contemporary&bienal İZMİR #karezcanal2050

TUVA 2040
TUVA 2040
Sep 4, 2019 · 11 min read
turquerie

14’üncü Contemporary Istanbul’un (CI-12–15 eylül 2019) Fransız küratörü Anissa Touati ;Meksika’nın uluslararası çağdaş sanat haritasında yer edinmesinde büyük pay sahibidir.Fransız küratör Anissa Touati, İstanbul’u sokak sokak gezdi. Başka kentlere de gitti, aylardır hazırlık için Türkiye hakkında kitaplar okudu.Touati’nin en beğendiği sanatçılar; Güneş Terkol, Argun Okumuşoğlu, Leyla Gediz, Deniz Gül, Gülsün Karamustafa, Tarık Töre, Ebru Döşekçi ve Serkan Apaydın.

Touati “Ben her şeyin en karışık ve zorlu olanını severim. Ekonomi ve siyaset benim için geçerli kriter değil çünkü Meksika da en az Türkiye kadar ekonomisi kötü giden bir ülke. Orada başardıysam burada da başarırım çünkü

Dünya artık güçlü ekonomisi olan Avrupa ülkelerinde üretilen sanattan bıktı ve kaotik ülkelerden çıkan sanatla ilgileniyor.

Meksika’da yedi yıl sürdü bu dönüşüm. Burası için de ortalama beş ila yedi yıllık bir süreden bahsediyoruz…

Türk Düşünce Dünyası özüne dönebilirse ;sanatın bütün alanlarında sadece Türk Dünyası için değil tüm dünya SANATINA mitolojisinden, tarihine, Korkut Ata boylarından , bilim kurgu öykülerine, Türk modasından , Türk sinemasına, Tamgaların gizli dünyası halı sanatından ,kervansaraylarına türkülerinden ,divan şiirine “çok derin ve gizem dolu “ bir HAYAT AĞACIDIR. Mankurtlaşmış zihin kalıplarını kırabilenler için. Amerikan kültür emperyalizminin zombilerinden ve üç-beş yaşında çocukların sevebileceği süper&mutant kahramanlarından başka verebileceği hiçbir şey yok kültüre.

elmas deniz ipek yolu bieneal creatorü olacak ve

uğur cakı da contempary cratörü. elmas ve ugur ile kemealtı 798 kurularak beijing e bağlanacak, tarkem in restore ettiği eski binalar ile china town ile kemartı sanatsal bir dönüşüme başlayacak, agora canlanacak 7000 yıl önce olduğu gibi..

BİLİM VE SANAT. İKİ KANAT. UÇMAK İSTERSEN.TAK DA BAK.

Yerli dizilerimizin ihracatı amerikan dizilerinden sonra ikinci sırada, dünya film endüstrisinde. Kral Şakir adlı çocuk çizgi filimi 18 ülkede gösteriliyor ve kitapları best seller.

Avrupa Birliği ülkeleri ise müze kentlerdir, o kadar. Brexit. Dondu, kaldı, sanata verebileceği hiç bir şey yok, müzelerinin promosyon laleli kalemlerinden ve mona lisalı yelpazelerinden başka. Amsterdam da 800 müze var, aklınıza gelen her şeyin müzesi var, sex işçilerinin heykeline kadar…

Contemporary Istanbul ;Avrupa ve USA ya entegre oldu,comprodor burjuvası ile..

“Dünya artık güçlü ekonomisi olan Avrupa ülkelerinde üretilen sanattan bıktı ve TÜRKİYE gibi kaotik ülkelerden çıkan sanatla ilgileniyor.

Türk Tarih Kurumu yayınlarından BAHAEDDİN ÖĞEL’in yazdığı TÜRK MİTOLOJİSİ adlı kitabın 20. Sayfasından bir alıntı ile bu yazının-BLOG- amacını açıklamak isterim.

