Ameliyat Korkusu Anlamsız mı?

Beyin ameliyatı olmanız gerekiyor, beyin tümörü ameliyatı olmanız önerildi, bel fıtığı ameliyatı olmaya karar vermeniz gerekiyor veya boyun fıtığı ameliyatı olup olmamaya karar vereceksiniz. Tabii ki en iyi beyin cerrahını bulmaya çalışıyorsunuz.. Ama bir yandan da “Ameliyat olmaktan korkuyorum!” mu diyorsunuz? Çok normal. Tabii ki korkacaksınız. Eminim annenizden babanızdan, hatta dedenizden ne hikayeler dinlemişsinizdir. O devirlerde gerçekten de ameliyat korkusu hala insanların hayatta kalmasını sağlayan bir korkuydu, aynı ilk çağlardaki gibi. Modern hastanelerin ve ameliyathanelerin olmadığı, doğru dürüst narkoz tekniklerinin henüz geliştirilmediği, antibiyotiklerin daha keşfedilmediği dönemlerde; hatta elektrik ışığı bile yokken kanlar içinde ameliyatlar yapılıyordu. İnsanlar ameliyata girmeden önce vasiyetlerini yazıp, herkesle helalleşiyorlardı.
Ama artık 21. yüzyılda yaşıyoruz. Çevrenize bir bakın, hemen göreceksiniz. Artık böylesine sadece tarihi önemi olan bir korkuyu kenara bırakmak gerek. Ameliyat korkusu günümüzde, karanlık korkusu kadar eski ve anlamsız bir korku. Pek çok ameliyat neredeyse sıfıra yakın bir riskle yapılabiliyor. Tüm haklarınız da yasal koruma altında. Üstelik diğer pek çok alanlardakinin aksine tıpta; özelikle de beyin cerrahisinde Türkiye bilimsel alanda dünyada beşinci, altıncı sıralarda yer alıyor. İnsanlar Avrupa ülkelerinden gelip bana ameliyat oluyorlar.
Bu yüzden, gayet doğal bir duygu olan ameliyat korkunuz üzerine oynayan kötü niyetli kişilerin tuzağına düşmeyin. Size “Aman sakın ha ameliyat olmayın!” diyen kişilere, özellikle de bu kişiler eğer cerrahsa; söz konusu ameliyatı yapıp yapamadıklarını sorun. Acaba “Ameliyat olmayın” derken, aslında “Ben bu ameliyatı yapamam” mı demek istiyorlar? Acaba bir yetersizliklerini açığı vurmakta zorlanıyor olabilirler mi? Böyle bir sakıncadan bahseden kişi, gerçekten tecrübeli bir cerrah, özellikle de yaptığı ameliyatlarla tanınan bir üniversite hocası ise ancak o takdirde söylediğini ciddiye alın…
Tabii ki bu bilgileri cerrahınızdan da alabilirsiniz. Ama doktorunuzun yarım saatine ulaşabilmeniz gerek, bunun yolunu bulmak ise size kalmış. Kapının önündeki o kalabalığa hiç girmeyin. Yoksa tanrı yardımcınız olsun. Üstelik unutmayın ki, bazı uzmanlık dallarında veya bazı karmaşık hastalık durumlarında; özellikle de önemli bir ameliyata karar verilecekse bu sürenin çok daha uzun olması gerekir.
Peki ameliyat riski nedir? Bir ameliyatın riskli olmaması düşünülemez tabii ki. Ameliyat riski kaynaklarına teker teker bakacak olursak, ilk sırada mikrop kapma riski vardır, yani yaraya mikrop bulaşması; buna doktorlar enfeksiyon riski de diyorlar. Özellikle de “hastane mikrobu” denen çok tehlikeli mikroplar ne yazık ki artık ülkemiz için önemli bir sorun olmuştur. Modern ve depo hastane denemeyecek yani orta boyutlardaki yeni hastanelerdeki ameliyathane koşulları bu riski giderek çok düşük seviyelere indirmiştir. Hastane mikroplarının bulunmadığı butik hastanelerdeki; özel laminar hava akımı donanımı olan, yani havanın bile mikroptan arındırıldığı ameliyathanelerde ameliyat olmaya çalışın.
İkinci sırada olan narkoz riski ise gelişmiş anestezi ilaçları sayesinde, tecrübeli anestezi hocası elinde ortadan kalkmaya başlamıştır. Pek çok ağır hastalığı olan hasta, artık bölgesel narkoz yani “lokal anestezi” ile uyutulmadan ameliyat edilebilmektedir.
Üçüncü sıradaki risk olan cerrahinin kendisinden kaynaklanan riskler ise artık 21.yüzyılın sadece mikrop değil tüm virüsleri de yok eden temizleme yöntemleri, tek kullanımlık malzemeler, paslanmaz aletler, cerrahın görme gücünü defalarca yükselten mikroskoplar, köşenin arka tarafını gösteren endoskoplar gibi gelişmiş cerrahi teknolojisi ve tecrübeli cerrahlarımızın dünyaca kabul edilmiş yetenekleri sayesinde artık neredeyse sıfırlanmak üzeredir. Üçü bir arada: Sıfır risk, Yüzde yüz başarı, En kısa sürede işbaşı.
