Kapitalizmden sonra hayat

“Peter Frase” “ Four futures life after Capitalism” kitabı üzerine

Bilgisayarların çok geçmeden işlerimizi çalıp çırpaçağı fikri, dünyanın en güçlü insanlarının inandığı bir argüman. Şöyle tarifleniyor:

“Robotik ve yapay zekâ alanındaki atılımlar, çeşitli emek çeşitlerini otomatikleştirecek. Taksi ve kamyon şöförlerinin yerine kendi kendine çalışan otomobiller, avukat ve muhasebecilerin yerini tüm hukuk kitaplarını ve maliye kurallarını yemiş yutmuş yapay zeka yazılımlar alacak.

Nerdeyse tüm işi makinelerin yaptığı bir dünyada yaşayacağız”

Son birkaç yıldır, uzmanlar ve akademisyenler bu senaryoyu yakın gelecek için kaçınılmaz görüyor. Ancak iş hayatının topluca otomasyona uğrayacağını kabul etsek bile, işsiz bir insanlığın neye benzeyeceğini pek bilemiyoruz. Cennet, cehennem ya da arada bir yerde bir yaşam mümkün olur mu?

Peter Frase, Four Futures’da bu soruyu şöyle cevaplıyor: 
Kapitalizm Sonrası Yaşam: İki cennet ve iki cehennem olmak üzere 4 varyasyondan oluşuyor. Bir yanda insan yaşamının gelişmesini kolaylaştıracak iki versiyon, diğer tarafta insan sefaletinin en üst düzeye çıkarmanın iki versiyonu. Bu potansiyel geleceklerin hepsinde otomasyon sabit kalırken, siyasi ve ekolojik bağlamda değişiklikler varsayılıyor — başka bir deyişle, robotlara kimin sahibi olduğu ve iklim değişikliğinin teknolojinin dayandığı kaynakları nasıl etkilediği.

Frase’nin yaklaşımı, meşlektaşlarının tam tersi duruyor. Birçok ana akım fütürist, günlük işlerimizden kurtulduğumuzda; sanatçıya, zanaatkârlara veya lotus yiyenlere dönüştüğümüz için, otomasyonun herkes için boş zamanlar anlamına geleceğini öngörüyordu.

Frase ise bu düşünceye olası tüm seçenekleri ile parametreler sokmaktan çekinmiyor. Daimi bir parti halindeki çalışma gerekmeyen “ütopya” bir seçenek belki, ancak günümüzdeki belirgin distopik özelliklerin — az sayıda kişinin zenginliklerin çoğunu kontrol etmesi ve küresel ısınma, gezegenin yaşanabilir seviyesinin ötesine geçmesi, vs. — yalnızca otomasyonla kaybolmayacak fatal problemleri var. Robotların gelmesinden bir gün sonra Frase, kapitalist sınıf ilişkileri ve çökmekte olan bir biyosferin hala bizimle birlikte olacağını hatırlatıyor.

Kitabın dört geleceğinden birincisi “komünizm”, yani Frase’in orijinal anlamına geri döndüğü bir kelime. Marx için komünizm, otoriter tek partili bir devlet değil, uzunca bir sosyal ve teknolojik dönüşümün ardından bizi bekleyen şahane ortam anlamına geliyordu. Komünist bir toplum çok verimli ve öylesine eşitlikçi ki, “her biri yeteneğine göre, her biri kendi ihtiyacına göre” denilen Marx’ın ünlü sözünü yerine getirmek için kimsenin hayatta kalması için çalışması gerekmiyor.

Frase için bu ideal, sınırsız bir temiz enerji kaynağında çalışan, iş sonrası, kıtlık sonrası ve karbon sonrası dünyaya maddi temel sağlayan robotlar tarafından gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte, böyle bir dünyanın teknik önkoşulları var olması, sihirli bir şekilde gerçekleşeceği anlamına gelmez. Bu kısım, Frase’in kitabının merkezi argümanını oluşturuyor. İstediğimiz geleceği inşa etmek sonuçta bir siyasal meseledir, bir teknoloji meselesi değil!

Frase’in 2. Geleceği: Rentizm
Temel argüman: Ekonomik elitler, bir emek sistemi üretimi “tamamen gereksiz” olsa bile, kesinlikle imtiyazlarını korumak isteyecekler.

Başkalarının üzerinde güç sahibi olmak, birçok güçlü insan için vaz geçilmez bir yaşam şekli. Ve eğer bu insanlar tamamen otomatikleştirilmiş bir ekonomide bu isteklerinde ısrar ederlerse “Rentism” e varıyoruz:

Bütün teknoloji küçük bir elit grugun hakimiyetindeyse ne olacak? Bu tekel, yalnızca robotları değil, robotlara işlerini nasıl yapacaklarını anlatan yazılımlara ve kişisel verilere sahip!
Her şeyi otomatikleştirebileceğiniz bir dünya, herhangi bir görevi bilgi olarak kodlayabileceğiniz bir dünyadır. Çok karmaşık bir robotunuz olabilir, ancak yine de nasıl krep yapılacağını veya tuvaletinizdeki sifonu çekmeyi açıklayan yazılım yüklemeniz gerekir. Bu yazılım fikri mülkiyet olarak telif hakkına sahip olabilir, böylece sifonu her çektiğinizde ücret ödersiniz :)

Ücret ödeyecekseniz işe de ihtiyacınız olacak demektir. Tek sorun, yeterli iş yok çünkü işlerin tümü makineler tarafından yapılacak. O yazılımları yazan şanslı azınlıklardan biri olabilirsiniz ya da onu ihlallerden koruyan fikri mülkiyet avukatı ya da çok sayıda umutsuz insanı disipline eden bir polis olabilirsiniz. “Incorporated” adlı dizi bunu pek de güzel senaryolaştırmıştı.