“ 552 senesinin Göktürk devletinin kuruşu sırasında, Çin’in kuzeyinden büyük bir otorite yoktu. Çin’in kuzeyinde dört küçük devlet birbiri ile mücadele ediyordu. Göktürk devleti kurulunca, ortaya çıkan bu yeni kuvvet, onlar için paylaşılmaz bir destek haline geldi. Çin kaynaklarının da dediği gibi bu dört devletten her biri , diğerlerine karşı Göktürklerin desteğini bulmak için, hazinelerini boşaltmaya ve Türkleri iltifat yağmuruna tutmaya başladılar. Bunun sonucu olarak, her devletin sarayında ve şehirlerinde bir TÜRK modası aldı yürüdü. Herkes TÜRKLER gibi giyinmeye, TÜRKLER gibi yaşayıp, TÜRK müziği dinlemeye karşı içlerinde bir meyil duymaya başladı. Yine bu arzu ve isteğin neticesi olarak, Çinliler de eski kötü inançlarını silip gerçek ve doğru bilgiler edinmeye başladılar.”

Çin bir kuşak bir yol projesine milyarlarca dolar harcadı. Tarih de ipek yolu Türkler sayesinde var oldu. İpek yoluna alternatif bulununca Türkler Tarih den bir dönem çekildi. Şimdi ipek yolu ;oğuz törüğ ün 4 değişmez ilkesinde ( KÖNİ -UZ- TÜZ- KİŞİ- ) bir araya gelebilen Türk İŞ ADAMLARI nı bekliyor. İş birliği ise gönüle girmekle başlar. İnsanların gönlüne, tarihinizle ,sanatınızla, türkünüz , halılarınızla, kervansaray ve şifahanelerinizle, boylarınızla, soylarınızla ve TÜRK potasında erittiğiniz “geçmiş kültürlerin sentezi “ ile girersiniz ve asırlarca orada kalırsınız.Horasan Hezarfenler Aydınlanma çağı yaratan Kaşğarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Biruni, İbn-Sina, Elharezmi, Ömer Hayyam, Uluğ bey, Ali Kuşçu, Farabi, Ali Şir gibi hezarfenler gibi. Türk tarihini çarpıtmak sosyal medyadan önce kolaydı.Türk sanatı ve bilimi yenileşimcileri ile tüm dünyaya yayılıyor. Kelebek etkisi için #Tuva2040 dostu olmak gerek RİCHARD FEYNMAN gibi…Gönül gözü sanat ile açılır.İlim kendin bilmektir, hepisinden iyice, bir gönüle girmektir.

Yirmi cilt halinde planlayıp ancak dokuz cildini tamamlayabildiği

Türk Kültür Tarihine Giriş adlı eserinde

Türkler’de köy ve şehir hayatını, ziraat ve yemek kültürünü, tuğ, bayrak, ordu, mehter, aile ve halk mûsikisi aletleri gibi konuları bütün ayrıntılarıyla inceleyen

B a h a e d d i n __________Ö g e l,

Türk tarihi araştırmalarının Türk bilim adamlarınca yapılmasının gerekliliğini her fırsatta dile getirmiştir.

gözde sazak

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/321372

Türk DİLİ ve tarihinin temel meselesi budur…

Tarihimizi , sanatımızı, dilimizi , törüg ümüzü AHMET ZEKİ VELİ TOGAN ın dediği gibi hükümdarlar üzerinden değil ;TÜRK BOYLARInın kültürel , arkelojik, coğrafi, antropoloji izlerinden ve TÜRK MİTOLOJİSİnde TÜRK lerin kollektif bilinç dışını okuyabilir, yeniden yorumlayabiliriz. Türk bilim adamlarınca yeniden yorumlanan, tarihi çarpıtmaları düzeltilen, yeni bulgular ile güncellenen TÜRK Tarih bilincine sahip olmadan TÜRK DÜŞÜNCE DÜNYASI ile geleceği şekillendiremezsiniz. Bu nedenle Gözde Sazak gibi araştırmacılar TÜRK sanatını ermitaj da yerinde analiz edip, yorumlamaya açıyor. Harika işlere imza atıyor. Asyanın yeni Türk Devletleri ve dünyanın her yerindeki TÜRKOLOG lar sanatımız üzerindeki tozları silkeliyorlar. Yeni bulunan korkut ata boylarından, Altın Elbiseli adama Türk Düşünce Dünyası yeniden doğuyor, horasan hazerfenleri aydınlanma çağının yenileşim ateşi ile…

