Fenerbahçe-Gençlerbirliği: Derin Nefes!

Fenerbahçe bugün kazanmak zorunda olduğu bir maçı kazandı. Maçın özeti ne eksiği ne de fazlası aslında. 3 puan dışında konuşulacak olumlu çok az şeyin olduğu bir maçı daha geride bıraktık kısaca!

Sahada ayakları titreyen, yana pastan başka düşüncesi olmayan, birkaçı hariç sorunluluk almaktan kaçan, ileride çoğalamayan oyuncular, çoğalsa bile bu takım acaba nasıl gol atacak dedirten bir oyun. Giuliano-Soldado’nun ileri ucun kalitesini arttırdığı kesin, baz RVP-Emenike olunca ne görsek iyi gelirdi gerçi! Giuliano üzerindeki Alex baskısını atarsa, pas yerine şut da atmaya başlarsa skor yükünü çekecek temel taşlardan olur. Benzeri Soldado için de geçerli. Uzun zamandır hedef santrfordan ziyade 9 numara gibi oynadığından, hedef santrfor beklentimize erişmesi için zaman şart.

Takımda en temel iki eksik malesef kalite ve özgüven. Fenerbahçe bugün ne rakibi 10 kişiyken ne de 9 kişiyken düzgün bir atak geliştirebildi. Özellikle atılan gol sonrası tam bir felaket. Milli takım arası girmese ve haftaya oynasak Başakşehir’den ağır bir tokat yiyebilirdik örneğin. Ama hem sakatların iyileşmesi, kastım RVP değil umarım kendisi ile yollarımız ayrılır şu 10 günde, takımın bir nefes alıp dönmesi çok faydalı olacak!

Kalite probleminin çözümü belli: Transfer! Eylül ayındayız ama en az 4 oyuncu lazım takıma hala. 1/2 stoper (Umarım Neto-Gomez bir arada olur, Roman orta saha rotasyonuna kayar), 1 orta saha (hala, ısrarla, orta saha çünkü Ekici’nin sağlık durumu soru işareti), 1 kanat (Dirar-Isla ikilisini sağ-sol bekte izleyebilmemizi sağlayabilir), 1 tane de adam geçebilecek, topla koşabilen, güçlü santrfor (bu gelirse belki Aykut Kocaman ezberinin değişimine de şahit olabiliriz, Soldado’nun verimi de net artar).

Özgüven problemi için gerek şart ise, taraftar desteği ile, biraz da şans ile Başakşehir’i içeride yenmek. Bence ligin şu anda en iyi TAKIM’ı Başakşehir (Galatasaray’ın takım olmasına hala var zannımca) Abdullah Avcı’nın yarattığı makine tıkır tıkır işliyor. Maestro da beğenmeyip gönderdiğimiz kaptan, Emre! Takım kafasını kaldırıp, kişiler bazında herkesin potansiyelini ortaya çıkarması, kendi gibi oynamaya başlamasıyla işler yoluna girebilir. 10 Eylül’de şartlar ne olursa olsun (Transfer dönemi de bitecek) taraftar yerini almalı, derbi gibi desteklemeli takımı. Başka türlü zor.

Henüz 3. haftadayız. Kendini şampiyon ilan edenler de, enseyi karartanlar da yanlış yolda. Bu köprünün altından daha çok sular akar. Yeter ki şu 10 günlük dönemde takım maksimum takviye ile desteklensin, öyle veya böyle 1–2 maç daha kazanalım üst üste. Gerisi sabırla gelecek. Tabi şans da lazım! Beşiktaş maçı öncesi alınacak 6 puan hepimizi tekrar havaya sokar.

Bekleyelim görelim!

Maçın oyuncusu: Isla. Bir sağ bek maça ne kadar etki edebilirse o kadar etki etti. Tüm ataklar onun kanadından geliştirildi. Çok iyi profesyonel, harika transfer.

Maçın hayal kırıklığı: Nabil Dirar. Malesef sağ açıkta performansı beklentinin çok altında. Gerekli transferlerle Sağ bek rotasyonuna kaydırılırsa verimi artabilir, şu anda bırakın skor yaratmayı, topu ileri taşıyıp doğru pasları bile atamıyor. Belki de dinlenmesi gerekiyordur.

)
Fenerbahçe Gündemi

Written by

Fenerbahçe’ye dair haftalık yazı ve değerlendirmeler!