İlk yazım yeniden başlamaktan korkanlara

Bu benim ilk yazım. Günlerdir içimden nedense yazmak geliyor, özellikle de bu saatlerde. Kolaya kaçıp, ilk yazımı kendime ayırdım.

Başkalarının başarı hikayelerini dinlemeyi hep sevdim. Kim olursa olsun, beni heyecanlandırır ve hayata karşı motive ederdi. Kendimle ilgili başarı hikayesinden çok, yeniden başlama hikayemi yazmak istedim. Belki bu da bir başarı sayılabilir.

Oldum olası sayılara anlam yükler, sonuçlar çıkarırım. Şimdi geriye dönüp baktığımda da hayatımın sanki dönüm noktaları 15, 25 ve 35 yaşlarımmış gibi geliyor.

Şimdi konumuz 35. yaşım.

Geçen sene benim için, belki arada düşündüğüm, dile getirdiğim ama aslında gerçekten olacağı hiç aklıma gelmeyen olaylar bütünü bir yıl gibi.

60 yıllık aile şirketimiz iflas ettiğinde, diğer birkaç yan şirketimiz ve kendi girişimimi de beraberinde götürdü. Aynı hafta içerisinde ailemin yıllardır oturduğu ev, kendi oturduğum ev, arabam, ofisim, şirketim hepsiyle vedalaştım. Detaylara girmeyeceğim ama neticede zor bir süreç yaşadık. Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerin aslında sonun başlangıcı olmadığını, tam tersi olduğunu görüyorum. Her saniyesini bizzat içinde yaşadığım, bizi o sona götüren son birkaç sene ise hayatımın en zor günleriymiş meğer. Belirsizlikler içinde hep bir direnme, çırpınma, çırpındıkça da batma süreci. O son noktaya gelmemek için sonsuz bir çalışma, çabalama, üzülme, sıkılma, uğraşma, didinme, tepinme ve tabi acı çekme. Ne olacağını bilmediğimiz için orayı hep karanlık hayal ettik çünkü ve korktuk. Ama tabiki direndiğimiz son, bir gün gerçekleşti. Fakat sonrasında günler geçti, birkaç aylık belirsizlikler, stresler ardından sanki taşlar ufak ufak yerine oturmaya başladı. Günün sonunda standart bildiğimiz şeyleri değiştirdik ve yeniden başladık. Evet evimiz, semtimiz, yaşayışımız, şartlarımız şu anda farklı ama itiraf ediyim, ben yeniden başlamayı sevdim.

Bu süreci yaşadığım, ‘atlattığım’ için benim güçlü olduğumu söyleyenler oldu. Halbuki bence bitiş çizgisine gelene kadar savaşımı verdim ben. Geçtikten sonra ise, herşey daha kolaydı. Anlatmak istediğim aslında sıfıra inmek, düşmek evet zor, çamura batacağını bildiğin halde çırpınmak yorucu. Ama gerçekten sıfıra indikten sonra, ayağa kalkmak için her çabanız sizi ileriye taşıyor, en küçük adımınız bile sizi 0'dan 1'e yaklaştırıyor ve bundan mutlu olmayı öğreniyorsunuz.

Bunu anlatmamdaki amaç, kendime ve size unutmamamız gereken bir not bırakmak. Hayatınızda kötü giden ve artık çözüm üretemediğinize emin olduğunuz şeyler varsa, vedalaşmaktan korkmayın. Bilin ki, o süreci uzatmak, sıfırdan başlamaktan daha zor. Geçenlerde bastığım 35. yaşımda yeniden başlamamın, başlayabilmiş olmamın içimde tuhaf bir huzuru var. Biliyorum ki, başıma ne gelirse gelsin yeniden başlayabilirim.