Geleceğin tıbbı neler getirecek?

Gelecekte, sağlıkla ilgili şu vazgeçilmez sonuçlar bizi bekliyor:
  • Dünya, sağlık harcamalarında kısıtlamaya gitmek istiyor.
  • Kronik hastalıklarda artış önlenemiyor.
  • Ve nüfusumuz yaşlanıyor.

Birkaç rakamla, durumun vahametini izah edeyim.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre tüm ölümlerin yüzde 60'ı yani her yıl 36 milyon insan kronik hastalıklardan ölüyor.
Kronik hastalıklardan ölenlerin yüzde 80'i düşük ve orta gelir kesimin insanları. Türkiye'de 22–28 milyon arasında kronik hastamız olduğu tahmin ediliyor.

Geleceğin tıbbından beklememiz gereken uygulamalar şunlar olmalı:

Kişisel tedavi (personolized medicine), koruyucu tıp, hücre ve organ yenileme, yeni teknoloji ile elektronik hasta kaydı, hasta güvenliği…

Bütün devletler yeni sağlık politikalarını tartışıyor ve farklı uygulamalarla vatandaşlarının sağlıklı yaşam hakkını korumaya çalışıyorlar. Türkiye’de bu uygulamalardan biri de 3 yıl önce başlanan “Aile Hekimliği” oldu.

Türkiye'de 126 bin hekim olduğu tahmin ediliyor. 21 bin civarında de Aile Hekimi bulunuyor. En kalabalık hekim grubunu aile hekimleri oluşturuyor.

Aile Hekimleri Federasyonu (AHEF) Başkanı Dr. Murat Girginer, aile hekimliğinin kendi kendini finanse eden bir sistem olduğunu vurguluyor. Mahalle aralarındaki Sağlık Merkezleri, aile hekimlerini hastanın ayağına getiren bir özelliği var. Özellikle de elektronik hasta kaydıyla birlikte ilaç tüketim kontrollerinde de etkili oluyor.

Hafta sonu Antalya'daki AHEF Kongresi'nde gündemin yanısıra aile hekimliğinin, sağlığımız üzerindeki etkisi de konuşuldu. Farklı görevler yüklendiklerini söyleyen Dr. Girginer, sağlıklı yaşama hakkı için aile hekimliğinin şart olduğunu belirtiyor.

Yukarıda dünya istatistiğini verdiğimiz kronik hastalıkların yanısıra, Türkiye'de aile hekimlerinin görev alanlarında meme kanseri, rahim ağzı kanseri ile kalın bağırsak kanseri gibi periyodik muayenesi gereken hastalıklar da bulunuyor.

Durumu anlamak için eldeki bilgilere bakalım:

Türkiye’de 21 bin 214 aile hekimi bulunuyor. Aile hekimliği hasta memnuniyeti yüzde 80 oranına erişmiş durumda. Ayrıca yüzde 95 ile aile hekimine güven daha yüksek oranında gerçekleşmiş görünüyor.

Aile hekimliği harcamaları 3 yılda 4 milyar lira olurken, üç yılda buna bağlı ilaç harcaması 16 milyar lira olarak gerçekleşti.

Ancak genel ilaç tüketimine bakıldığında ilaç tüketiminin azaldığı görülüyor. Bunda hasta kaydı ve reçete kaydının da katkısı var.

Aile hekimliği sistemini daha sağlıklı hale getirmek için “Acil Birime” başvurulara bakılması gerekiyor. 75 milyon Türkiye'de yılda 90 milyon acil hasta başvurusu yapılıyor.

Aile hekimleri, acile başvurunun ücretli, aile hekimine başvurunun ise ücretsiz olması gerektiğini savunuyorlar. Böylece uzman hekimlerin işgücünün azalması söz konusu olacak.

Aile hekimliğinin iyi bir uygulamasının görüldüğü Hollanda'da doktor başına 1500 hasta kaydı olurken, Türkiye'de 3 bin 567 hastaya ulaşabiliyor

Avrupa'da aile hekimliğine başvuru oranı yüzde 95'e ulaşmış olmasına karşılık bizde halen yüzde 50 civarında görünüyor. En kısa zamanda aile hekimliğine başvurunun yüzde 70'in üzerine çıkması üzerine çalışmalar yapılıyor.

Yaşlanan nüfusa uzanacak ilk el de aile hekimleri olacaktır. Malum 2000 yılında 65 yaş üstü nüfusumuz 3,9 milyon kişi iken, bugün ölüm yaşı ortalaması 75 olurken 5,7 milyon kişi de 65 yaş üstünü geçti. Çocuk doktorumuz var ama yaşlı doktorumuz da aile hekimleri oluyor.

Sağlık merkezlerinin teknolojik cihazlarla donatılması, tıbbi yazılımların yanısıra mobil uygulamalara geçilmesi ve çok daha önemlisi pilot yasa ile ilgili yönetilen aile hekimliğinin kendi yasasını oluşturup daha yetkin hale getirilmesi zorunlu gibi görünüyor.

3 yıl evvel, aile hekimliği başlamadan önce, gelinen duruma doktorlar bile inanmıyordu. Daha iyisi niye olmasın?
  • 29 Ekim 2013