Yerli otomobilimiz olacak mı?

By @FikriTurkel, 24 Ocak 2011,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TÜSİAD Genel Kurulu’nda “yerli otomobil” istemesini piyasa yeterince tartışmıyor. Aslında, Türkiye’de ilk defa bir devlet yetkilisi, yerli otomobil isteğini bu kadar açıklıkla ifade ediyor. Peki, yerli otomobilimiz olacak mı?

Başbakanın konuştuğu zevatın gözlerine, düşüncelerine bakarsak bu olmaz. Eğer bunu Erdoğan istemişse olabilme ihtimali var demektir.

Olayı birkaç açıdan incelemek gerekiyor.

Öncelikle Türkiye’nin bir otomotiv üreticisi olduğunu unutmayalım. 2010 yılında 17,3 milyar dolar ihracat rakamıyla bütün sektörlerin önünde yer alıyor. Bir önceki yıla göre üç milyar dolar daha ihracatını arttırabilmiş bir sektörden bahsediyoruz.

Yerli otomobil deyince hemen Devrim ve Anadol markaları geliyor. Devrim trafiğe çıkamadı, Anadol’un ne derece yerli otomobil olduğu konusu tartışmalıdır.

Otomobilde bir marka değerine bir de piyasa payına bakmak gerekiyor. Adet üretimlerde dünyanın en büyüğü Japon Toyota’dır. 7,2 milyon adet üretimi ve 131 milyar dolar piyasa değeriyle açık ara önde bulunuyor. Onu Amerikan General Motors 6,4 milyon adet üretimi ve 66 milyar piyasa değeriyle takip ediyor. Dünya üçüncüsü ise Alman Volkswagen grubu. Ford, Hyundai, Peuogeot, Nissan Fiat ve Suzuki ilk ondaki oyuncular.

Görüldüğü gibi en itibarlı markalardan Mercedes, BMW bu listede yer almıyor.

Bir de son 10 yılda gündeme gelen Çinli ve Hintli markalar var: Chery, Tata en önemli iki markadır. Çin’in kalabalık nüfusuna ve devletin iddiasına rağmen Chery’nin satışları daha bir milyon adede ulaşamadı. Yerli otomobil tartışılırken gündeme gelen niş markalar var. Malezyalı Proton, İranlı Samand gibi. Samand, en yüksek üretim adedine 2007’de 186 bin adetle ulaştı. Halen 170 bin civarlarında üretiliyor. Ayrıca bu alanda kaç tane patenti var, ona bakılmalı.

Proton, 1984’de kuruldu. Mahatır Muhammed bunu bir devlet politikası olarak ortaya koydu. Çin ve Hindistan’ın 2000’li yıllarda ortaya koyduğu vizyonu 15 yıl önce ortaya koymasına karşılık yeterli mesafe aldığı söylenemez.

Otomobil tasarımı deyince akla gelen İtalyan markalarını da düşünmek gerekiyor. Ferrari, Alfa Romeo, Lomborghini gibi. Formula-1 pistlerinin iddialı modeli Ferrari’yi total satışlarda hiç önde göremeyiz. Amerikan Porsche de öyledir.

Bir de MAN gibi güçlü markaları düşünmek gerekiyor. Ağır ticari araçlar kategorisi de dünya devleri arasında görünmüyor.

Yerli otomobil isterken hangisini tercih etmemiz gerekiyor?

Şu anda bütün dünyanın konuştuğu elektrikli otomobiller gündeme geldi. Hibrid veya elektrikli otomobil seçeneğini de listeye eklememiz gerekiyor.

Gelelim Başbakanın talebine. Yerli otomotiv sanayicilerinin çoğu TÜSİAD’ın üyeleridir. Başbakan otomobil isteğini kendine yakın gösterilen dernek ve odalarda değil de niye bunu TÜSİAD’dan istiyor.

Doğrusu, işi bilenden istemektir. Dünyanın en rekabetçi sektöründe üretim yapılacaksa bunu “Babalar”dan istemelidir.

Yerli otomobil deyince ilk akla gelen grup Koç Holding’tir. Daha önce Anadol deneyimini yaşadılar. Halen Ford ve Fiat gibi dünyanın devleri arasında gösterilen iki markasıyla uzun dönemli anlaşmaları bulunuyor. Damatları İnan Kıraç’ın Peugeot ile anlaşması da düşünülürse üç markaya üretim yapıyorlar.

Teknik olarak Koç Grubu’nun Koç gibi bir yerli otomobil yapması stratejik bir hata olur.

Türkiye’de en fazla markanın ticari operasyonlarını yürüten Doğuş’tur. Volkwagen Grubu’nun Türkiye temsilcisi olmasına karşılık şimdiye kadar otomobil üretimi konusunda güçlü adımlar atmadı. Bırak yerli üretimi, VW markalarının tek fabrikası için bile risk aldığını görmedik.

Sabancı Grubu, Toyota üretimine iddialı girdiler ama Özdemir Sabancı’nın katledilmesinden sonra önce üretimden sonra pazarlamasından çekildiler. Temsa ile otobüs ve minibüs üretiminin yanı sıra otomobil lastiğinde iddialarını devam ettiriyorlar.

Mercedes ve MAN Türkiye’de otobüs üretiyor. Dünyada tercih edilen otobüslerin rekabet alanı farklı ve yabancı marka ile üretim yapılıyor.

Tercihte bulunurken öncelikle kısa ve uzun vadeli stratejiler çizilmelidir. En önemlisi ise bunu sektörün şimdiki temsilcileri yapmaz, yapamaz. Sorunun teknoloji olduğunu sanmıyorum. Otomobil teknolojisinin bilinmeyen sırları yoktur. Üretim yapmak rekabetçi bir marka üretmek anlamına gelmez. Tekstilde dünyanın en iyi üreticisi durumundayız ama hâlâ uluslararası bir markamız yok. Aynı şekilde gıda sektöründe uluslararası üretim standartlarını yakalamış ve farkındalık oluşturmuş üreticilerimiz var ama küresel bir oyuncumuzun olduğu tartışılabilir.

Güney Kore, yerli otomobil vizyonunu Türkiye gibi ilk defa 1960’lı yıllarda konuşmaya başladı ama bunu ancak 1980’li yıllarda ortaya koyabildi. Bence uzun vadeli bir strateji ortaya konulmalı ve geleceğin otomobilini yapmak için yola çıkılmalıdır. Geleneksel tarz otomobillerde rekabet şansımız zor görünüyor. Elektrikli otomobil bu bakımdan bir fırsattır.

fikriturkel@gmail.com