ÇOCUK ve ŞİDDET

Uzun bir aradan sonra metroya bindim yine bugün. Keyifli geldi. Açıkcası kendimi metroya binmek zorunda bıraktım. İnsanları gözlemlemek yüz ifadelerine bakarak hislerine ulaşmaya çalışmak her zaman en sevdiğim yönümdür. Bugün de öyle yaptım. Sonuçlarını elbette buradan paylaşamam.

Buradan paylaşmak istediğim başka birşey. Ben insanlara ve duygularına odaklanmaya çalışırken küçücük bir insanın sevgi sözcükleri fısıldaması gerekirken; “ beni öldürecekler, onlar beni yakalamadan ben onları parçalamalıyım !” … Önce duyduklarımın bir film sahnesi olup olmadığını anlamaya gayret ettim. Benimle aynı anda tepki veren orta yaş üzeri bir bayan vardı karşımda. Sesi duyduğu anda başını kendi sağına doğal olarak benim sol çaprazıma çevirdi. O ses ile aramızda bir başka yolcu vardı. Sol yanımdan hafifçe boynumu uzatarak o sesin sahibini görmeyi denedim. Başardım da… Maalesef annesinin kucağında oturan, elinde kendi kadar bir tablet tutan yüz hatları acı duyan bir yetişkinin yüz hatlarına benzeyen ufacık bir insan! Sevimli olması gerekirken gergin, bana sevimli gelmesi gerekirken korkuttu…

Yaşadığımız ve artık küçücük kalan bu yeryüzünde yeterince kan ve gözyaşı var. Maalesef ucu bize dokunmadığı sürece aklımız başımıza gelmiyor. Hatta dokunsa da zamanla çok çabuk acıları unutuyoruz. Neden bu denli zalim bir insanlık olduğumuzu düşünmek için çok uzaklara gitmemize gerek yok aslında. Sadece bu anne ve bu çocuk gibi değil. Hepimiz… Bu yazıyı okuyan herkesin kan ve gözyaşı dolmuş bu dünyanın var oluşunda bir payı var…

Suçlu mu görmek istiyorsunuz. Hepiniz, hepimiz aynaya bakalım… Suçlu tam da o aynanın ortasından bize bakıyor olacak…

Suçtan, gözyaşından, vahşetten uzaklaşmış ; hem de üzerindeki insanlara rağmen… mutlu bir dünya düşüyle…

Saygılarımla…

Kaynak: ÇOCUK ve ŞİDDET