Sarılmalıydı gülüne, en güzel şarkılarını şakımalıydı ona.

İçindeki kuşkularda büyümeye başlamıştı bülbülün. Acaba sevgisine karşılık bulabilecek miydi? Ortada bir gerçek vardı: Bülbül güle aşık olsa da bülbülün aşkından gülün haberi yoktu ...

Cesaretini toplayan bülbül gülün yanı başı kondu, dikenlere aldırmadan. Artık konuşmalıydı gülüyle, iç yangın kendisini kül etmeden yüreğinin sesini güle fısıldamalıydı.

Olanca gücüyle nefes kesen sözlerine başladı o güzel sesiyle. Şakıyarak aşkını etti, güzel sözlerle etti. Sesi o kadar güzeldi, güllerin en güzeli kayıtsız kalamadı bülbülün aşkına. Bülbülün yanık sesi gülün de onu ölesiye sevmesini sağladı. Artık günlerini buluşuyorlardı. Bülbül, zamanının tümünü gülüyle geçirmeye başlamıştı.

Sonunda hayalleri gerçek olmuştu bülbülün.

Ama bu duruma üzülenler de vardı, öfkelenenler de. Bülbül zamanında gül ve dostlarıyla geçirdiği için bülbülün güzel sesine hasret kalanlar üzülüyor, hatta kızıyorlardı bülbüle ihmal edildikleri için.

Gül bahçesinin gülleri "kırmızı gül" ü kıskanmaya başlamıştı. Çünkü her gün kendilerini serenat yapan güzel sesli bülbüller yoktu. Aşk şarkıları için kırmızı gül için söyleniyordu.

Sonunda bütün dünya bu aşka karşı ittifak etti. Gül ile bülbül hizaya gelmeliydi. Yağmur bulutu taşıyan rüzgarı uyardılar, gülü baba şefkatiyle besleyen toprağı da. Artık herkes gül ile bülbüle sırtını dönecekti.

Bülbül ise, habersizdi. Gözü gülünden başkası görmediğinde dost bildiklerinin kendisinden yüz çevirdiğini fark edemiyordu. O kadar kördü ki ne gülün ihtiyaçları ne de güllerin ömrünün kısa olduğunu göremiyordu.

Susuz ve besinsiz kalan gül günler geçtikçe gül solmaya başladı. Fakat bülbül bun bir çeşit anlam veremiyordu. Bülbülün elinde bir şey gelmiyordu. Unutmuştu güllerin solduğunu. Bu acıya hazırlanmamıştı kendisini. Gülleri sevmemesinin nedenini unutmamtu. Aşkın gücü bunu kaldı tokmuş etti.

Kısa süre sonra gül solup gitti. Güle aşkı ona sevgiliyi sadece güzelliğiyle değil dikenleriyle de sevmeyi ısrarla öğretmişti. Diken rağmen gözlü yaşlı bülbül sevip kucakladı gülünü. Doyasıya sarıldı gülüne bir kez, sıkmamadan sıkmamışsın sıkı sıkı.

Bülbül gülünü görene kadar dikenleri için için gülleri sevmemiş, sevememişti. Ama şimdi bülbül hiçbir şey düşünmeyerek sarılıyordu gülüne. Onu bir daha bırakmamacasına, tek vücut olurcasına. Gülün dikenleri bülbülün minik yüreğine saplanıyor, aşk sarhoşu olan bülbül acıya ve kanının boşalmasına aldırış etmeden daha sıkı sarılıyordu.

Küçücük vücudundan sızan kanların ne önemi var ki artık sevgili yanında yokken. Ölüm korkutmuyordu onu. Canı vücudundan önce tamamen çekilmişti artık. Son bir hamleyle gül toprağa serilmiş cansız vücudunun yanına uzandı, yavaş yavaş kapandı gözleri.

Son nefesini veren bülbül en ufak bir pişmanlık dahi duymuyordu. Gül ile bülbülde yatan iki cansız küçük bedenden ibaretti artık. Ama aşkları dilden dolaştı, gülün güzelliği, bülbülün sesi efsaneleşti.

)
    Cafer Şen™ 🏆

    Written by

    Cafer ŞEN™ B Rh+ Ben bu hayatta en çok BABA olmayı sevdim.. Gamze'nin kocası Çağlayan'ın babası Alelade bir İNSAN Uzman Babalog