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi — Yrd. Doç. Dr. Gözde Sazak Hun Türklerinin altın işleme sanatını anlatıyor.

Altın hun hazinelerinden başlayarak TÜRK mitolojisi ve Sanatında öyle KUTLU anlamlar var ki. An sınır demektir, sınırları aşarsan anlarsın yaşamın anlamını, yaşam ağacına bağlanırsın, duyarsın KorKut atanın sesini. Ne diyor sence?

Korkut Ata’ mızın yeni boyları ve soyları bulunurken Türk yazarları yeni biçimlerde kamların atasının izinden gidiyor. Özellik sosyal medyada oluşan siteler yeni yazarlara, yeni bir yaratıcı iklim yaratırken, e-kitaplar tekelleşen yayın evlerine karşı alternatif, elektronik kitap satış siteleri de avm de tekelleşen kitap evlerine karşı dijital bir meydan okuma oluyor. Amazon da e-kitap satışlarının basılı kitap satışlarını geçtiğinin altını çizmek isterim.

Korkut Ata “update&upgrade” ( güncellendi ve gelişti ) yaptı ve geri döndü dijital dünyaya. Linkleri veriyorum ,ironi yaparak ( like and share please)

Ayda 1 000 000 dan fazla görüntülenen Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi alt kültür edebiyatı için önemli bir konuma geldi, bunu tırnaklarıyla kazıyarak yaptı. Onu orada tutmaya devam etmek zorundayız. Kanayan tırnaklar bu defa edebiyatımızın, hattâ Dünya Edebiyatı’nın en önemli eserlerinden olan Dede Korkut Hikâyeleri için sızladı. 12 hikâye, 12 yazara pay edildi. Hepsi olağanca serbestliğiyle yüzyıllar öncesinin söylencelerini yeniden yorumladı. Bozkırlarda at koşturanlar da vardı, robotlarla aşk yaşatan da. Bulutlara kral olup kadınlarıyla güreşen de, hortlaklarla kırklara karışan da.

İşte on iki Dede Korkut Hikâyesi: linklere tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bo-A3000 adlı öyküsü ile A. Orçun Can

Begil Oğlu Emren adlı öyküsü ile Burcu Durukan

Çağrı adlı öyküsü ile Can Karadeniz

Hiç Bilmeyenler İçin Salur Kazan Öyküsü adlı öyküsü ile Cevdet Denizaltı

Şevval’in On Dokuzu adlı öyküsü ile Funda Özlem Şeran

Düzmürd adlı öyküsü ile Gökcan Şahin

Hortdan Dumrul Destanı adlı öyküsü ile Mehmet Berk Yaltırık

Nefis Bir Uğultu adlı öyküsü ile Onur Selamet

O ve O adlı öyküsü ile Ruhşen Doğan Nar

Sonsuzluk Hapishanesi adlı öyküsü ile Mümin Can

Beni Kimse Uyandıramaz adlı öyküsü ile Özgürcan Uzunyaşa

Uşunların İlk Sonuncusu Z-ER’in Hikayesidir adlı öyküsü ile Seran Demiral

Contemporary İstanbul’dan Turquerie akımına gelelim şimdi.

