Kelimeler, duygular ve geleceği yönetmek

Yeni teknolojiler yeni kelimeler oluşturuyor. Yeni kelimeler yeni kavramları ve duygularımızı yönlendiriyor. Yeni kelimelere sahip olmazsanız, geleceğinizi yönetmede direksiyonu kaybedeceksiniz!

Akıllı telefondan sonra, akıllı nesneler de hayatımıza girdi. Giyilebilir ürünler de denilen bu nesnelere acaba “akıllı” tanımı kullanmamız doğru mu?

Peki, “akıllı” mı demeliyiz yoksa “zeki” mi?

İnsanlar, iletişimini kelimelerle yaparken, fikirlerini kavramlarla şekillendirirler ve yine duygularını kavramlarla güçlendirirler.

Sorun İngilizce’de “smart” kelimesinden tercüme edilmesinden kaynaklanıyor. Ve smart kelimesi hem zekâ hem akıllı yerine kullanılabiliyor. İngilizce’de zekâ için “intelligence” kullanılırken, akıl için başta “mind” olmak üzere onlarca tanım yer alıyor.

Akıl, insani bir reflekstir. Akıl ölçülemez ama zekâ ölçülebilir. En önemli nokta ise; akıl, sağduyulu bir yorumu ve sonucu ifade eder. Zekâ ise bir seviyeyi…

Günümüz teknolojisinin en önemli ölçülerinden biri hızdır.

Zekâ, ışık hızında hareket eder, akıl ise düşünce hızında… Işık hızını geçebilen tek şey düşüncedir.

Akıllı mı zeki mi tartışması, 4G’den sonra daha da hızlanacak. Çünkü 5G ile birlikte akıllı nesneler asıl o zaman akıllanmaya başlanacak.

Oxford, 2015 yılının kelimesi olarak bir “emoji”yi seçti. Yani kelimeler kullanmadan duygumuzu ifade eden bir şekil seçildi. Aslında bu bir ilkti.

Yılın kelimesi, eski ve karmaşık sözcüklerden değil, dijital dünyadan seçti. Daha da ilginci bir bir duyguyu ifade eden bir şekli seçti. Sonuç olarak gülmekten ağlayan emoji, yılın kelimesi oldu.

İncelenmeye değer bir durumdur.

Oxford ekibi, emojilerin başlarda gençlerin kullandığı fakat geçtiğimiz yıl içerisinde global bir patlama yaşadığını tespit etti. Emojinin, görsel olarak kalıcı, duygusal anlamda etkileyici ve sürekliliğini koruyan dijital dünyadaki yaşamın temel yapı taşı haline geldiğini de ayrıca belirtti.

Oxford Sözlükleri’nin başkanı Caspar Grathwohl, “Emojiler gittikçe zenginleşen bir iletişim şekli. Linguistik sınırlarını aşan bir olgu.” diye gerekçesini açıkladı.

Her ne kadar emoji Oxford sözlüklerinde 2013 yılında girmiş olsa da, emojileri ilk ortaya koyan Shigeta Kurita, bu akımı 1999 yılında Messenger ile popülerleştirmişti. Kelimenin kökü de Japonca’dan geliyor. “E” resim anlamına gelirken, “Moji” de karakter anlamına geliyor.

Yılın kelimeleri, toplumun nasıl dönüştüğünü ve etkilendiğini de gösteriyor. Bunun için yılın kelimesine diğer adaylara ve önceki yılın kelimelerine bakalım.

Blocker, Dark, Mülteci, Lumberseksüel Oxford’un diğer aday kelimeleriydi.

Aslında yılın kelimesi ilk olarak 2013 yılında “Selfie” ile başladı. Daha önce de yılın kelimeleri seçiliyordu ama bu etkili ve konuştuğumuz bir konu değildi.

Geçen yıl “Selfie” kelimesi tam anlamıyla gündeme oturmuştu. İster “özçekim” diyelim isterse “nefsi suret” yılın kelimesi olmayı hak etti. Teknolojinin dili nasıl etkilediğinin de bir göstergesi bu. Her ülkede böyle olmadı.

