DİKKAT: BU YAZI GERİ VİTES (R) İÇERİR!

Öncelikle herkese merhaba.

Kişisel blogumu (brsmncr.com) ilk açtığım 2010 yılından bu yana, içinde bulunduğum şartların değişmesi, yaşadığım tecrübeler ve iş yoğunluğum blog yazma deneyimimi de hayli değiştirdi. Önceden insanların kendi blog yazılarını kendisine ait olan kişisel blogunda yayınlamaları gerektiğini savunan ben, 2015 yılında aldığım radikal bir karar ile blogumu dönemin oldukça beğendiğim platformlarından olan Medium’a taşımıştım.

Bkz: Elveda WordPress… Merhaba Medium!

O dönemde, içinde bulunduğum koşullar sebebiyle, blog yazılarını hazırlarken teknik konuları düşünmek istemiyordum. Böylece sadece içeriğe odaklanabilecek ve zamandan tasarruf edebilecektim. Bu da blog yazma motivasyonumu arttıracaktı.

Böyle bir yapıya sahip platform…


Hürriyet 1995 / Özlem Esmergül

Uzun süredir aklımda olan, ancak yakın zamanda vakit bulup hayata geçirebildiğim ve bir “hobi” olarak yayına aldığım İnternet Kafe isimli podcast kanalını sizlerle paylaşmak istedim.

İnternet Kafe nedir? Ne işe yarar? Bu podcast kanalı altında ne gibi yayınlar olacak? Bu sorular çerçevesinde konuyu biraz daha detaylandırayım.

İnternet Kafe’yi “internet, teknoloji, sosyal medya, tasarım, dijital pazarlama gibi konular altında bilgilendirici içeriklerin yer aldığı bir podcast kanalı” olarak tanımlayabilirim.

Amatör olarak (birazdan bu konuya değineceğim) yayınlara başladığım bu kanalda, internet ve teknoloji dünyasından ilgimi çeken ve sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm konuları ele almaya çalışacağım.


Kullanıcı deneyimi konusunda hayati önem taşıyan tipografi, matematiksel karşılığı ve altın oran ilişkisi üzerine…

Görsel: Grant Hutchinson

“Web site performansını etkileyen unsurlar nelerdir?” diye bir soru sorduğumuzda, cevap olarak; arayüz tasarımı, mobil uyumluluk, SEO, kod yapısı, orijinal ve güncel içerik gibi birçok etkenleri sıralayabiliriz. Her bir etkenin birbiri ile uyumu durumunda ise performans açısından mükemmele yaklaştığımızı düşünebiliriz. Ancak birçok web site sahibinin gözünden kaçırdığı bir diğer unsur var ki; kullanıcı deneyimi açısından hayati önem taşır: Tipografi.

Arayüz tasarımınız muhteşem, web siteniz SEO’ya ve mobil platformlara uyumlu (responsive), sürekli orijinal ve güncel içerikler giriyor ve tüm bunları birbirleriyle uyumlu ve bir bütün halinde uyguluyorsunuz. Peki ziyaretçileriniz yazılarınıza gerçekten odaklanabiliyor mu? Yoksa yazılarınızın teknik yapısından kaynaklanan sorunlar, ziyaretçilerinizin sitenizi…


Facebook‘ta gerçekleştirilen eylemlerin altındaki psikolojik sebepler ve sonuçlar…

İllüstrasyon: Giovanna Giuliano

Dünyanın en fazla kullanıcı sayısına sahip olan Facebook, dijital yaşantımızda artık aldığımız nefes kadar önemli bir yer edinmiş durumda. Bu denli büyüyen ve sahip olduğu milyarlarca kullanıcı sayısı ile -tabiri caizse- dünyanın en kalabalık ülkesi konumuna gelmiş bir platformun bazı bilimsel gerçekler ile ilişkilendirilmiş olması, haliyle çok da şaşırtıcı olmayacaktır.

Facebook’ta gönderileri neden beğeniyoruz? Bunlara neden yorum yazıyoruz? Neden paylaşım yapıyoruz? Bunun gibi daha nice soru, sürekli vakit geçirilen bir platform olmasından dolayı Facebook’u, başta psikologlar olmak üzere birçok bilim insanının ilgisini çeken önemli bir araştırma konusu haline getirdi diyebiliriz.

Facebook psikolojisi kapsamında yazılan makaleler, hazırlanan videolar, sunumlar ve daha…


Görsel: Tom Sodoge (CC0)

Günümüzde birçok platformda yığınla bulabileceğimiz selfie tarzı fotoğraflar, çoğumuzun sevdiği yeni çağın bir başka kültürü olarak düşünülse de, bazı kişilerde oldukça etkili bir amaç haline gelebiliyor. Öyle ki kişilik bozukluklarına dahi yol açabiliyor. Bu durumda ise insanın aklına bir soru geliyor: Selfie fotoğraf çekmek bir narsisizm belirtisi mi?

