AYDINLIK & KARANLIK


Aydınlığın karşıtı karanlıktır elbette. Ama var olan aydınlıktır, karanlık ise aydınlığın olmama halidir. Yani karanlık yoktur aslında.

Varlık da böyledir, var olandır. Yokluk ise, varlığın olmama hali. Yani yokluk yoktur aslında.

O yüzden her şey zıttı ile vardır. Ama bunu "elma - armut" gibi düşünmek pek sağlıklı sonuçlar vermez.

"Şey ve Şeyin olmaması" daha doğru olacaktır.

Mesela iyilik vardır ve iyiliğin olmaması vardır. 
Ama iyiliğin olmaması kötülük değildir. Çünkü pasiftir.

Yine kötülük vardır ve kötülüğün olmaması vardır. Ama kötülüğün olmaması da iyilik değildir.

Evet "iyilik - kötülük" karşıt kavramlar gibi ama ikisinin de zıttı kendi yokluklarıdır aslında.

Mesela iyilik +10 olsun, kötülük ise -10

İyi olmamak ve kötü olmamak da "0" (sıfır) olsun.

Şimdi kötülük hiç olmadan da, iyi olmak ve iyi olmamak var elimizde.

Yani "0" ile "+10" arası bir mesafe. Bu kötülüğün girdiği bir alan değil.

Aynı şekilde

"-10" ile "0" arasında da kötülük derecesi olsun, iyilik hiç olmadan.

Yani iyilik olsun veya olmasın, bizler kötü ve kötü olmama durumunu algılayabiliriz.

Çünkü kötülük vardır ve aksi durum ise kötülüğün olmamasıdır.

Bir de göreli durumlar / kavramlar var elbette.

Büyük - küçük
Hızlı - yavaş
Uzun - kısa
Ağır - hafif ... gibi.

Sayılar gibi artıya ve eksiye doğru sonsuz uzanan kavramlar.

Büyük ama neye göre? 
Hızlı ama neye göre? 
Uzun ama neye göre? 
Ağır ama neye göre?

Yani 10 büyüktür tabi 5'ten ama küçüktür 20'den.

Demek ki 10 büyüktür demek mümkün değil, referans önemli.

Dünya çok büyük. Neye göre?
Sana göreyse evet haklısın. 
Ama yanında toz tanesi olacağı milyonlarca şey var, demek ki Dünya büyük falan değil küçük de değil.

Evet bir salyangoz hızlıdır, bir ağaçtan. 
Bir çita da yavaştır uçaktan.

Çünkü referans yoksa hiçbir şey yok.

Büyük yok küçük yok. 
Uzun yok kısa yok.

Ve her şey kendi boyutunda olağan ve sıradandır. Basittir, kolaydır, nettir.

Bir şey karmaşık ise size karmaşıktır. Çünkü evrende karmaşık - basit diye bir şey yoktur. Oluyorsa basittir. Olmuyorsa da zaten olmamıştır, bu da basittir.

Ama bir karınca için okyanus neyse bizim için de evren öyledir hatta o örnek bile okyanusta karınca kalır.

Algı varsa, gözlem varsa var tüm karmaşa, ilginçlik, bilinmezlik, belirsizlik...

Yoksa var olan her şey kendi boyutunda oldukça sıradan. Sabah içtiğin çay kadar basit ve gerçek. Yolun kenarındaki taş kadar anlaşılır...

Evet insan var ama insanın yokluğu da mümkün. Dünya var ve Dünya'nın yokluğu da mümkün. Kötülük var ve kötülüğün olmaması da mümkün. İyilik de var ve ne yazık ki iyiliğin olmaması da mümkün.

O yüzden iyilik için kötülük de olmak zorunda gibi yanılgıya düşmeyin...

"İyilik, kötülük olmadan da değeri bilinecek bir ayrıcalıktır."

İşte tüm bu sebepler yüzünden "TANRI" fikri her türlü sistemde hatalıdır. Ama hatalı sistemi benimseyen bilinç için doğru gelecektir.

Tanrı varsa, yokluğu mümkün müdür?

Yokluğu mümkün ise normal bir varlıktır.

Yokluğu mümkün değil ise tanrı için imkansızlık söz konusudur.

Düzen halinin bozulması, yani yokluktan varlığa geçiş tanrıya ne kazandıracaktır?

Gereksiz olduğu halde düzenin bozulması ve kaos için mi tanrı da var olmuştur. Çünkü bunun dışında bir uğraşı mümkün değildir.

Kötülüğün olmama ihtimali varken, bunu istemek, bunun var olmasını sağlayacak koşullar oluşturmak, hem de hiçbir şeye ihtiyaç yokken, yani mutlak yoklukta bile kendine yetecekken?

Artık anla işte, tanrı fikri senin bu düşünce eksikliğinin bir ürünü.

Hani küçük - büyük demiştik ya, işte senden büyük olan tüm boyutlar hakkında henüz cevabın yok diye yarattın bu tanrıyı.

Görmediğin duvarlarda "TANRI" yazıyor sandın hep, öyle inandın, temenni ettin...

Ama tek duvar sendin,
gerçeklerin tam önündeki...

Sen duvarı yıkamıyorsun belki ama
Biz her gün yeni delikler açıyoruz...


Eris Bey