The Academy yani Oscar Ödül Töreni”ndeki “selfie” fotoğrafı görmeyen kalmamıştır. Tarihin en fazla paylaşılan fotoğrafı oldu. Aslında bu Samsung’un bir reklam çalışmasından ibaretti ve mesaj yerine ulaştı.

Gündemi iyi takip edebilirseniz ve kelimeleri sindirebilirseniz, fırsatları da yakalayabilirsiniz.

Instagram ve Twitter’ın selfie’nin seçilmesinde büyük katkısı olduğu malum. Son 11 ayda 5 milyardan fazla bu kelimenin kullanıldığı tahmin ediliyor.

“Participatiesamenleving” kelimesinin ne olduğunu biliyor musunuz? Hollanda dilinde “Toplum Dayanışması” anlamına geliyor ve önceki yıl orada yılın kelimesi seçilmişti.

Bunu duymamış olabilirsiniz ama Almanya’da ve İngiltere’de seçilen yılın kelimeleri tanıdık gelecektir. Almanlar gençliğin kullandığı “Babo” kelimesini, İngilizler küresel tercihlerdeki gibi “Selfie”yi seçti. Babo ise Türkler’in Almanya’daki etkisi diyebiliriz.

Oxford editörleri, 2014 yılının kelimesi olarak ‘toplum ve sağlık’ kelimelerinin seçildiğini söyledi.

Gelecekte de sağlık alanındaki kelimeler popüler olmaya devam edecek, öngörüsünü burada kaydetmek istiyorum.

Yılın kelimesi ülkere göre değişmekle birlikte, çoğu kere dünya için bir kelime ortak olabiliyor.

Oxford’un sözlük bilimcileri, kelime seçimini; her ay akademik makalelerden, gazetelere ve bloglara kadar bütün iletişim kanallarında kullanılan kelimeleri inceliyor ve zamanın ruhuna göre kararlaştırıyor.

Türkiye’de böyle bir kelime seçme geleneği yok. Dilin zenginleşmesi ve yabancı kelimelerin etkisinin azaltılmasına katkıda bulunmak için yerlisi de seçilmeli. Matematikten coğrafyaya, siyasetten iletişime her alanda yılın kelimeleri seçimi yapılmalıdır.

Benim önerim bilişim alanından “giyilebilir ürünler” olabilir. Yabancılar akıllı giysileri anlatan “SmartWear” kullanıyorlar. Acaba Türk Dil Kurumu’nun önerisi ne olabilir?

Yazıya “akıllı” kelimesiyle girmemin sebebi de budur.

Ustasının elinde kelimeler mermi olur, aşıkın elinde bir gül… Kelimeleri histerik bir takıntıya dönüştüren Cemil Meriç de “Kalbimi kelimelerle doldurdum. Mektuplarım onun için parmaklarını yakıyor” der.

Gelişmekte olan ülkelerin en ihtiyaç duyduğu sermaye kelimelerdir. Kelimelerin zenginliği ölçüsünde yeni şeyler hayal edebilirsiniz.

Dünyanın en büyük sözlükleri kabul edilen Oxford ile Webster da yılın kelimesi geleneğini oluşturdu. Her birinin yaklaşımı farklıdır. Mesela, Oxford selfie derken, Webster da “Bilim” demişti.

American Dialect Society, 1991’den beri WOTY yani Words Of The Year seçimi yapıyor. Mesela, 2000 gelmeden 1997’de Millenium seçilmişti. 2000’de “Chad”, 2001’de “9–11”, 2003’de “Metrosexuel” yılın kelimesi oldu.

2009’dan itibaren sosyal hayatımıza olduğu gibi kelimelerimizi de internet ve sosyal medya etkilemeye başladı: 2009’da “Twet”, 2010″da “App”, 2011’de “Occupy” ve 2012’de “Hashtag” seçildi.

Farklı kategorilerde de değerlendirmeler yapılıyor. Mesela, Jazz 20. yüzyılın kelimesiydi. Onca savaşa, ideolojik gerilmeler ve kamplaşmalara rağmen müzikten bir kelime seçilmesini ilginç bulmuştum.

Türk Dil Kurumu için yeni bir uğraş olabilir ama bunun toplumda yansıması da olmalı.

2010 yılında, ekonomik krizin etkisinden dolayı “kemer sıkma” Google”da 250 bin kere aranmış.

