Evrimci Cepheden; M.K.Atatürk Çevresini Nasıl İkna Etti?

1919. Mondros imzalanmış. Ülkenin dört bir yanını İtilaf Kuvvetleri çevirmiş ve zapt etmiştir. Mustafa Kemal, Samsun’a ayak bastığında: “Türk milletinin geleceğinde sezdiğim gelişme isteğini, vicdanımda sakladığım ulusal gizi, tüm topluma uygulatmak zorundaydım.” Sözlerini kendine öğütlemiş ve ödev edinmiştir.
 Fakat yozlaşmış, padişah tutkunu, fakir, hastalıklı, karma bir milleti nasıl tek bir amaçta birleştirebilmiştir?
 Anafartalar Kahramanı olarak anılması Anadolu’da “alfa” etkisi yaratmış olacak ki Mustafa Kemal, “Savı, savlayarak çürütme” ve “Tek hedef ulusal bağımsızlık” düsturuyla, çevresini mızrak ucu şeklinde kümelendirdi.
 Atatürk’ün de atası, hepimizin atası memeliler, yabancı işgaline karşı nasıl bir duruş sergiliyordu?
 Komün yaşayan kuzenlerimiz şempanzelerde sosyal bağlar oldukça sıkıdır. Yabancı gruplara karşı etno-merkeziyetçilik güdülür ve grubun yararına olarak seçilmiştir. Doğada tanımadığınız bir grup niye sizin grubunuzun ortak paydasına tehdit oluşturmasın ki? Yabancı grup dişilerinize tecavüz edebilir. Çocuklarınızı öldürebilir. Yiyecek alanlarınızı zapt edebilir. Erkeklerinizi yiyebilir. Bütün bu riskleri göz ardı edip yabancı grupla sınırlı bir iletişim diliyle anlaşmak ise namümkün. Dolayısıyla, yabancı gruba güvensizlik göstermeniz, güven göstermenize oranla grubunuzun hayatta kalma oranını desteklediği bir gerçektir. Kuşkusuz akraba seçilimi insanlarda ırkı ve milletleri oluşturmuştur. Irklar arası güvensizlik, yabancı düşmanlığı atalarımız ve kuzenlerimizle paylaştığımız bulaşıcı bir mirastır. Günümüz modern toplumlarında ise “Ulusal dost yoktur, ulusal çıkar vardır” mottosu da bariz bir şekilde dış politikanın harcını oluşturmuştur.
 
 Carl Sagan yabancı düşmanlığımızla ilgili şunları yazmıştır:
 “Eğer ikimize de zarar verebilecek bir yabancıyla karşı karşıyaysak o zaman aramızdaki farklılıkları kaldırıp bir kenara koyabiliriz ve ortak düşmanımızla beraber başa çıkabiliriz. Bireyler ve gruplar olarak bir saldırıya karşı koyma şansımız hemcinslerimizle birlik olursak artacaktır. Ortak düşmanların mevcudiyeti birlik ve beraberliği sağlamaya yarayan bir güçtür. Ortak düşmanlar sosyal mekanizmaları çalıştırır. Yabancı düşmanlığı paranoyasına sahip gruplarsa daha gerçekçi ve umursamaz olan diğer gruplara oranla birbirine daha fazla bağlı olma avantajına sahiptir. Eğer dıştan gelecek tehlikeyi büyütüyorsanız en azından grup içindeki gerginlikler fazla olmaz ve eğer dışsal tehdit tahmininizin ötesinde bir tehlike arz ediyorsa da zaten önceden hazırlıklı olursunuz. Sosyal maliyeti kendi içinde tutarlıysa, bu başarılı bir hayatta kalma stratejisi olabilir.”
 
 Atatürk, Anafartalar Kahramanı ününü kullanarak Anadolu’nun alfa beylerini, kendi alfalığına ikna ederken; memeli kodlarımızın raconunu, “ulusal bağımsızlık ve düşmanları yurttan çıkartma” göreviyle harmanlamış ve uygulamıştır. Atatürk, ülkeyi kurtarırken ‘evrimsel bir sosyal hayatta kalma stratejisini” izlemiş, diretmiştir.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.