Karadeniz sadece “fındık ve çay” değildir

By gidahatti.com

Arap Medyasının Türkiye’de yeni gözdesi Ordu ve Karadeniz Bölgesi oldu. Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, her ay ayrı medya gruplarını Ordu’ya davet ediyor.

Geçen yıl ekonomi gazetecileri ile başlayan bu süreç, Amerikan medyasına kadar ulaştı. Bu ay da 40 kişilik Arap dünyasının önemli medya kuruluşlarının temsilcileri yine Ordu’ya gelecek.

Hafta sonunu Giresun ve Ordu’da geçirdim. Giresun’da Nurettin Canikli’nin misafiriydik, Ordu’da ise V26–20–2015–1ali Balkanlıoğlu ile geniş bir sohbet yapma fırsatı bulduk.

Ben, yabancı basın mensuplarının neyi daha çok merak ettiklerini sordum. Malum coğrafyasının yanı sıra özgün yemekleri de dikkat çekiyor.

Özellikle yerel otlar ile ilgileniyorlarmış… Malum, Karadeniz Pidesi de öyle. Yabancılar pizza alışkanlıkları sebebiyle, farklı bir sunum olarak pideden etkileniyorlar.

Balıkların da ayrı bir yeri olduğunu unutmamak gerekiyor.

Ayrıca, artık çoğu ülkede Türk restoranları bulunuyor. Bu tatların özgün hallerini burada bulunca daha derin bir bilgelenme oluyor. Yine de hiç biri Karadeniz’in ot yemeklerinin yerini tutmuyor.

Güney Ege veya dar anlamında Muğla Fethiye yöresinin zenginliğinden sonra en çok ot yemeklerinin Karadeniz’de olduğunu söyleyebiliriz.

26–20–2015–2Muğla Fethiye otlarıyla ilgili zenginliği ve deneyimimi de paylaşmak istiyorum.

Bu otların bazılarını sayarsak: Mendek, yazı pancarı, diken ucu (mevlicen), sakarca, kaldirik, pelpit, yağlıca, ebegümeci, yaprak çeşitleri, höngül (turp otu), lahana, pazı, ısırgan, kırçan, kuzu kulağı, tere, kaz ayağı, su teresi…

Bu otların bazıları başka bölgelerimizde de olmakla birlikte, Karadeniz insanı bunun servisi ve yemeklerde kullanımında farklılığını ortaya koyuyor.

Bu otlardan ev yemekleri, salatalar, börekler, pilavlar, dolmalar ve turşular yapıyorlar.

Haliyle pek çoğunun ünü, göçen Karadenizliler ile birlikte Türkiye’ye yayılmış durumda. Kara lahana (yöreye göre pancar da deniyor), pazı veya pezik, ısırgan, mısır veya darı ekmeği, karayemiş olarak da bildiğimiz taflan (antibiyotik olarak çok zengin bir meyve, umarım fidanlarının geniş dikimi yapılır) ve sakarca gibi…

Mesela, Balkanlarda taze fasulye kızartması vardır, Karadeniz’de de bezelye kızartması yaygındır. Ancak hazırlanışı itibariyle farklılıklar görülüyor. Daha önceki bezelye kızartmalarını pek tutmamıştım, Giresun’da Şoray’da yediğim bezelye kızartması, yakında ünlü restoranların menülerine girebilir.

Kayığı ile balık avlayan biri olan Nevzat Usta (Poyraz), balığın peşinde koşma yerine, servis etmeye karar verince böyle bir restoran ortaya çıkmış. İlk zamanlar eşinin desteği ile hazırladığı menülere oğulları büyüyünce onlar da katılmış ve tam bir aile işletmesi olmuş.

Şoray bir balık ve tipik Karadeniz restoranı olmakla birlikte neredeyse her ürününü tavsiye edebileceğim bir mekan.

Isırgan otu çorbası ile başlamanızı tavsiye ederim. Isırgan, Anadolu’nun her yerinde bilinir. İlaç gibi kullanılır ve çoğu bölgede de kızartması ve böreği olarak servis edilir. Bu sebeple çorbasının tadı farklı gelebilir. Az almanızı tavsiye ederim. Yine de damaklarda kalıcı bir tadı olduğunu göreceksiniz.

Ben bir türlü alışamadım ama karalahana çorbası, balık çorbası veya diğer yerel çorbaları tercih edebilirsiniz.

Ara yemek olarak taflan, kaldirik, sakarca, bezelye kızartması, pancar, menevcan veya mevsimine göre yukarıda saydığım otlardan biriyle yapılmış bir lezzeti sipariş verebilirsiniz.

haber4Burada mezgit ve hamsi tava başta olmak üzere mevsimine göre diğer balıkları da tavsiye edebilirim. Özellikle hamsi pilavını mutlaka denemeniz gerekiyor.

Kaşarlı levrek de buraya özgü bir servis…

Ondan bundan tadalım derken, ihmal ettiklerimiz de oldu. Mezgit böreği, mevsim balıklarını, balık çorbasını vs. tatma fırsatım olmadı. Ancak övgü aldıklarını duydum.

Karadeniz’i dünyaya açmak için mutlaka Şoray ve benzeri mekanlar artmalıdır. İnşallah size de tatmak nasip olur…