Sen mi kurtaracaksın memleketi? Evet kardeşim, sen kurtaracaksın.

Sözlerimin senin için ne anlamı olur bilemiyorum. Belki akşam bilgisayarının başında otururken okuyacaksın bunu, belki otobüste giderken telefonunda, belki yarıda kapatıp çıkacaksın. Fakat ben önemsemeni istiyorum, en başta kendin için, sonra ailen için, yaşadığın memleket için ve tabi ki benim için.

Türkiye bir referanduma gidiyor. Bu basit bir referandum değil. Bu bir yol ayrımı. Bölüm sonu, belki oyun sonu. Bir yandan hayat devam ediyor, kalkıp işe gidiyorsun, okula gidiyorsun, sevgilinle buluşuyorsun, eğleniyorsun, üzülüyorsun, ağlıyorsun, öfkeleniyorsun, hayat sürüyor. Fakat kardeşim, su çoktan ısındı. Su kaynadı, su buharlaştı. Tencere yanıyor. Son 15 yılda çok fazla yenilgi tattın, çok hayal kırıklığı yaşadın, çok üzüldün, çoktu hepsi. Belki küstün siyasete, siyasetle ilgili olan her şeye. Yaşananları gördüğünde üzülüp “Amaan boşver, ben ne yapabilirim ki?” dedin. Küçüklüğünden beri duyduğun “Sen mi kurtaracaksın memleketi?” sorusu geldi belki aklına. Bunu senin için ben cevaplayayım; Evet kardeşim, sen kurtaracaksın. Sadece memleketi değil, kendini kurtaracaksın.

Tam 2 ay var bugünden itibaren referanduma. Lisede sınıf öğretmenim, üniversite sınavına hazırlanırken şöyle demişti tüm sınıfa; “1 yıl sabredin, sadece tek bir şeye odaklanın. Başka hiçbir şey umrunuzda olmasın. Yalnızca tek bir şey, sınav. Sonra hayatınız boyunca rahat edeceksiniz.” Belki hayat boyunca rahat etmeyeceğiz ama o gün o cümleleri anlayanlar, sabredenler, uğraşanlar, o sınavda başarıyı elde etti.

2 ay. Sadece 2 ay. Bırak küskünlüğünü. Bırak yılgınlığını. 2 aycık. 2 ay boyunca bu duygularını çöpe at. Bu memleket, bu hayat senin. Birileri bunu senin elinden almak istiyor. Buna izin verme. “Ben ne yapabilirim ki?” diye düşünme. Onlarca grup var #Hayır kampanyası yürüten. Birine katıl. Belki buna vaktin yok, belki enerjin yok. Elinden ne geliyorsa, onu yap. Sticker yapıştır, post-ite #Hayır yaz, bindiğin otobüse, gittiğin devlet dairesine, ofisine #HayırıYapıştır.

Konuş. Kime denk gelirsen, taksici, bakkal, mağazadaki satış elemanı, komşun, annen, baban, konuş. Yılma. Bildiğini anlat. Gün içinde bir kişi ile bile konuşsan, bildiğin gerçekleri ona iletebilsen, bu bile kâr.

Senden tüm içtenliğimle bunu rica ediyorum, hatta yalvarıyorum. Bu referandumu, hayatına kat. 2 ay sadece. Sonra yine küs, sonra yine yıl. İlgilenme siyasetle. Ama bu 2 ay, bu referandumu hayatına kat. Çünkü bu referandum senin hayatınla ilgili.

Ben, sen ve senin gibi, benim gibi insanlar için bu 2 ay boyunca yalnızca bununla ilgileneceğim. Tüm benliğimle, elimden ne geliyorsa. Sen de bunu yap, gel, hayatımızı birlikte kurtaralım. Öpüyorum seni.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.