DOĞRU? MANTIKLI? GERÇEK?

Birbirine yakın görünen bu kavramlar üzerine, hayatın içinden basit bir örnek verelim. Nelerin doğru veya yanlış nelerin mantıklı veya mantıksız, nelerin de gerçek veya yanılgı olduğunu daha iyi anlaşmış oluruz.

Yolda yürüyorsunuz. Bir mağaza vitrininde bir ürün gördünüz. Etiket fiyatı 50 lira. Cebinizde ise 100 lira var ve onu almak istiyorsunuz.

İki seçenek var, ya içeri girip çalarsınız ya da parasını öder alırsınız.

Doğru yanlış burada devreye giriyor.

Bu doğru ve yanlışları insanlar belirliyor, uzun bir süreç ve kalabalık insan yığınlarının ortaya koyduğu değerler. Size doğru veya yanlış gelmesi de pek bir şey ifade etmiyor. Kalıplaşmış birçok durum var.

Çalmak ise genel geçer bir yanlış olarak günümüze gelmiştir.

Diyelim ki doğru olanı, yani satın almayı seçtiniz. Eğer amacınız en uygun fiyata ürünü almak ise, maksimum 50 lira ödemek ve en az 50 lira para üstü almak bu olay için mantıklı olandır. Matematik gibidir, 100-50=50

Ama para üstü 30 lira alsaydınız bu mantıksız olurdu.

Peki amacınız en uygun fiyata almak olmasaydı? Yani yemek yedik bahşiş bıraktık gibi düşünün. Ürün 50 lira ama ben 80 lira vermek istedim, satıcı da seve seve kabul etti. Durum yine mantıklı çünkü öyle istedik. Amaç ve sonuç tutarlı. Para üstü 20 lira ama mantıklı. Sıkıntı yok.

Yani mantık da, neye odaklandığınıza göre değişim gösterir. Örneğin, iş yerinde yangın çıkan biri üzülür. Normal şartlarda mantıklı bir durumdur. Ama iş yeri yandı diye sigortadan yüklü miktarda para alacak olan biri de sevinir.

Farklı sonuçlar ama ikisi de mantıklı...

Peki gelelim gerçek olana...

Siz ürünü 50 liraya alsanız da, pazarlık yapıp 40 liraya alsanız da, hatta fazla para verip 80 liraya alsanız da, o ürünü çalsanız da, mağaza kapalı da olsa, öyle bir ürün kalmamış olsa da, cebinizdeki para 100 liraydı.

İşte gerçek olan bu...

Siz o beğendiğiniz ürünü hiç görmeseniz de cebinizde 100 lira olduğu gerçeği hiç değişmeyecek. Çünkü gerçekler, sizin algılarınız ile ilgili değildir. Mutlu olunca da, üzgün olunca da, beğenseniz de, beğenmeseniz de değişecek durumlar değildir.

Şimdi gelelim konunun inanç sistemi ile olan ilgisine...

Bir dine inanmak sizi mutlu edebilir. Dua etmek huzur verebilir. İbadet etmek içinizi rahatlatabilir, belki de gerçekten sizi daha iyi bir insan yapabilir...

Ama bunlar, tanrının var olmadığı gerçeğini değiştir(e)mez.

Her ne olursa olsun, isterseniz gözünüzle mucizeler görün, inandığınız dinde faydasıyla tutarlılık bulun, isterseniz uçun, gözlerinizden lazer çıkarın. Hiçbiri ama hiçbiri, tanrıyı olası yapmaz. Tanrı mutlak anlamda imkansızdır.

İşte burada devreye bakış açısı giriyor. "Tanrı umrumda değil, dinler kitleleri yönlendirme ve baskı altında tutmada gerçekten işe yarıyor." diye düşünen biri, asla tanrıyı sorgulamaz ve körü körüne dinini savunur.

Çünkü gerçekler umrunda değildir, varsa yoksa fayda / zarar...

Bir başka bakış açısı ise, yani ateizm, dinin veya inancın faydası / zararı değil, sadece gerçekleri önemseyen ve onu sorgulayan bir bakış açısıdır.

İnanç sistemi saf fayda olsa da olmasa da bu bakış açısı tanrıyı sorgular. Ve yalan bir fayda yerine, sadece gerçekleri savunur.

İşte bu sebep yüzünden ateizmin dinlerin fayda / zarar durumunu ön plana alarak bir sorgulama yapması düşünülemez. Çünkü tutarsız bir durum ortaya çıkar. Yani din zararlı diye karşı çıkıyorsak, dinler faydalı olsaydı dindar bir insan mı olacaktık? Bunu düşünün...

Örneğin, "Peygamber küçük yaşta çocukla ilişkiye girmiş!" diye çığlıklar atmak ateizmin dahilinde olan bir durum değildir. Bu sadece din karşıtlığıdır. Ateizm ile uzaktan yakından alakası olamaz.

Çünkü, öyle bir şey olmasaydı dindar, inançlı mı olacaktık? Kısacası saçma...

Ateizm zeka ve düşünce gerektiren bir durumdur. Her inançsız insanı veya her tanrıya kızgın, dinlere düşman kişiyi ateist sanmayın.

Ateizm, inanç ve inançsızlık durumunun tamamen dışında BİLMEK ile ilgili bir görüştür. İçinde inancı (pozitif veya negatif) barındırmaz.

Ama dünyada, her inançsız insanı ateist diye damgalayan yanlış görüş var olduğu sürece, hem ateizm hiç anlaşılmayacak, hem de tanrı safsatası yolunda emin adımlarla ilerleyecek.

Çözüm, ateizmin doğru anlaşılmasıdır.
Yani düşünmeyi doğru öğrenmektir.

Yazının özeti ise şudur :

Ben tanrıya inanmayan biri değilim,
ben tanrının olmadığını bilen biriyim.

Eris Bey