İşsiz kitlelerin tüketemiyor oluşu, Rentism’i çoğunlukla yetersiz istihdam ve durgunluğa eğilimli kılacak.

Kulağa hoş gelmediği halde, “Rentism” bile hala bir ütopik öz içeriyor, bol miktarda temiz enerji öngörüyor. Ama ya o mucizevi enerji kaynağı hiç gelmezse? Kıtlıktan veya iklim değişikliğinin ekolojik dehşetinden kaçamadıktan sonra ne olur?

İklim değişikliği genel olarak insan ırkının krizi olarak nitelendiriliyor. Fakat bu kıyamet yanlısı söylem iklim değişikliğinin farklı grupları farklı biçimde etkilediğini fazla detaylandırmıyor. 
Daha korunaklı enlemlerde yaşayan ya da aşırı sıcak hava koşullarından kendilerini izole edebilecek olanlar Dhaka, Miami ya da Maldivler’deki fakir sakinlerden daha az etkilenecekler. Soru, insanlığın sürecek olup olmaması değil — neredeyse kesinlikle sürecek — kimin hayatta kalacağı?

Frase’in 3. Geleceği: Sosyalizm
Frase’e göre “Belli noktalarda makul derecede eşitlikçi bir şekilde” hayatta kalmanın bir yolunu bulursak, toplumumuz “sosyalizm” e benzeyebilir.
Otomasyon hala var, ancak karbonsuz enerji ile ilgili bereketli bir atılım yakalanamamış. Bu durum zorunlu olarak, tüketim kalıplarımızı köklü bir şekilde yeniden yaratmak için devletin yönlendirdiği devasa bir kampanya ile havayı eski moda bir şekilde soğutmamız gerektiği anlamına geliyor. 
Frase, herkese sabit verilecek “evrensel temel gelir” gibi mekanizmalarla böylesi bir teşebbüsün adil ve verimli bir şekilde nasıl organize edilebileceği konusunda düşünceli teklifler sunuyor. Ancak bu versiyonun, terbiyeli ve demokratik olsa da, komünist kuzeni ile kıyaslandığında oldukça sıkıcı geldiğini belirtmek lazım.

Bununla birlikte, can sıkıntılarından daha kötü bir tasavvur mevcut: Frase’in dördüncü ve son geleceği olan “soykırım” bildiğiniz dehşey senaryosu.

Frase’in 4. Geleceği: Soykırım
Robotlarla dolu bir gelecekte, katı sosyalizm ile şekillenmiş toplumdan egaliteryan düşünceyi çıkardığımız versiyon. Sonuç, neo-feodal bir kabus: yoğun olarak korunan robotların tüm işleri yaptığı zengin topraklara doğru geri çekilme ve hızla ısınan gezegenin sıcak, hantal cehenneminde sıkışmış işsiz yığınlar. Frase, “Kıt kaynaklarla idare ederken, zaten robotlar yüzünden gereksizleşen büyük kitleler yönetici seçkin bakış açısından değersiz hale gelecek” diyor.

Noah’ın da son kitabı “Homo Deus”ta altını çizdiği bir tehlike. Kapitalizm uzun bir süre üretim araçlarında çalışacak büyük kitlelere ihtiyaç duydu. Dünyanın hizmet sektörünün, hizmetçilere mahkum olması. Fakat belirli bir noktada, zenginler, yoksulları beslemek yerine yok etmeyi daha uygun bulabilir zira artık artık işçi olarak gereksizler.

Yaşadığımız anda hissettiğimiz hoyratlık, Frase’in tariflediği en feci senaryolara yakın bir gelecek gerçekleşeceğini bize hissettirse de, kitabın sonunda bizi umutsuzluğa kapılmamamız için uyarıyor.

“İktidar sınıfı bize geleceğin kaçınılmaz olarak parlak olduğunu söylüyor; Sol eğilimli müfettişler, geleceğin kaçınılmaz olarak kasvetli olduğunu kendilerince teminat altına alıyor “diye yazıyor.

Ancak geleceğimiz ne aydınlık ne de kasvetli değil: bizim yaptıklarımıza bağlı olarak belirsiz. Nihilizmin ile ütopyacılığın arasında, sadece günü kurtarmaya odaklanmış, köhne, ayrımcı siyaset tipleri yatıyor. Son aydınlanmacı hareketler, bizi ortaçağın karanlığından kurtarmış, yanında büyük kitle imha silahları ve tahakkümperver uygulamaları ile iki büyük dünya savaşı getirmişti. Bundan sonraki herhangi bir aydınlanmacı hareketin de, hem cehennem hem de cenneti yaşatacak entrümanlara sahip olması çok olası. Bu sefer doğru seçimler yapmak ölüm kalım meselesi olacak.

Peter Frase, Four Futures: Life After Capitalism (Jacobin)

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.