50 milyar SİM karta hazır olun

by @FikriTurkel, 24 Kasım 2010,

Dünyada beş milyar potansiyel cep telefonu kullanıcısı var. Halen 1,5 milyar insan internete giriyor ve yaklaşık olarak iki milyar cep telefonu kullanıcısı bulunuyor. Peki, kaç tane SİM kart satılabilir?

Bunun cevabını bu alandaki en etkili isimlerden Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv’den alıyoruz: 50 milyar SİM kart.

Bu nasıl mümkün olur? Neredeyse kişi başına 10 SİM kart.

Olayı anlamak için günümüz ve geleceğin teknoloji altyapısına bakmak gerekiyor. Dün yapılan İŞTCELL Teknoloji Zirvesi’nde sadece buna yönelik fikirler konuşulmadı. Kapitalizm de yeniden sorgulandı. Bu, sadece 3G, Facebook, Twitter değil, bambaşka bir ekonomik ve sosyolojik bir yapıya geçildiğini de gösteriyor.

Ciliv, 50 milyar SİM kart öngörüsünü tek başına yapmıyor. Dünyanın en büyük işletim sistemi şirketi olan Intel’in CEO’sunun da bu konudaki bilgilerini paylaşıyor. Yani bazı kişilerde iki tane SİM kart olabilir. Ancak arabaya, iPad gibi elektronik aletlere, buzdolabına, çocuğun okul çantasına, hatta bazı hayvanlara bile SİM kart takılması bugünün teknolojisinde bile uygulanıyor.

Niye başka bir şey değil de SİM kart? Bilginin paylaşımı, aktarımı, temin edilmesinin en pratik ve hızlı yolu artık SİM kartla yapılıyor. Mobil iletişim imkânları hayata kolaylık getirirken, sosyal yapıyı da dönüştürüyor.

Son G20 toplantısında da dünya liderlerinin üzerinde durduğu beş milyar insana bilginin ulaştırılmasının yolu da yine bununla mümkün. En kolay, en hızlı ve en ucuz yöntem şimdilik bu.

Dünyanın yaşayan en iyi 50 düşünüründen biri kabul edilen Don Tapscott, gelinen durumla ilgili daha somut örnekler veriyor. Son ekonomik krize dikkat çeken Tapscott, belki de uzun dönemli bir yıkım sürecinin başladığını ama kendisinin geleceği dönüştürülebileceğine inanıyor. Pek çok endüstrinin battığını, hatta dünyanın en büyük şirketi kabul edilen General Motors’u iflastan Amerikan hükümetinin kurtardığını söylüyor.

Artık 3. Dalga’yı yazan Alvin Toffler’in emek ve sanayiden sonra gelen bilgi toplumu bile geride kaldı. Yeni dönem üzerine kafa yorulması gerekiyor. “Gazeteler bilgiyi, haberi alır ve dağıtır” diyen Tapscott, artık “Haberler önemli ise o bizi bulur” diyen bir neslin geldiğini ve imkânların da bunu sağladığını söylüyor.

Yeni dönemde, dünyada rakipsiz görünenlerin varlığı sorgulanır hale geldi. Microsoft’u Google’ın, CNN’i YouTube’un, Yellov Page’i Craigslist’in, Facebook’u Twitter’ın New York Times’ı The Huffington Post’un niye geçtiğinin düşünülmesini tavsiye ediyor.

Sanayi döneminde en büyük seferberliğin Dünya Savaşı’nda yaşandığını söyleyen Tapscott, karbon emisyonu, çevre duyarlılığı ve pek çok konuda her gün yeni seferberliklerin yaşandığına dikkat çekiyor.

Tapscott, “Bugün ABD’de zeki öğrenciler okula gitmiyor ama “A” alabiliyorlar. Çünkü konusundaki en büyük uzmanlarla Twitter’da konuyu tartışabiliyorlar” diyor. Ve ekliyor: “Üniversite süreci eskimiş bir sistemi anlatıyor. Eğitim kitlesel, tek yönlü. Demokrasi de öyle.”

ABD Başkanı Obama’nın 35 bin platformu harekete geçirmesiyle başkanlığı kazandığını hatırlayın.

Son kitabının ilk lansmanının oğlunun kendinden habersiz şekilde Facebook’ta yaptığını ve kitabı oğluna verdikten iki saat sonra kitap hakkında eleştirileri almaya başladığını söyleyen Tapscott, bundan sonraki kitabını Twitter’da yazmaya başladığını ve tanıtımını da Twitter’da yapacağını söylüyor.

Olaya eleştirel olarak da yaklaşılabilir. “Dünya mobil hale geldi” demek için belki erken. Fakat bilinmesi gereken daha büyük ve önemli gerçek var: Sanayi devrini kaçıran Türkiye için tarihî bir fırsat çıktı. O da, Türkiye’nin dijital çağı yakaladığı ve bunu kaçırmaması gerektiğidir.

Teknolojiyi daha çok konuşacağız. Bu yazı da bunlardan biri…

fikriturkel@gmail.com