80’lerin başında Halley kuyruklu yıldızı gündemin en önemli parçasıydı. Halen Halley markasını kullanan pek çok ürün var. Eğer yeni kuyruklu yıldız ISON kaybolmasaydı, geçen yılın kelimesi olmaya aday olabilirdi. ISON’un güneşe fazla yaklaşınca yok olduğu söyleniyor. Kesin mi acaba?

Yine aynı etkilerle Amerika’da 50’li ve 60’lı yıllar uzay merakıyla geçti ve araba modellerinden mobilyalara, oyuncaklardan markalara roket imgeleri öne çıkmıştı.

Yine geçen sene Higgs Bozonu yılın kelimesi seçilebilirdi. Dünyanın en büyük araştırma projesi olarak kabul edilen İsviçre’deki CERN’de açıklanan bozonu bulan bilim adamları Peter Higgs ve François Englert’e 2013 Nobel Fizik Ödülü verildi. Acaba CERN, hayatımıza yeni kelimeler sokabilecek mi?

Fransa’daki bombalamalar yılın daha erken yaşansaydı, toplumdaki endişe ve korkulara yönelik bir kelime seçilir miydi? Dünyayı yeni kelimeler kadar yeni siyasi etkiler de etkiliyor.

Kelimeler sadece şairlerin, hatiplerin malzemesi olamaz. Hollanda niye toplum dayanışmasını seçti, Oxford niye selfie dedi, Webster “bilim” diye ısrar etti? Almanya’daki azınlıklar bir kelimeyi tutucu Almanlara nasıl benimsetebildi?

Türk Dil Kurumu sözlüğünde 75 bin kelime var. Sokaktaki insan kaç kelimeyle konuşuyor ve entelektüellerimiz kaç kelimeyle kitaplarını tamamlıyor?

Tutunup yıldızlara yükselebileceğimiz çapalarımız kelimelerdir. Yenisi ve eskisi demeden…

Yılın kelimesinden hareketle şunu da söyleyebiliriz: Emojileri en yoğun biçimde Whatsapp’ta kullanıyoruz. Buna göre Facebook’ın niçin Whatsapp’a 19 milyar dolar vererek satın aldığını anlatıyordur.

Geleceği yönetebilen bir satın alma… Şimdi sırada ne var?

Burada 19 milyar dolarlık rakama takılmaktan daha çok, teknolojinin ve sosyal paylaşımın nereye gittiği sorgulanmalı. Cep telefonlarıyla başlayan bu süreç, sadece teknolojiyi değil, sosyal alışkanlıklarımızı, düşünce biçimimizi de etkileyecek bir boyuta geçiyor.

Yılın kelimesinden hayatımıza giren yeni kelime ve kavramlara da girmek istiyorum.

Gelişmekte olan ülkelerin en çok ihtiyaç duyduğu şey kelimeler ve kavramlardır. Her kelime sadece zihin dağarcığımızı geliştirmekle kalmıyor, ayrıca geleceğin şekillenmesinde de bir katkı sağlıyor.

“Döviz kuru” tanımı 80’li yıllarda hayatımıza girdi ve bir daha çıkmadı. Borsa asırlık olmasına rağmen aynı yıllarda İMKB ile bir daha günlük haberlerin vazgeçilmezi oldu.

Eskiden şişman veya zayıftık. Artık kolesterol, diyet, obez, sıfır beden, iç yağlanma, baklava dilimi gibi vücudumuzla ilgili onlarca yeni kelime ile sağlığımızı sorguluyoruz.

Diğer taraftan teknoloji sadece Mobil, GSM, 3G veya internetten ibaret kalmadı. Yanında hayatın her noktasını etkileyen ve tetikleyen yeni kavramları birlikte getirdi: Wifi, gigabayt, ram, işlemci, hard disk vs…

Babanızdan kalan fotoğraf makinesinin filmini hatırlıyor musunuz? Artık film yok, hatta fotoğraf filmini üreten Kodak bile hayatta değil. Onun yerine “megapixel” kalitesinde çekim yapan dijital cep telefonları var. Yeni nesil fotoğraf tutkumuz “Instagram”ı ortaya çıkardı.

