İş Kazaları önlenebilir mi?

Her yıl binlerce işçi çalışma ortamından ya da çalışma koşullarından kaynaklanan nedenlerle hastalanıyor, sürekli iş göremez raporu almak zorunda kalıyor ya da yaşamını yitiriyor. Peki bu kazalar neden yaşanıyor? Nedenlerini bilirsek, bu kazaların yaşanmasını önleyebilir miyiz?


İş kazaları en sık madencilik, metal/makina ve inşaat sektöründe yaşanıyor. 2012 yılında bu üç sektördeki toplam is kazası sayısı 74.871. Bunlardan 744 tanesi ise ölümle sonuçlandı. 2.036 vakada ise sürekli iş göremez raporu alınmak zorunda kalındı. Bu verileri okuyunca, hepimizin aklına gelen soru aynı, bu kazaların meydana gelmesi önlenemez miydi? Ülkemizde yaşanan bu sorun, çok kapsamlı bir çözümü gerektiriyor. Elbette ilgili herkes de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli.

İş kazalarının nedenlerini 4 ana başlık altında inceleyebiliriz:

  1. Mevzuat ile Ilgili Hususlar

Mevzuat alanında ciddi çalısmalar yapılmakla birlikte, mevzuatın çok sık değiştirilmesi sorunun ana nedenlerinden biri. Çok sayıda yönetmeliğin hazırlandığı 2012 ve 2013 yıllarında, Çalısma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, İş Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği, İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik dahil olmak üzere pek çok önemli yönetmelik çıktıktan bir gün sonra, bazıları da yıl içinde bir kaç kez olmak üzere değiştirildi. Bu sıkça yapılan değişiklikler, sektörde kargaşaya sebep oluyor, ilgili Bakanlığa ve dolayısıyla devlete olan güvenin sarsılmasına neden oluyor. Diğer bir husus da, “İş Sağlığı Güvenliği” mevzuatı hazırlanırken, ülke sektörleri hakkında, uyarlama ve adapte etme, yeterince dikkate alınmıyor.

2. Mali ve İdari Yaptırımlar Caydırıcı Değil

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mevzuatındaki mali ve idari yaptırımlar caydırıcı değil. Pek çok işveren mevzuatta öngörülen tedbirler için harcama yapmaktansa, cüzi miktarda olan cezaları ödemeyi tercih ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu bulunan yaklasık 680 bin işyeri var ve bunlardan sadece 205 bini bu zorunluluğu yerine getirmiş. Yaklaşık 470 bin işyerinin ise hala iş güvenligi ve iş sağlığı uzmanından hizmet alımı konusunda sözleşmesi bulunmuyor.

3. Denetimle Ilgili Hususlar

Denetimle ilgili en önemli husus, iş müfettişi sayısının, ihtiyacın çok altında olması. Örneğin, 1976 yılında Türkiye’de “İş Sağlığı Güvenliği” yapan toplam teknik iş güvenliği müfettişi sayısı 600 civarındaydı. Aradan 40 yıl gibi uzun bir süre geçmesine rağmen ve işyeri sayısının artmasına, çok sayıda yeni ve tehlikeli işyeri kurulmasına karşın, bugün bu sayı hala 600 civarında seyrediyor. Diğer taraftan, en fazla ölümlü iş kazası ile karşılaşılan inşaat ve maden sektörlerini denetleyen inşaat mühendisi, maden ve jeoloji mühendisi kökenli müfettiş sayısı ise yetersiz. Bir diğer önemli husus da, yapılan denetimlerin kağıt üstünde kalması ve kamusal denetimin arttırılması ihtiyacı.

4. Eğitim eksikliği

İş sağlığı güvenliği kültürünün noksanlığı, iş kazalarının önündeki en önemli sorunlardan biri. Ülkemizde “İş Sağlığı ve Güvenliği” konusunda ciddi bir eğitim eksikligi bulunuyor. İş güvenliği uzmanlarının eğitim programları teorik kısmı 180 saatten, uygulama kısmı 40 saatten ve toplamda 220 saatten az olmamak ve teorik ve uygulamalı olmak üzere, iki bölümden oluşuyor. Teorik eğitimin yarısı uzaktan eğitim ile verilmekte, uygulamalı eğitimler, iş güvenliği uzmanları için, en az bir iş güvenliği uzmanının görevlendirilmis olduğu işyerlerinde yapılıyor. Bu eğitim süreleri ise oldukça yetersiz. Ayrıca, iş kazalarının önüne geçmek için, öncelikle zihniyet değisikliği ve eğitimle gelen davranış değişikliği gerekiyor. Öğretim bir yana, yüksekögretimde bile bu konuya çok yetersiz bir yaklaşım söz konusu. Bununla birlikte eğitim gidermek için, konuya iliskin yeterli bütçe ayrılmıyor ve yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan etkili bir sekilde yararlanılmıyor.


Tüm bunlara baktığımızda görüyoruz ki, iş kazaları denge ve denetleme sistemiyle yakından ilgili. Yasama, yürütme ve yargının birbirini dengeleyip denetlemediği, sivil toplum ve vatandaşlar da denetleme görevini üstlenmediği bir toplumda iş kazalarının yaşanma olasılığı daha yüksek. Etkili yasalar çıkmaz, yürütme tarafınsan yasaların uygulanması denetlenmez ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmazsa, yargı tarafından da iş kazalarının yaşanmasında sorumlular hakkında gerekli cezai işlemler yapılmazsa, iş kazalarının yaşanma sıklığı artar. Kısacası, kazaların önlenebilmesi için etkili bir denge denetleme mekanizmasının işler hale getirilmesi gerekiyor.

Denge ve Denetleme Ağı’nın konuyla ilgili politika belgesine ulaşmak için lütfen tıklayın.