Türkiye’de tesettür pazarının büyüklüğü nedir?

Konuyla ilgili olarak Hürriyet’te Gila Benmayor bir yazı yazdı. Bu alanda daha önce bir araştırma görmediğim için ilgimi çekti. Türkiye’de 39.3 milyar dolarlık tesettür pazarı varmış. Bilgi, Torino’da yapılan Tesettür Giyimi Forumu’nda sunulan bir araştırmaya dayanıyor.

Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent, gazetesinde durumu tashih etti. Türkiye’de tesettür giyim pazarı 4,5 – 5 milyar dolar civarındaymış…

Merak edenlere, o yazıları okumalarını tavsiye ederim. Ben, başka bir yönüyle konuyu ele almak istiyorum.

Türkiye’de bu derece etkili ve büyük bir pazar olup da, bununla ilgili elimizde sağlam veriler olmaması üzücü.

Sadece giyimle ilgili değil, yiyecek tercihlerimiz hakkında da geniş ve detaylı verilere ulaşabilmeliyiz. Hem girişim stratejilerimizi hem de faaliyet alanlarımızı seçmede yol işaretleri olacaktır.

Yine aynı gazetede dün bir haber vardı: “Helal Cruise”.

Yani İslami kurallara göre deniz yolculuğu yapabileceğiniz bir tur organize edilmiş. Adına da “Osmanlı’nın İzinde” demişler. Serbest girişimciliğin bir örneği diyorum.

Yine dün sokakta bir bilboarda rastladım. Bir termal otel firması, Kapadokya gezisi kampanyasıyla otelini anlatıyor.

Bilboardın ortasında da büyük bir “Helal” mührü yer alıyor.

Helalden maksat da, otelde alkol servisi olmaması ve müstakil bir kadın bölümü yer alması. Cruise gemi turu için de benzer bir uygulama var.

Son yıllarda dini duyguları kullanan, referans alan hatta suiistimal eden örnekler çoğalmaya başladı.

Ben bunu, televizyonlardaki kampanyalı bal satışlarına benzetiyorum. İstediğin vaatte bulun, nasılsa bir müşterisi bulunuyor. Ceza gelirse de sonuçta, sen yol almaya devam ediyorsun.

Malum, iki sene evvel Maldivler adasına helal tur düzenleniyordu. Ben Maldivler’e gittim. Çapı 1 km olan bir adada nasıl bir mahremiyetle, hangi İslami kurala göre tatil yaptırıyorlar, anlamış değilim.

Hangi kurum bu standartları belirliyor. Helal olan ile helal olmayan hizmetleri ayıran bir standart var mı?

Belirlenmiş bu standartlara uygunluğu denetleyen bir yapı var mı?

Hangi akredite kuruluş bu yetkiyi veriyor?

Etiket Tebliği’ne ne derece uyuyor bu tür tanımlamalar, ifadeler?

Soruları artırabilirsiniz…

Kimsenin tercihine karışacak değilim. Ama insanların düşüncelerinin, inançlarının, duygularının ticari meta olarak kullanılmasına da karşıyım.

İşin bir de Helal Sertifikası kısmı var ki evlere şenlik bir durum. İleride pek çok şirketin başını ağrıtacak bir uygulama haline dönüşebilir.

Hassas konular…

Başta Diyanet İşleri olmak üzere bu alanda somut adımlar atmalıdır.

Bütün dini önderler, hassasiyet göstermelidir. Fetva ile takva arasındaki çizgiyi net çizelim.

Bu alanda faaliyet gösteren şirketler, Etiket Tebliği ve reklam etik değerlerine uymalıdır.

Sadece tüketicinin yanıltılması ile yetinilmeyecek; dini algılarda yeni önyargılar oluşmaya da devam edecektir.

Helal haberlerini bir de yukarıdaki gibi okuyun!..