15. yüzyıldan başlayarak Avrupa’da Türk müziğine¸ tekstiline¸ halılarına¸ yaşam tarzına gösterilen ilgi giderek büyümüştür. O yüzyılların en önemli medyası¸ sahnelenen opera¸ tiyatro ve bale eserleriydi. Türkler üzerine yapılan eserler sayesinde her gece tiyatroları dolduran seyirciler¸ sahnede Türk giyim-kuşamını¸ davranışlarını¸ yaşayışını ve saray yaşamını canlı bir biçimde görebiliyordu.

18. yüzyıl Avrupa’sında¸ sırf Türklere özenmek için sarık sarıp¸ cübbe giyen¸ Türk usulü düğün yapan¸ şatolarda Türk halıları¸ Türk lâlesi¸ Türk içeceği kahve bulundurmayı âdet edinen soylular ile saraylılara sıkça rastlanıyordu. Fransız elçisi Herbette o dönemden bahsederken; “Paris âdeta İstanbul mahallelerinden biri hâline geldi.” demekten kendini alamamıştır.

Osmanlı’yı¸ Batı’ya tanıtan ilk resimli kitap olan “Sanctac Peregrinatones”ın¸ İtalyan Bernard von Breydenbach tarafından 1486'da neşredilmesiyle beraber Avrupa’da¸ Osmanlı kıyafetlerinin fevkalâde ilgi topladığını ve moda hâlinde rağbet gördüğünü kaynaklar belirtmektedir. 1510 yılında¸ VIII. Henry’ye itimadını arz etmeye gelen Essex Dükü ise¸ kralın pazar ayinine bir Osmanlı gibi giyinerek iştirak etmişti. Fransa Kralı II. Henry devrinde de¸ ülkeyi saran “bronle de malte dansı”¸ Osmanlı giysileriyle icra edilmiş ve bu dansı yapabilmek için Batılı zenginler Osmanlı ülkesinden kıyafetler getirtmişlerdir. Özellikle 1721'de Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin Paris’e elçi olarak gönderilmesi Türk modasının daha da güçlenmesini sağlamıştır. Gerek Mehmed Efendi’nin¸ gerekse onu 20 yıl sonra 1742'de aynı vazifeyle giden oğlu Said Efendi’nin¸ götürdükleri hediyeler¸ giydikleri kıyafetler ve sergiledikleri davranışlar büyük ilgi uyandırmış ve Fransızların Türkleri daha yakından tanımasını sağlamıştır. Edebiyat¸ resim¸ sahne sanatları ve dekorasyon gibi alanlarda Türk temaları yaygınlaşmış¸ bilhassa Türk karakterlerinin yer aldığı romanlar¸ bale ve operalar sıklıkla görülmeye başlanmıştır. Balolarda Türk kıyafeti giymek¸ Türk kıyafetiyle portre yaptırmak dönemin yaygın modaları hâline gelmiştir. İşte 18. yüzyılda Fransa’da başlayan ve öteki Avrupa merkezlerine de yayılan bu Türk modasına “Turquerie” denmiştir.

