Image for post
Image for post

Geçenlerde bir ortamda bulundum. Alelade arkadaşların bulunduğu bir masada toplanmıştık… Hoş geldin beş gittinden sonra muhabbet yavaşça demlenmeye başladı… İşte tam da o sırada silahlar bir anda çekildi; gösteriş ve güç yarışı başladı. Karizma mı dersin, kimlik gücümü, ya da çıkar mı bilmem ama söylenen sözlerin seçilmeye başlandığını farketmemişim sanırım…

Herneyse, ortaya bir laf attım ama herkesin ortasında yere düştüğüne de şahit oldum. İnanır mısın buz kesildim… Bilirsin bu duyguyu… Koydu derler ya işte ondan… “Sıcak ve samimi bir ortam” dedikleri boyuttan uzak olduğumu tam da o an fark ettim. …


http://www.connectingsingles.com/poem39610/on-good-and-evil.htm

Bazı insanlar hayatlarında çok büyük yanlışlar yaparlar. Öyle ki çevrelerindeki insanlar tarafından nefret edilirler, ailelerinin utanç kaynağı olabilirler veya kendilerine olan tüm inançlarını kaybedebilirler…

Topluma bir bakın böyle insanlara çoğunlukla nefret kusulur ve genelikle de bu insanların neden bu yanlışları işledikleri pek düşünülmez. Orta da sadece yapılan büyük bir yanlış ve çekilmesi gereken bir ceza vardır!

İlginç olan ise araştırmalar bu bakış açısını hiç te destekler nitelikte değil! Çoğu araştırmada üst üste çıkan sonuç aslında bu büyük yanlışları ya da kötülükleri yapanlarında çoğu zaman iyi insanlar oldukları ama bulundukları ortamın onları yanlış davranışa ittiği yönünde.

Çok daha ilginç olan bulgu ise her normal olan (iyi diyebileceğimiz) 10 insandan 7 sinin, yanlış ortamlarda bulunması sonucu bu büyük hataları yapabileceği yönünde. Yanlış duymadın! Bu hayatta herkes için kabus söz konusu olabilir..! …


“Kenetlenme yaşanmışlıklar gerektirir. Anılar, hikayeler ,aşklar…”

Bir grup insanı bir kurum içine koyuyorlar, mekanın tepesine bir adam kondurup alttakileri maaşa bağlıyorlar sonra da başarılı iş ortaya çıkarmalarını bekliyorlar. Keşke her şey bu kadar toz pembe olsaydı… Ama çoğu zaman değil…

Image for post
Image for post

Ey işletme sahibi kurumsal başarı üç şekilde gelir…

Toz pembe kuralı işler, bir başka değişle şansın yaver gider, para kolay gelir, gider ama bir şekilde seni tatmin eder. …


Image for post
Image for post
Zamanı Yönetmek mi? Hadi ordan!

Hayatımız mükemmel gitmiyor olabilir. Hatta yaşayabilmek için çok kısa bir zamanımız kalmış bile olabilir. Ama bu bizim kalan zamanımızı sanki 100 yıl yasamış, hayata ve mutluluğa doymuş hissedecek şekilde geçirmemize engel değildir çoğu vakit…

Sözüm ona zaman çok ilginç bir şeydir; bazen 1 dakikayı 1000 saate değişmeyiz ve hayatta her şeyi de yönetip, kontrol edemeyiz…Ve zaman da bu şeylerden biri olabilir! Daha da ötesi çoğu defa ZAMANIN KENDİSİ BİZİ YÖNETEBİLİR!!!

Cold play — Clocks


Image for post
Image for post

Seviyorsan yeşili durma çoğalt çünkü çoğaldıkça güzelleşiyor. Derler ki seven ellerin dokunuşunda karşı konulmaz bir cazibe vardır. Bakarsın bir gün bir başkası senin ektiğinden ilham alır.

Yeşil güzeldir ve inan bana huzur veriyor, ona ise anılarını hatırlatıyor peki ya sana? Sal kendini içine hatta bir patika yol çiz kendine, sadece sana ait bir yol olsun…

Bilir misin bülbüller gelir yeşile, ötüşlerini sevmez misin? Simdi söyle bana kim karşı koyabilir ki seven elin dokunuşuna, güzel bir kuşun ötüşüne ya da gözün bayramına, yeşile, güzelliğe…


Image for post
Image for post

Hiç neden diye sorarken buldun mu kendini? Biliyor musun bazıları bu soruyu daha güçlü sorarlar öyleki cevabı bulmadan edemezler. Hatta alırlar bohçalarını peşine düşerler bu sorunun da sen görmezsin. Peki nerelere gider insan bir bilgi uğruna? Sanırım bunun sınırı yok! Nelerle karşılaşır bu yolda? Bu sorununda cevabı yok! Bilgi nedir o zaman aşk mı, saklı bir define mi, yoksa uzayı keşfe çıkan insanoğlunu alemin derinliklerinde bekleyen bir tuzak mı?

Biliyor musun bilgi her ne olursa olsun bilinmeyinin peşine düştümü insan kimi zaman hazırlıksız, çoğu zaman aciz. Adeta sonbaharda yere düşüp rüzgarın kendini savurmasını bekleyen parlak bir söğüt yaprağı gibi…


Image for post
Image for post
Wanderer above the sea of clouds — Caspar David — 1818

Alman ressam Caspar David Friedrich yukarıdaki tablosunda, karmaşık ve belirsiz bir manzaraya bakan bireyin kendi üzerine düşünüyor olması, hem bu manzara içinde önemsizliğine, hem de dik bir kayalıkta durduğu için , önündeki her şeye vakıf olduğuna gönderme yapmaktadır. Bu birey sence Maslow`a göre kaçıncı kattadır???

Bu yazıda ünlü psikolog Abraham Maslow`un insan hayatı üzerine uzun yıllar boyunca düşünüp, gözlemlerini ve araştırmalarını da bir araya getirdikten sonra ortaya attığı insan ihtiyaçları hiyerarşisi teorisini okuyacaksın. Son paragrafta ise bu teorideki 4. boyuttan son kisim olan 5. boyuta geçerkenki düşüncelerin yansimasini bulacaksin. Aslında bütün yazı son paragraf için var…

Image for post
Image for post
Maslow- Ihtiyaclar Hiyararsisi

Maslow der ki; insan ihtiyaçları 5 temel katmandan oluşur. Yandaki şemada bu katmanları gösteriyor. Bu yaklaşıma göre en temel ihtiyaçlar fizyolojik olanlar yemek içmek vs gibi. Sonrasında ikinci katmanda güvenlik ihtiyacı geliyor. İnsanın barınacağı bir evinin olması, hayatını geçindireceği kadar parası olması gibi. Bunları tamamlayanlar için 3. basamakta sosyal ihtiyaçlar yer alıyor yani seni önemseyen, seni seven insanlara duyduğun ihtiyaç gibi. Maslow`a göre eğer bunların hepsini tamamladıysan artık popüler olma zamanın gelmiştir. 4. boyutta yaptığın şeylerle çevrendekilerin, hitap etmek istediğin insanların saygısını kazanma isteğinle karşılaşırsın. Cok zor çekişmelerle dolu bu devrede sana bolca kolaylıklar diledikten sonra 5. aşamaya geçebiliriz. Bu son aşamayı nereye çekersen çek. Kendini tamamlama diyorlar buna ama…

About

Mustafa Doruk Mutlu

Sen okursan, ben de yazarım…

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store