Öncelikle bir tanımla başlayalım:

Narsisizm Nedir?

Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Farklı tanımları ve kullanımları mevcuttur. Sigmund Freud ise Narsisizmi “Dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi” şeklinde açıklamaktadır.

Narsisizm kavramını daha eğlenceli bir yoldan öğrenmek isterseniz Burcu Bakdur’un “Narsisizm Nedir?”


Fotoğraf: Justin Sullivan

Hiç şüphe yok ki 1.65 milyar kullanıcıya sahip olan Facebook, birçok sektör için hala 1 numaralı pazarlama aracı. Gerek dünya genelindeki kullanım oranı, gerekse diğerlerine göre daha kullanışlı fonksiyonlara sahip olması (sayfa yapısı, gönderi türleri, etkileşim çeşitliliği, reklam seçenekleri vs.) Facebook’u birinci tercih sebebi haline getiriyor. Dolayısıyla küçük & büyük markalar, işletmeler, yayıncılar da daha fazla kişiye ulaşabilmek adına Facebook’u daha etkin bir şekilde kullanmak; mümkün olduğunca para vermeden (organik olarak) erişimlerini arttırmak için çalışmalar yapıyor. Ancak söz konusu organik erişim olduğunda, Facebook’un farklı bir yüzü daha karşımıza çıkıyor: Haber Kaynağı Algoritması

Buralar hep dutluktu…

Şimdi öncelikle bazı istatistiklere göz atalım:

  • Dünyada internet…


Fotoğraf: Igor Stevanovic

Artık bir klişe haline gelen “Bu yıl, mobilin yılı olacak” devrini çoktan geçtik. Zira hayatımızda artık nesnelerin interneti (IoT), yapay zeka (AI), sanal gerçeklik (VR), arttırılmış gerçeklik (AR), makine öğrenimi (ML) gibi teknolojiler girmişken, sadece mobil odaklı düşünmek pek de anlamlı olmaz. Ancak söz konusu dijital yayıncılık olduğunda, mobilin birçok şeyden daha fazla öneme sahip olduğunu; içerik odaklı geliştirilen yeni mobil sistemleri takip etmeyen/incelemeyen/kullanmayan yayıncıların, yakın zamanda rakiplerine karşı sürdürdüğü yarışı kaybedeceğinden emin olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Hangi sistemlerden bahsediyorum?

Yazının ana konusunu oluşturan sistemler/platformlar ise, Facebook, Google, Apple gibi platformların kullanıcı deneyimini arttırmak, yayıncıların erişim hacmini genişletmek, -ve tabi ki kendi platformlarının kullanılmasını…


Bloggerlar, sosyal medya yöneticileri, pazarlamacılar, reklamcılar… Kısacası dijital dünyada yer alan — işini sergileyen herkes, çalışmalarında görsel kullanımına önem veriyor. Açıkçası önem vermek de gerekiyor. Öyle ki ortalama bir insan beyni bir görsel içeriği, yazılı bir içeriğe göre 60,000 kat daha hızlı çözümlüyor. İnsan beynine transfer edilen bilgilerin %90'ının görsellerden oluştuğunu da düşünürsek, görsel kullanımının ne denli önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Konuyla ilgili uzunca bir yazmak isterdim, ancak yazının amacı bu olmadığı için doğrudan asıl konuya gelmek daha doğru olur diye düşünüyorum. …


Fotoğraf: Rayi Christian Wicaksono (CC0)

Öncelikle belirteyim, WordPress’ten tamamen vazgeçmiş değilim. Bugüne kadar olan ve bundan sonraki projelerin çoğunda muhtemelen yine WordPress altyapısını kullanmaya devam edeceğim. Ancak kişisel blog yazılarımı bundan böyle medium.com/@BrsMncr sayfası üzerinden yayınlamaya başlayacağım.

Beni tanıyanlar bilir; Temmuz 2013'te yayına aldığım WebMasto.com’dur hali hazırdaki asıl meşgalem. Ancak blog dünyasına attığım ilk adımım, 2009 yılında açtığım kişisel blogum (brsmncr.com) ile başladı ve sonrasında dijital medya alanında dallanıp budaklandı.

Blogu olanlar iyi bilir, bir kişinin kendisine ait olan blogu, zaman içerisinde onun değerli bir parçası haline dönüşür. Nitekim benim de öyle oldu. Daha önce Blogger, Tumblr, WordPress.com gibi hazır blog sistemlerini tecrübe edinmiştim, ancak…

Baris Mancar

Digital Media Consultant — Founder / Director at Kutola & WebMasto

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store