1700'lerin Fransa’sında Türk elbiseleri giyerek portre yaptırmak moda olmuştur. Mesela¸ Fransız sarayı soylularından Madame de Pompadur ve Madame de Burry dönemin ünlü ressamı Carle Van Loo’ya Türk elbiseli portrelerini sipariş etmişlerdir. Van Loo’nun kendisi de Türk kıyafetiyle dolaşmıştır. Avrupa’da Osmanlı furyası¸ İngiliz Kraliyet Sarayı’nda da kendisini güçlü bir şekilde göstermiştir. Kraliçe Charlotte¸ 1764'te ressam Johann Zoffany’e yaptırdığı resimde oğlu Wales Prensi George’a Roma kıyafeti giydirirken¸ ilerde York Dükü olacak diğer oğlu Frederick’i ise¸ Osmanlı Şehzadesinin kıyafetiyle kuşatmıştır. Bu tablo hâlen Buckingham Sarayı’nda sergilenmektedir.Dönemin ünlü rokoko ressamları J.H. Fragonard¸ S. Watteau¸ J. M. Nattier¸ N. Lancret¸ M. Q. Latour Türk figürleri çizmişler¸ modellerine Türk elbiseleri giydirerek pek çok portre yapmışlardır. Avrupa resminde “Turquerie” akımının yayılmasında önemli rolü olan bir başka ressam da J.E. Liotard’dır. Turquerie’den oryantalizme geçişi simgeleyen İsviçreli ressam¸ 1738–1742 yılları arasında İstanbul’da kalıp Türkçe öğrenmiş¸ Türk kıyafetleri giymiş ve Türkiye’de yaptığı portrelerle ve Türk hayatını gerçekçi bir şekilde resmetmesiyle tanınmıştır. Avrupa’da “peintre turc” (Türk ressam) adıyla tanınan Liotard¸ Türkiye’den dönünce birçok Avrupa saraylısının da Türk kıyafeti ile portresini yapmıştır. Kontes Mary ve Maria Adalaide’yi Türk kıyafeti içinde resmettiği tablolar meşhurdur. Kısacası¸ 18. yüzyılda soyluların Türk kıyafetiyle tablolarını yaptırmaları vazgeçilmez bir âdet hâline gelmiştir. O dönemlerde Avrupa’da yapılan düğünlerde bile¸ Osmanlı izlerini görmek mümkündür. 1719'da Avusturya sarayından Maria Josepha ile evlenen Saksonya Prensi Friedrich August¸ düğünü için aynı boyda güçlü 315 kişiyi vazifelendirmiştir. Bu gençler ‘moustache a la Turque’ yani Türk bıyığı bırakmış ve düğünde yeniçeri kıyafeti giyip¸ mehter eşliğinde yürümüşlerdir. Ayrıca yemekler¸ hilâl şeklindeki masada yine Osmanlı kıyafetindeki hizmetliler tarafından servis edilmiştir. Osmanlı elçisinin de davetli olduğu düğünde gelin Dresden yakınlarında yine Türk eserleriyle süslenmiş bir gemiden alınmıştır.
Ticarî-kültürel alışverişe verilebilecek en güzel misaller biri de “Türk halıları”dır. Osmanlı’nın saray envanterleri¸ 14. yüzyıldan başlayarak Batı Anadolu halılarının Fransa’ya bir lüks eşya olarak ithal edildiğini göstermektedir. Osmanlı halılarının ne ölçüde yaygınlaştığını görmek için Hans Holbein¸ Lorenzo Lotto¸ Bernardino Pinturicchio¸ Sebastiano del Piombo gibi 16. yüzyıl ressamlarının tablolarına bakmak yeterlidir. Alman¸ İtalyan ve Hollandalı usta ressamlar¸ desen ve renklerinin tesirinde kaldıkları Türk halılarını tablolarında sıklıkla kullanmışlardır. Hatta bu tablolarda resmedilen desenler¸ Osmanlı halılarının Holbein¸ Memling veya Lotto halısı diye sınıflandırılmasına yol açmıştır. Mesela¸ Pinturicchio’nun Siena’da katedral kitaplığına yaptığı freskolarda görünen halılar Holbein III diye sınıflandırılmıştır.