“Ben 90’larıda yaşadım, köylerin yakıldığını da gördüm ama ben böyle bir vahşet görmedim”

39 kişinin gözaltına alındığı, 2 kişinin kaybedildiği ve 3 kişinin de yaşamını yitirdiği iddia edilen Nusaybin’in Koruköy (Xerabê Bava) köyünde sokağa çıkma yasağı 9 gündür devam ediyor.

HABERDAR — Yasağın devam ettiği köyden bir vatandaş ile telefon görüşmesi yaparak köyde yaşananları konuştuk.
 
39 kişinin gözaltına alındığı, 2 kişinin kaybedildiği ve 3 kişinin de yaşamını yitirdiği iddia edilen Nusaybin’in Koruköy (Xerabê Bava) köyünde sokağa çıkma yasağı 9 gündür devam ediyor. Yasağın devam ettiği köyden bir vatandaş ile telefon görüşmesi yaparak köyde yaşananları konuştuk. Ayrıca dün oluşturulan bir heyetle köye gitmeye çalışan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ile konuştuk.
 
Geçtiğimiz pazartesi yasağın devam ettiği 3. günde köyden çıkan bir köylü ile görüşmemizde köylü güvenlik gerekçesi ile ismini vermek istemedi. Pazartesi günü bir yakınının rahatsızlanması üzerine alınan izinle köyden ayrıldığını belirden vatandaş köyden çıktığı saate kadar köyde herhangi bir çatışmanın yaşanmadığını sadece 16 kişinin gözaltına alındığını ifade etti. 
 
“BEN KÖYDEN AYRILDIĞIM SAATE KADAR 16 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI ŞUAN SAYISINI BİLEMİYORUZ”
 
Telefon ile görüştüğümüz köylü şuan Mardin’de olduğunu ve son iki gündür köyden hiçbir bilgi alamadığını ve çok endişelendiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Pazartesiden bu yana son iki gündür hiçbir bilgi alamıyorum. Çok sayıda gözaltı var. Kimisi korkudan telefonunu kapatmış hiçbir bilgi alamıyoruz. Pazartesi günü ben çıkana kadar hiçbir şekilde silah bile patlamadı. Hiçbir olay yoktu. Sadece evleri arıyorlardı ve gözaltı vardı. Ben köyden ayrılana kadar 16 kişi gözaltına alınmıştı. Ben ayrılana kadar hiçbir şekilde ev yakılmamıştı. Ama şuana kadar 40 kişinin gözaltına alındığını duyuyoruz doğrusu sayısını bilmiyorum. Köyde PKK’lilerin olup olmadığını bilmiyorum ne dersem yalan olur. Ben yasağın sürdüğü 3. güne kadar köydeydim korkudan dışarı çıkamıyorduk. Amcamın kızı hastaydı kan kusuyordu izin alıp köyden çıkabildik. Köy ile ilgili basında ve sosyal medyada çıkan bir sürü bilgi var. Açıkçası bir bilgi kirliliği var biz hiçbir şekilde bilgi alamıyoruz. Bizde doğru bilgileri almaya çalışıyoruz ama elimizden hiçbir şey gelmiyor. Köy ile dışarısı arasında tam bir izolasyon var.” 
 
“KÖYE YAKIN BİR NOKTADA BİLE DURMAMIZA İZİN VERİLMEDİ”
 
Dün Koruköy’e oluşturdukları bir heyetle gitmeye çalışan ve gidemeyen DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’e ise yazılı basında, televizyonlarda ve sosyal medya mecralarında çıkan haber ve iddialara ilişkin görüşlerini sorduk. Güven, dün köye gitmeye çalıştıklarını ancak engellendiklerini fakat köye çok yakın bir noktaya dahi gitmelerine izin verilmediğini söyledi. Güven konuşmasına şu şekilde devam etti: “İddialar üzerine heyet olarak köye gitmeye çalıştık. Köyün çok yakın bir noktasına gittiğimizde yolumuz kesildi gidemedik yolumuz kesildi orda operasyon var denildi. Biz bilgi almak istediğimizi halkın yaşamından endişe ettiğimizi belirttik. Ama bizimle görüşen bir Binbaşıydı şuanda mümkün değil sizi bırakamayız çünkü Mardin cumhuriyet Savcısının gözaltı kararı var. Operasyon hala devam ediyor vs gibi şeyler söyledi. Orada bile durmamızın sakıncalı olduğunu burasının operasyon bölgesi olduğunu ve geri çekilmemizi söyledi. Bunun üzerine en yakın köylerden birine gitmek istedik yakın olan köye de izin verilmedi. Daha başka bir köye gittik. O köyde Koruköy’den ablukanın 3.gününde kendi imkanları ile çıkan bir köylü görgü tanığı ile görüşebildik. Ondan köyde yaşananları öğrendik.”
 
