Pratikte Milliyetçilik

Bu devirde insanlarımızı milliyetçiliğe ikna etmenin zorluğundan ve pratik yetersizliğinden bahsedelim.
İnsan; hastalanıyor ve gidiyor devlet hastanesine,
Kötücül bir muamele, robotik insanlar ile karşılaşıyor.Zorlaştırılmış bir bürokrasi ve devamında lanet okuyor. Sonunda; ottan, yıldızlardan medet umar hale geliyor. 
İnsan, toplu taşıma araçlarını kullanıyor, biniyor otobüslere ve metrobüslere…
Büyük şehir hengamesi, üst üste insanlar, stres, trafik ve bilimum aksi şeyler. Eve vardığında ceset halinde geliyor. Ne hayattan ne de yaptığı işlerden zevk alabiliyor.
İnsan; öğrencilik yapıyor. okullara gidiyor.
Esnafla iletişim haline geçiyor. Anlıyor ki esnaf bunu kazıklamaya çalışıyor. Okulda, öğretmeni kendisinin ismini bilmiyor. Müfredat adam akıllı bir şey öğretmiyor. Geri ödemeli burs alıyor. Devlet zamlı bir şekilde 4–5 yıl sonra bu parayı tahsil etmeye başlıyor.
İnsan; nasıl yönetildiğini ve ülkenin değerlerini görüp tecrübe etmek istiyor.
Bir bakıyor, “milliyetçiliği ayaklar altına almışız.” diyen bir lideri var. Her türlü terbiyesizlik ve hırsızlık bunlarda. Liyakattan ziyade kendi adamlarını koyma gibi bir gelenek var. “Yalakalık mı yapalım yani?” diye düşünüyor, işin içinden çıkamıyor.
İnsan; dini değerlerini gönül rahatlığıyla yaşamak hevesinde.
Her cephe türlü gariplikleri olan hocaların ve cemaatlerin kucağında. Bin türlü pisliğe bulanmış insanlar. Camiiye gidiyor, sahte peygamberler üzerinden bir vaaz çekiliyor. Rahatsız oluyor ama elinden bir şey gelmiyor.

Şimdi yukarıda saydığım örnekler minvalinde bu insandan nasıl toplumunu, devletini ve ırkını sevmesini, yüceltmesini bekleyebilirsin? Bu insan hayatında acıların tiryakisi olmuş. Hiçbir şekilde senin milletinden olduğu için bir kolaylık, iltimas görmemiş. Aksine hor görülmüş, kazıklanmaya çalışılmış, unutulmuş.

Gözlerimizi Japonya’ya çeviriyoruz. Sony diye bir elektronik firmaları var. Oyun konsollarının en temizi ve en sağlamını iç piyasaya sürüyor. İlk kez kendi vatandaşı en iyi ürünü kullanıyor. Japon olduğu için avantajlı konuma geçiyor. Daha bir sürü de yaptırımlarla Japon olmanın temsili gururunu yaşıyor.

Milliyetçilik nasıl olmalı? İşin tatava ve demogojisiyle kimseyi ikna edemezsiniz. Bazı elit ve görgülü kimseler tüm bu zorluklara rağmen milliyetçi olmayı seçiyorlar. Çünkü milliyetçilik ülke ve insanları için kazanç demek. Fakat geneli ikna edemiyorlar. Bundan sebeptir ki pratikte görmediği bir metni, insan kabul etmek istemiyor. Mevzu aslında bu kadar açık.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.