Gıda fiyatlarının suçlusu kim?

by gidahatti.com

Gıda fiyatları her zaman, her ülkede sorun olmuştur.

Brüksel’e her gidişimde Avrupa Birliği Parlamentosu binası önünde çiftçilerin protestolarıyla karşılaşırım.

Fransa’da elmacılardan besicilere kadar her kesimden çiftçiler, her yıl Paris’te protesto yürüyüşü yapar.

Hollanda’da geçen yıl bir televizyon kanalının bir alışveriş sepetiyle ilgili yaptığı haberde, her markette farklılık gösteren fiyatlar sebebiyle, 11.9 avrodan başlayan fiyatın 23,7 avroya kadar yükseldiği belgelendi.

Peki, fiyat artışının suçlusu perakendeciler mi?

Yerel perakendeciler İzmir’de bu sorunun cevabını bulmak için toplandılar. Cevabı vermeden önce, perakende sektörüne dair bazı rakamları paylaşmak istiyorum.

Retail Türkiye’nin organize ettiği ve Türkiye Perakendeciler Federasyonu’nun (TPF) desteklediği konferansa perakendeciler büyük ilgi gösterdi. “Gıda Fiyat Artışları” başlığı ile düzenlenen konferansın katılımcıları, Coca Cola’nın şişeleme tesislerinde inceleme yaptılar.

Türkiye’de perakende sektörünün büyüklüğü 300 milyar lirayı geçmiş bulunuyor. Bunun yarısı organize perakendeciler tarafından yönetiliyor.

Gıda Perakendecileri Derneği’ne göre gıdacılar 40 milyar ciro elde ediyor. Bunun için marketler, cafe, pastane gibi zincirler ve restoranlar yer alıyor.

Yerel Perakendecilere bakacak olursak; 382 üye ve 4 bini aşkın mağaza ile 10 milyar ciro yapan örgütlü bir yapıdan oluşuyor.

Ekonominin durgunluğuna rağmen yerel perakendeciler geçen yıl yüzde 16 büyüme gösterdiler.

TPF Başkanı Mustafa Altunbilek, “Fahiş fiyat bizden kaynaklanmıyor” diyor.

Önce, Altunbilek’in üreticiden tüketiciye ulaşan zincirde fiyatın artışına ilişkin sözlerine kulak verelim.

Tarlada kilosu 1.2 liraya üreticiden çıkan domatese şu maliyetler biniyor: Kasalama, işçilik, ürün zaiyatı, KDV, yüzde 7 komisyoncu payı, nakliye ve market giderleri.

Haliyle 1.2 liralık domates raflara ancak 2.23 liraya çıkabiliyor.

Altunbilek’e göre marketler bu fiyattan ancak 38 kuruş kazanabiliyor. Makul bir rakam gibi görünüyor. Ancak bunu tüketicilere anlatamıyorlar. Haliyle medyaya da anlatamıyorlar ki sürekli fahiş fiyatlardan söz ediliyor.

Sonuçta tüketici mutsuz oluyor. Ama daha da önemlisi rekabet şartlarını bozan bir ortam oluşuyor.

Federasyon başkanı iki soru sorma ihtiyacı hissediyor: Fiyat uçurumu nasıl giderilebilir? Makul fiyatla ürün nasıl alınabilir?

Aslında bunlar yıllardır herkesin sorduğu sorular.

İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’a göre kayıt dışı sektörü etkileyen en önemli durum. Sektörün hala yarısı kayıt dışında. Kayıt dışı ise yönetemezsiniz.

Altunbilek’in öncelikle istediği ise KDV’nin yüzde 1’e indirilmesi. Bir diğer çözüm ise üretim arzında istikrarsızlığın giderilmesi. Arz fazlası çiftçiyi mağdur ettiği kadar fiyat istikrarsızlığını da oluşturuyor.

Bugün Dünya Gıda Günü ve gıdadaki istikrarsızlık toplumun temel sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Sadece üretimden tüketime verimlilik yeterli olmaz, gıdanın israfını da önlemek gerekir.

Mevcut durumda gıdada aşırı fiyatlarda sadece bir kesimi günah keçisi ilan etmek doğru değil ama zincirin bütün halkaları da sanki suçu üzerine almak istemiyor.

Bir dönem daha bu fiyat istikrarsızlıklarını çekeceğiz gibi görünüyor.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.