“HER EVE GİRİLİP ARAMA YAPILIYOR KÖYLÜLER MEYDANDA ZORLA TOPLATILIYOR”
 
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, yasağın sürdüğü 3.günde kendi imkanları ile çıkan bir köylü ile görüştüklerini ve o görüşmesini Haberdar’a anlattı: “Yaşananların görgü tanığının ifadesi ile anlatıyorum. Ben 90’larıda yaşadım, ben köylerin yakıldığını da gördüm ama ben böyle bir vahşet görmedim. Dışarıdan komando birlikleri getirilmiş bu birlikler köyün içerisinde neredeyse her evin önünde olabilecek şekilde bütün evlerin içine giriliyor ev sahipleri dışarıya çıkarılıyor köy meydanına orada çok ciddi hakaretler ve işkenceler yapıldığını söyledi. Herkesin çok büyük bir kaygı içersinde olduğunu söyledi insanlara inanılmaz derecede hakaretler ve işkencelerin yapıldığını söyledi. Bunları anlatırken köylünün elleri titriyordu ağlıyordu. Ben şuana kadar böyle bir şey yaşamadım diyordu. Şuana kadar 65 haneli köyde yaklaşık 500 insanın yaşadığını söyledi. Köyde çok ciddi bir su sorunu olduğunu söyledi. Köylülerin bütün ihtiyaçlarını dışarıdan karşıladığı için yakacağı, suyu, hayvanları ve bütün yaşamı bütün bir anlamda dışarıyla bağlı bunları yapamadıkları için çok ciddi bir mağduriyet yaşadıklarını söyledi. Hastalar ve çocukların çok zorlandığını. Ambulans talep ettiklerini ama bunun yerine getirilmediğini söyledi.”
 
“KADIN HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLAYARAK BİZDEN HABERİNİZ VAR MI” 
 
Leyla Güven, köyün içinden bir kadınla telefon görüşmesi yapabildiklerini ve yaşananları ve köyde yaşananları kadının ağzından birebir bize anlattı. Güven, kadının kendilerine olayın çok ciddi olduğunu kendilerinin dışarıya çıkamadıklarını ve bu nedenle bütün hayvanlarının açlık ve susuzluktan telef olduğunu belirtti. Güven kadının anlatımlarını şöyle sürdürdü: “Ama kendilerinin de ölüm ile yüz yüze olduklarını çünkü bir damla bile su olmadığını 8 gündür böyle yaşadıklarını söylediler. Köyde çok fazla jammer olduğu için telefonlar çekmiyor. Benim görüşme yaptığım kişi köyün uç noktasındaydı o yüzden görüşebildik. Biz telefon açtığımızda kadın hıçkıra hıçkıra ağlıyordu diyordu bizden haberiniz var mı? O yüzden onların yalnız olmadığını onlara kanıtlamamız için onları yalnız bırakmayacağız.”
 
“BÖLGEDE HAKTA HUKUKTA ASKIYA ALINMIŞ DURUMDA”
 
