SOYUT & SOMUT

Soyut olanı somut olandan ayırmak mümkün mü? Yani soyut dediğimiz her şey, her düşünce, her kavram zaten somut olan beyinsel aktivite ve nöronlar üzerinde değil mi? Kurduğunuz hayal bile somut bir şeyin üzerinde oluşuyor. Nasıl olur da maddeyi yok sayıp bilinç var dersiniz?

Kurduğunuz tanrı hayali bile sizin nöronlarınıza muhtaçken, o nöronları tanrı yarattı demek, ters bir sanat - sanatçı mantığı olmaz mı?

Mesela şimdi kafanızda bir hayal kurun. Bu hayali siz mi yarattınız yoksa bu hayal mi sizi yarattı?

"Bu hayal bizi yarattı" derken bile bu düşünceniz yine nöronlarınıza muhtaç. Ama siz, madde kendine kendine oluşamaz ama bilinç kendi kendine elbette oluşur ve maddeyi yaratır diyerek çıkmaz bir sokağa dalmaya çalışıyorsunuz.

Çünkü hayal kurmanın bir sonu yok. Sadece sınırı var, o da maddeye muhtaç olması. Düşünsenize, düşünüp bir tanrı yaratacaksınız ve o sizin beyinsel aktivitenize muhtaç olacak ama o beyni ve aktiviteyi zaten o hayal yarattı diyeceksiniz. Dedim ya hayal kurmanın sonu yok...

Şöyle düşünün.

"HAYAL EDEBİLDİĞİNİZ HER ŞEY GERÇEKTİR" diyen Pablo Picasso'nun ne anlatmak istediğini düşündünüz mü?

Evet hayal edebildiğiniz her şey gerçektir ve beyninizin içindeki nöronlarda mevcuttur. Buradaki gerçeklik, "25625668 ayaklı at hayal ettim o zaman var." gibi değildir. Vardır ama sadece algınız dahilinde nöronlar üzerinde vardır. Yani siz yarattınız onu...

Tıpkı tabloya resim çizmek gibi. 8 kafalı insan hayal edip çizebilirsiniz. Bu gerçekten 8 kafalı bir insanın varlığını değil, 8 kafalı bir insanı nöronlarınız üzerine çizip, sonra da tabloya aktarmış olduğunuzu gösterir.

Eğer hayal ettiğiniz her şey, gerçeklik üzerinde var olsaydı, sizin inandığınız tanrıya düşman, ondan daha güçlü ve ona inanan herkesi yakacak bir tanrılar tanrısı hayal etmem sadece 2 dakikamı alacaktır.

Öyle bir tanrı yok mu?
YA VARSA?

Hadi olmadığını ispatla desem?

Eğer bunları düşünürseniz, tipik dindar argümanı "YA VARSA" safsatası yerle bir olur. Ya varsa diye inanan milyonlarca insanı düşününce, hafife alınacak bir akıl yürütme değil bence...

İnsanlarda büyük bir korku var şunlar üzerine ;

1) Maymuna benzeyen canlılardan evrilmemiz.
2) Bilinçsiz madde üzerinde zamanla bilinci kazanmamız.

Çünkü tanrı yarattı demek daha kolay. Hem de ayrıcalık veriyor, özelsin, yaratıldın, biriciksin...

Saf KİBİR...

Çünkü insan, hem maddeden, hem de kıllı hayvanlardan gelip, biraz bilinç elde edince nankörlük damarları ortaya çıkıp, hepsini reddedecek bir canlı türüdür.

Çünkü öylesi ona anlamlı gelmez. O seçilmiş, gönderilmiş olmak ister.

"Bir güç var, sonsuz kudrette, muhteşem, eksiksiz... Heh işte beni o yarattı nabeeer... Yoksa sen basit bir maddeden ve kıllı canlılardan mı geldin, ıyyy yazık ama sana..."

İşte insan yavruları doğduğu zaman, gözlerine bu kibir kumaşı bağlanır. Çocuk büyüdükçe de bu kumaş kalınlaşır.

Ama bazı meraklı ve sorgulayan insanlar, parmakları ile aralar bu kalın kumaşı. Gördükleri ise, anlatılanlardan tamamen farklıdır...


Eris Bey