Termal kaynakları tam değerlendirilmeli

@FikriTurkel,

Birkaç aydır bir dostum beni Sındırgı”ya davet ediyor. Yeşillikler arasında bir hafta sonu geçirmek maksadıyla bunu kabul ettim.

İstanbul”da hava kıştan bahara dönme kararsızlığı yaşarken, kuzular ve oğlaklar arasında uyanan baharı hissetmeyi herkese tavsiye ederim.

Her zaman olduğu gibi, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı ekonomik değer içinde analiz etmek adet oldu. Adını bile çok azımızın bildiği Ege ve Marmara Bölgesi”nin en büyük üç dağından biri olan Ulus Dağı eteklerindeki potansiyeli paylaşmak istedim.

Su, canlılığın en temel unsurudur. İnsana huzur veren en önemli şeylerden ikisi su ve yeşillikler arasındaki ortamlardır.

Tatil için aradığımız şey de su ve hoş bir çevredir. Yani sembolleriyle mavi ve yeşildir.

Dünyada bir milyar insan seyahat ediyor ve geleceğin en önemli ekonomik alanların başında turizm geliyor. Turizmi sağlıkla bütünlemek ve yaygınlaştırmak gelecekte kendini daha çok hissettirecek.

Türkiye için bunun başlıca yorumu termal turizmdir. Geleneklerimiz arasında “kaplıca” veya “ılıca” olarak yer alan termal potansiyelimiz her geçen gün daha anlaşılır oluyor.

Bunlardan biri de Sındırgı”daki Obam Termal Otel diyebiliriz.

Dağlar arasında, Simav Çayı üzerinde, baraj kıyısındaki bu otelin bir girişimcilik hikâyesi de var.

Malum Manisa”nın Demirci, Gördes ilçelerinde el halısı geleneği vardı. Maalesef bu gelenek iki sebeple kayboldu. Öncelikle maliyetler arttı. Ayrıca eğitimin zorunlu olmasıyla birlikte çocuklukta başlanılan bu meslek için başlama yaşı da kaçırıldı.

Halıcılıkla uğraşan Demircili Demirbaş Ailesinin yeni nesil eğitimli çocukları yeni yatırım alanları aramaya başlar.

Ulus Dağı”nın eteklerinde 100 derecenin üstünde topraktan buhar olarak fışkıran bir termal kaynağı değerlendirmek isterler.

Çaygören Barajı kıyısında ve kaynağa 1,2 km uzakta yer alan bir arazinin satışa çıkarılması onları yüreklendirir.

Etrafın kızılçam ormanları ile kaplı olması, astım hastaları için de buranın uygun olacağı inancıyla harekete geçerler.

Sağlık Bakanlığı”ndan termal suyun analizi de turizm tesisi için uygun olunca yatırıma karar verirler.

Bugün 4 yıldızlı olarak açılan Obam, bölge için yeni termal merkez olma yolunda olumlu bir örnek oluşturuyor.

Burayı görünce, 20 yıl önce Afyonkarahisar”da açılan Oruçoğlu Termal Otel aklıma geldi. Bugün Türkiye”nin en büyük sağlık turizmi merkezi haline gelmesi bu otelle başladı diyebiliriz. Öncekiler geleneksel tarzda turistik tesis niteliğinde değildi.

Termal su kaynaklarıyla ilgili şu unutulmamalıdır. Eğer su kaynakta 150 derece sıcaklıkta çıkma ihtimali varsa jeotermal enerji santrali için uygun olabiliyor.

70 ila 100 derece arasındaysa seracılık için tavsiye edilebilir niteliktedir. Ayrıca şehirlerin ısıtılması için potansiyel bir ısı kaynağı da bu derecedeki sulardır. Ayrıca kurutma gibi sanayide de bu ısı derecesi uygun kabul edilmektedir.

Turizm işletmeleri bu potansiyelleri de ortaya çıkarmaktadır.

2023 Türkiye Turizm Stratejisi belgesine göre; Avrupa”nın en tercih edilen termal merkezi olma iddiasındayız. Bu süreçte imar çalışmalarından, destekleme politikalarına, ulaşımdan tanıtıma pek çok düzenleme yapılacaktır. Ancak Demirbaş Ailesi”nin girişimi gibi örnekler de öncü kuvvetler niteliğinde olacaktır.

Obam Termal Otel”in genel müdürü Oğuzhan Demirbaş, bölgeye yeni otellerin yapılmasını arzu ediyor. Kendi yatırımlarının buna öncü olmasını bekliyor.

Kırsal alanlarda hem istihdam açısından hem de bölgedeki diğer girişimleri teşvik olarak turizm yatırımları kendilerinden daha büyük fonksiyonlar taşıyor.

25 Şubat 2014,
fikriturkel@gmail.com,