Köyde örgüt mensuplarının olduğu iddialarına ise DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, “Bizde basından öğreniyoruz bu tür iddiaların olduğunu. Kaldı ki bu tür iddialar doğru da olabilir. Gerçekten köyde örgüt mensupları da olabilir ama yaklaşım operasyon biçimi bu olmamalı. 500 insanın yaşadığı bir köy açlıkla susuzlukla yüz yüze bırakılmamalı. Bizim itiraz ettiğimiz konu budur. Bugün diyelim batıda bir ilde aynı durum gelişti aynı şekilde bütün köylüyü cezalandırarak bu şekilde yaklaşabilirler mi? ama Kürdistan’da bunu çok rahat bir şekilde yapabiliyorlar. Kürdistan’a gelince OHAL’de İnsan hakları da hakta hukukta askıya alınıyor. Bizim itirazımız budur. Aksi durumda onlar ihbar almışlarsa giderler o ev neresiyse o eve girerler ki bunu akşama kadar yapıyorlar yani. Ama bu şekilde bütün bir köyü hakaret ederek köy meydanına çekip işkence ederek sonuç alınamaz. Bu insanlar zaten 90’ları yaşamış insanlardır. Çok korkmuşlar fazla etkilenmişler diyorlar ki 90’larda bile o kadar şey yaşandı ama böyle değildi. Bu hakaretleri biz hak etmiyoruz. Bizim itirazımız bu noktada başlıyor. Biz köylülerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda ciddi anlamda kaygılıyız. Bugün dokuzuncu gün ve hala orda o durum devam ediyor” diye konuştu.
 
“SÜLEYMAN SOYLU, MEHMET AĞAR’A SORMALI SENİN DENEMEDİĞİN YÖNTEM KALDI MI”
 
Koruköy’de yaşananların başka yerlerde ve köylerde yaşanabilir mi? sorusuna Güven “Savaşın olduğu yerde maalesef ki biz bu tür şeyleri konuşmak durumunda kalıyoruz. Savaşın kendisi budur zaten. Savaş bide bütün kuralsızlığıyla dayatılırsa daha vahim sonuçlar doğuruyor. Türkiye geçmişiyle yüzleşmeye çalışırken o çözüm sürecinde ne söyleniyordu! Keşke Diyarbakır cezaevinde yaşananlar yaşanmasaydı. Keşke 4 bin köy yakılmasaydı. Keşke insanlara dışkı yedirilmeseydi deniyordu. Ama şimdi biz bakıyoruz ki aynı yöntemler yeniden devrede. Ben dün bir televizyon kanalında da söyledim Süleyman Soylu, Mehmet Ağar’a sormalı senin denemediğin bir şey kaldı mı Kürdistan’da demeli. Yani o söyleyecektir benim denemediğim hiçbir şey kalmadı ben 1000 operasyon yaptım. Ben her şeyi denedim yaptım ama Kürt sorunu çözülmedi. Bunlarla sonuç alınmaz. Ama her gelen iktidar ve içişleri bakanı kendi yöntemini yeniden yeniden denerse gerçekten sonuç vahim olur. Zaten şuanda vahim bir sonuç yaşanıyor” şeklinde konuştu.
 
“GÜNÜMÜZ YETKİLİLERİ LAHEY’DE YARGILANABİLİR”
 
Savaşı asla tasvip etmediklerini ifade eden Güven, savaşın olmayacağı bir Türkiye ve dünya tasavvur ettiklerini söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Savaşın bile bir kuralı vardır. Bir köy tamamıyla cezalandırılabilir mi? Yarın Türkiye bunun içinde özeleştiri vermek zorunda kalacak. Belki günümüz yetkilileri Lahey’de yargılanacak. Dikkat edin 90’lı yıllarda yakılan köylerden kaynaklı köylülere AİHM tarafından çok ciddi tazminat cezalarına çarptırıldı Türkiye. Ama o tazminatlar dışkı yedirilen insanların ruhunda nasıl bir etki yaratacak. Önemli olan tazminat değil önemli olan bunları yaşatmamaktır. Bugünkü jenerasyon o dönemden gelen kuşaktır. O yüzden sık sık söylüyoruz biz barış yapabileceğiniz elinizi uzatabileceğiniz son nesiliz. Bunu da değerlendirmeseniz yeni nesiller asla el uzatmayacaklar. Bu yöntemlerin önümüzdeki günlerde aylarda nasıl olur bilemiyoruz ama temenimiz o dur ki OHAL’in kaldırılması ve insanların en temel haklarından mahrum bırakılmamasıdır.” 
 
Bugün ayrıca HDP Mardin Milletvekili Erol Dora, DBP ve farklı kurum temsilcilerinden oluşan bir heyet Koruköy’e ulaşmak için bölgeye gittiler.