Öte yandan Mozart¸ Haydn ve Beethoven gibi klasik Batı müziğinin büyük bestecilerinin de aralarında bulunduğu dünyaca ünlü pek çok sanatçı¸ “Mehter”in harikulâde ritimlerine ve ezgilerine eserlerinde yer vermişlerdir. Ünlü 9. Senfoninin son bölümlerinde ve Türk Marşı’nda kullanılan enstrümanlar ve ezginin¸ Mehterin orijinal bir savaş marşından uyarlandığı bilinmektedir. C. S. Fvart Soliman¸ “II ou Les Trois Sultanes” adlı komedisinde Kanuni ve Hürrem Sultan’ın muhabbetlerini ele almıştır. Rameau’nun ilk olarak 1735'te sahnelenen “Les Indes Galantes” adlı operasının¸ birinci perdesinde de (“Le Turc généreux”-Gönlü Yüce Türk) Türk teması işlenmiştir. Daha ilginci¸ İngilizlerin dünyaca meşhur şair ve tiyatro yazarı William Shakespeare¸ Osmanlı Şairi Fuzulî’den fazlaca etkilenmiş ve bazı şiirlerinde ondan alıntılar yapmıştır. Sahne sanatlarında Türk karakterleri ve mehter melodileri¸ Mozart’ın ünlü “Die Entführung aus dem Serail” (Saraydan Kız Kaçırma) operasıyla daha da yayılacaktır. Mozart’ın ayrıca “Rondo alla Turca” ve “Menuett alla Turca” besteleri ve “Gran Partita” sonatı Turquerie akımının örnekleridir. Mozart’ın dışında Beethoven “Marcia alla Turca” adlı bestesinde¸ Rossini ise ‘II Turco in Italia” adlı operasında Türk temasını ve melodilerini kullanmıştır.1669'da XIV. Louis’ye gönderilen Osmanlı elçisi Süleyman Ağa’nın ziyareti daha fazla ilgi uyandırmış; Süleyman Ağa aynı zamanda Paris’te kahve içme âdetine örnek olmuş¸ bu yeni âdet soylular arasında moda olmuştur. Fransa’ya yerleşen Rum ve Ermeniler¸ Osmanlıların kahve pişirme ve kahvehane adabını Fransızlara öğretmiştir. Pascal adında bir Ermeni’nin de Paris’te ilk kahveci dükkânını açtığı bilinmektedir. 1615 dolaylarında kahvenin Venedik’e ulaştığı ve ilk kahvehanenin 1630'da burada açıldığı rivayet edilmektedir. Avusturya ise Osmanlı ile yaptığı harplerde esir düşenlerden “Türkentrank”¸ yani Türk içeceği dedikleri bu “sıcak siyah suyu” duymuştur. Bu esirler arasından serbest bırakılan askerî tarihçi Graf Luigi Ferdinando Marsigli (1658–1730) “Bevanda Asiatica” adında kurduğu bir şirketle kahve ticaretine girecektir. Diğer taraftan¸ Paris’te entelektüel kesimin uğrak yeri olan kahvehaneler¸ Londra’da da yükselen burjuvaziye hitap etme özelliği kazanmıştır. Kahvehane¸ 18. yüzyılda Avrupa şehirlerinde sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası olacaktır…