Teknolojiyi anlamak için bilgisayar okuryazarlık, paramızı yönetmek ve bankaların dilini çözmek için finansal okuryazarlık, koruyucu hekimlik ve sağlığımıza duyarlı olmak için okuryazarlık olmazsa bu ortamda yaşamak artık zor.

Geçen gün “bitcoin” diye bir para birimi haberi vardı. Finansal okur yazarlık deyince sadece parite, FED, eurozone, çapraz kurları ve sukuku anlamaktan bahsetmiyoruz. Biz doların yılsonu döviz kurunu tahmin etmeye çalışırken, başkaları sanal para bitcoin ile internette alım-satım yapmaya başladı.

Çin, döviz kurlarıyla uğraşmaktan bıkmış olanlar için yeni bir serbest bölge oluşturuyor. Burada istediğiniz parayla, altınla veya gümüşle alışveriş yapabileceksiniz. Çin’in, bir de paranın sanalı olan bitcoin’e de destek verdiği biliniyor.

Yakın dönemde “Bitcoin” yılın kelimesi seçilirse şaşırmam.

FED bunun için ne der, CIA ne gibi tedbirler alıyor, Avrupa Merkez Bankası hangi tedbirleri uyguluyor bilinmez ama kredi kartı bile kullanmayacağımız bir döneme gittiğimizi düşünebiliriz.

Ne söylediğin kadar kullandığın kavramların da senin için bir anlamı var.

“Farklı insanlara farklı muamele yapmayın” diyor Seth Godin. En çok satan listesinde 13 kitabı olan ve Mor İnek kitabının da yazarı olan Godin, önceki yıl İstanbul’a “Acayip İnsanları” anlatmaya gelmişti.

Godin konferanslarında pazarlamaya yeni kapı açarken, sosyal medya ile birlikte gelişen, sayıları hızla artan, normalin dışına çıkan gruplara, cemaatlere, kabilelere dikkati çekiyor.

Benim de yazılarımda çok kullandığım “farkındalık” deyimini en iyi ifade edenlerden biri Godin’dir. Sosyal medya ile birlikte “acayipler” yani normal olmayanların sayısı artıyor ve bu kitleye ulaşmadan ne siyaset, ne de ticaret yapmak mümkün olacak.

Sosyal cemaatlerin, mini toplulukların, sosyal sorumluluk niyetiyle bir araya gelenlerin, hobileri ve tutkularıyla öne çıkan insanların yükselişi devam ediyor.

Godin, bıkkın insanlardan olmayın diyor. Boş vermişlik, çaresizlik, ikrah ve korkunun ortalama insanlar sürüsü oluşturduğunu anlatıyor.

Vasata mahkum olmayın, herkes öncülük etmenizi istiyor… Vasatlık tuzağına düşmeyin… Bunun için tutkularınız olsun. Tutkular için gelecek öngörüleriniz olması gerekiyor.

İletişim araçları, toplumda bu kadar yaygınsa empati de hayatımızın bir parçası olmalıdır.

Empati önemli, çünkü bir kabileyi anlayabilmek için hangi kabileye ait olduğunu da anlamanız gerekiyor.

Hele “sanayi çağı kapanıyor, bağlantılar çağı başlıyor” ifadelerini esas alırsak, ne derece karmaşık, farklı bir ortama girdiğimizi de görmüş olacağız.

Sadece sosyal medya üzerinden değil, batılı medyada da farkındalıklar, acayiplikler körükleniyor. NatGeo veya Discovery’de Amishler, Mormonlar, Çingeneler ve diğer cemaatler ve kabileler üzerine pek çok belgesel dizi yayınlanıyor.

Facebook’ta, Twitter’da adı kitaplarda bile az bulunan yeni gruplar yeni taraftarlar topluyor.

Seth Godin’in bahsettiği “Bağlantılar Çağı”nda ilişkilerin temel stratejisi ne olacak?

Bağlantısı güçlü olanların kazanacağı bir döneme mi girdik?

Yeni teknolojiler yeni kelimeler oluşturuyor. Yeni kelimeler yeni kavramları ve duygularımızı yönlendiriyor. Yeni kelimelere sahip olmazsanız, geleceğinizi yönetmede direksiyonu kaybedeceksiniz!

By @FikriTurkel, The Brand Age, Aralık 2015,