Şimdi İtalya da hiç olmayan ve neredeyse tüm Avrupa da ki starbuckssss lardan fazla olan bir St….sss ortaköy cafesinde SADE bir TÜRK kahvesi içtikten sonra fala bakalım.

Ne mi gördüm?

KorKut Atayı…

Diyor ki “ Hayat ağacına bağlan

MÜJGAN ÜÇER; TÜRK KÜLTÜR VE SANATINDA HAYAT AĞACI

Kitabının bölümleri ve tanıtım yazısına bir odaklanın, belki kitabı alırsınız Atatürk Kültür Merkezi e-mağazasından…
I. BÖLÜM
HAYAT AĞACI
Efsanelerde Hayat Ağacı
Türk İnanç ve Düşünce Sisteminde Hayat Ağacı
İslâm’da Ağaç
Tûbâ Ağacı
Ölümsüzlük Otu
Noel Ağacı
II. BÖLÜM
ANADOLU SELÇUKLULARINDA HAYAT AĞACI TASVİRLERİ
A. Selçuklu Yapılarında Hayat Ağacı
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası (1228)
Kubad Âbad Sarayı (1236)
Kayseri Karatay Kervansarayı (1240
Konya İnce Minareli Medrese / Sâhib Âtâ Dâru’l-Hadisi (1263–1268)
Sivas Gökmedrese/Sâhibiye Medresesi (1271)
Gökmedrese’nin Hayat Ağaçları
Gökmedrese’de Yeni Bulunan (İç Eyvandaki) Hayat Ağacı
Sivas Çifte Minareli Medrese (1271)
Kayseri Şah Cihan Hatun Türbesi/Döner Kümbet (14 yy.)
Erzurum Çifte Minareli Medrese (1293)
Erzurum Yakutiye Medresesi (1310)
Beyşehir Eşrefoğlu Camisi (1299)
B. Mezar Taşlarında Hayat Ağacı
III. BÖLÜM
OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE HAYAT AĞACI
Osmanlı Yapılarında ve El Sanatlarında Hayat Ağacı Örnekleri
İshak Paşa Sarayı (1784)
Hat Sanatında Hayat Ağacı
Madeni Eşyalarda Hayat Ağacı
Tekstil Sanatlarında Hayat Ağacı
IV. BÖLÜM
GELENEKLERİMİZDE HAYAT AĞACI
Kütük Atma / Dökme
Düğün ve Şenliklerde Nahıl
Nevşehir ve Ürgüp Yöresinde Nahıl
Edirne ve Kırklareli’nde Ahret Çiçeği
Kars-Ardahan Yöresinde Şah Bezeme ve Kaldırma
Düğünlerde Bayrak Kaldırma ve Bayrak Direği
Türk kültüründe ise ağaç kültünün özünü hayat ağacı oluşturmaktadır. Dinî ve sivil mimarî eserlerin bezemelerinde çok sık kullanılan bu motif, ana teması değişmeden Anadolu Selçuklu Devleti’nde, Beylikler döneminde, Osmanlı dönemi eserlerinde de yüzlerce örneği ile bezemelerde kullanılmış olup günümüze gelmiştir. Taş, mermer, ahşap üzerinde, madenî eşyalarda, hat sanatında, kitaplarda, ciltlerde, diğer ahşap ve maden işlerinde yer almış olan hayat ağacı motifi Osmanlı döneminde olduğu gibi günümüzde daha çok servi formunda, halk sanatlarına özgü bezeme unsuru olarak halı, seccade, kilim, kumaşlar, işleme ve baskılar, keçe ve örmeleri içine alan zengin bir tekstil alanında yaşamaktadır. Kaynağını derin köklerimizden alan hayat ağacı geleneklerimize yansımış, atasözlerimizden destan ve efsanelere kadar geniş bir alana da yayılmıştır.

7 senede sanatın ve bilimin her dalında tüm dünyaya yayılmış Türk bilim ve sanat adamlarını ” sanal hayat ağacına “bağlarsanız ; Richard Feynman gibi TUVA dostu olabilirsiniz.

Nasıl mı izle, dinle tuva ezgisini .

Olabilir mi ? olabilir. Eğer;

#karezcanal2050 sanal Hayat Ağacı tamgasıdır…

KAYNAK:

http://kitap.ykykultur.com.tr/kitaplar/turquerie-18-yuzyilda-avrupada-turk-modasi

YAPI KREDİ YAYINLARI- HAYDN WİLLİAMS- 18 YÜZYILDA AVRUPADA TÜRK MODASI- TURQUERIE

Bu kitap günümüzde güzel sanatların ve dekoratif sanatların popüler ve koleksiyona elverişli bir alanına dönüşmüş bulunan “Turquerie”nin, yani 18. yüzyılda Avrupa’da Türk modasının kilit unsurlarını saptamak üzere, çok sayıda dağınık kaynağın tarandığı titiz bir araştırmanın ürünü olan ilk örnektir.

TUVA 2040

Written by

TUVA 2040

OĞUZ TÖRÜG UZGÖRÜSÜ

More From Medium

Top on Medium

Ed Yong
Mar 25 · 22 min read

19.1K

Top on Medium

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade