Nusaybin’de neler oluyor? Gözaltına alınanlardan haber alınamıyor iddiası?

39 kişinin gözaltına alındığı, 2 kişinin kaybedildiği ve 3 kişinin de yaşamını yitirdiği iddia edilen Nusaybin’in Koruköy (Xerabê Bava) köyünde sokağa çıkma yasağı 11 Şubat’tan beri devam ediyor.

HABERDAR — 11 Şubat’ta ilan edilen ve bir gün sonra kaldırılan sokağa çıkma yasağının ardından süren askeri operasyona ilişkin vahim iddialar gündemde. Operasyonun başladığı günden bugüne 39 kişinin gözaltına alındığı, 3 kişinin öldürüldüğü, 2 kişinin kayıp olduğu, evlerin yakıldığı ve işkence iddiaları dile getiriliyor.
 
Gözaltına alınmadan önce işkence gördükleri iddia edilen 30 kişi ile köy meydanında işkence edildikleri iddia edilen 9 kişi emniyete getirildi. Köyde iki kişinin ise nereye götürüldüğü hakkında bilgi edinilemiyor. 
 
Nusaybin TEM Şube’de gözaltında tutulan isimler şöyle: Hüseyin Toy, Gülbahar Toy, Cane Göktürk, Nihat Göktürk, Songül Koçhan, Telfa Koçhan, Emine Göktürk, Ali Göktürk, Haydar Gölçik, Sefkan Bayhan, Türkan Bayhan, Şevki Akat, Halil Zengin, Abdul Vahap Zengin, Abdülmecit Yakut, Şakir Yakut, Hasan Bayhan, Rıfat Bayhan, Mehmet Tahir Görgü, Baran Görgün, İsmail Ay, Osman Doğan, Abdullah Doğan, Ali Görgün, Hatip Tunç, muhtar, Ferhan Bayhan, Şükrü Görgün, Necmia Görgün, İsmail Tunç, Sabri Görgü, Behçet Koçhan, Vasfi Doğan, Ferhan Doğan, Edip Ay, Mecit Bal, Halit Toy, Mehmet Toy, Şükrü Koçhan.
 
Köy meydanında gözaltına alınan Süleyman Yakut ile Mehmet Bal’ın nereye götürüldüğü hakkında bilgi edinilmedi. 
 
Gözaltında işkence gördüğünü anlatan Zahir Doğan (60) ve Hanife Doğan (55) daha sonra serbest bırakıldı.
 
Mardin Valiliği ise, Nusaybin, Ömerli ve Artuklu ilçelerine bağlı köylerde 7 günden bu yana devam eden operasyonlarda “2 üst düzey bölücü terör örgütü mensubunun ölü olarak ele geçirildi” açıklamasında bulundu.
 
Operasyonun devam ettiğini de belirten valilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi.
 
“Bornova 2'nci Jandarma Komando Tugay Komutanlığı, Mardin il Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nün ortak çalışması ile yürütülen operasyonda; Nusaybin’in Büyükkardeş, Küçükkardeş, Akarsu, Yavruköy, İlkadım ve Koruköy Mahalleleri, Ömerli ilçesinin; Sulakdere ve Aytepe Mahalleleri, Artuklu İlçesi; Yandere ve Ahmetli Mahalleleri arasında kalan bölgede faaliyet gösteren bölücü terör örgütü mensuplarını etkisiz hale getirmek, kullandıkları sığınak, barınak ve depo alanlarını bularak tahrip etmek, yardım ve yataklık eden işbirlikçi şahısları yakalamak maksadıyla 11 Şubat 2017 Cumartesi günü saat 18.00'dan itibaren Atmaca-3 Şehit Jandarma Uzman Çavuş Sezer Aydemir operasyonu başlatılmıştır. Operasyon kapsamında 17 Şubat 2017 günü Nusaybin İlçesi Koruköy Mahallesinde, çıkan çatışmada üst düzey 2 bölücü terör örgütü mensubu, 1 adet M-16 ve 1 adet MP-5 silahı ile birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir. Operasyonda 1 kahraman polis özel harekat mensubu arkadaşımız hafif şekilde yaralanmıştır. Operasyon halen devam etmekte olup, gelişmelerden ayrıca bilgi verilecektir.”
 
Yasağın devam ettiği köyden bir vatandaş ile dün oluşturulan bir heyetle köye gitmeye çalışan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven Haberdar’a konuştu.

“BEN KÖYDEN AYRILDIĞIM SAATE KADAR 16 KİŞİ GÖZALTINA ALINMIŞTI ŞUAN SAYISINI BİLEMİYORUZ”
 
Telefon ile görüştüğümüz köylü şuan Mardin’de olduğunu ve son iki gündür köyden hiçbir bilgi alamadığını ve çok endişelendiğini ifade ederek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Pazartesiden bu yana son iki gündür hiçbir bilgi alamıyorum. Çok sayıda gözaltı var. Kimisi korkudan telefonunu kapatmış hiçbir bilgi alamıyoruz. Pazartesi günü ben çıkana kadar hiçbir şekilde silah bile patlamadı. Hiçbir olay yoktu. Sadece evleri arıyorlardı ve gözaltı vardı. Ben köyden ayrılana kadar 16 kişi gözaltına alınmıştı. Ben ayrılana kadar hiçbir şekilde ev yakılmamıştı. Ama şuana kadar 40 kişinin gözaltına alındığını duyuyoruz doğrusu sayısını bilmiyorum. Köyde PKK’lilerin olup olmadığını bilmiyorum ne dersem yalan olur. Ben yasağın sürdüğü 3. güne kadar köydeydim korkudan dışarı çıkamıyorduk. Amcamın kızı hastaydı kan kusuyordu izin alıp köyden çıkabildik. Köy ile ilgili basında ve sosyal medyada çıkan bir sürü bilgi var. Açıkçası bir bilgi kirliliği var biz hiçbir şekilde bilgi alamıyoruz. Bizde doğru bilgileri almaya çalışıyoruz ama elimizden hiçbir şey gelmiyor. Köy ile dışarısı arasında tam bir izolasyon var.” 
 
“HER EVE GİRİLİP ARAMA YAPILIYOR KÖYLÜLER MEYDANDA ZORLA TOPLATILIYOR”

 
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, yasağın sürdüğü 3.günde kendi imkanları ile çıkan bir köylü ile görüştüklerini ve o görüşmesini Haberdar’a anlattı: “Yaşananların görgü tanığının ifadesi ile anlatıyorum. Ben 90’larıda yaşadım, ben köylerin yakıldığını da gördüm ama ben böyle bir vahşet görmedim. Dışarıdan komando birlikleri getirilmiş bu birlikler köyün içerisinde neredeyse her evin önünde olabilecek şekilde bütün evlerin içine giriliyor ev sahipleri dışarıya çıkarılıyor köy meydanına orada çok ciddi hakaretler ve işkenceler yapıldığını söyledi. Herkesin çok büyük bir kaygı içersinde olduğunu söyledi insanlara inanılmaz derecede hakaretler ve işkencelerin yapıldığını söyledi. Bunları anlatırken köylünün elleri titriyordu ağlıyordu. Ben şuana kadar böyle bir şey yaşamadım diyordu. Şuana kadar 65 haneli köyde yaklaşık 500 insanın yaşadığını söyledi. Köyde çok ciddi bir su sorunu olduğunu söyledi. Köylülerin bütün ihtiyaçlarını dışarıdan karşıladığı için yakacağı, suyu, hayvanları ve bütün yaşamı bütün bir anlamda dışarıyla bağlı bunları yapamadıkları için çok ciddi bir mağduriyet yaşadıklarını söyledi. Hastalar ve çocukların çok zorlandığını. Ambulans talep ettiklerini ama bunun yerine getirilmediğini söyledi.”
 
“SÜLEYMAN SOYLU, MEHMET AĞAR’A SORMALI SENİN DENEMEDİĞİN YÖNTEM KALDI MI”

 
Koruköy’de yaşananların başka yerlerde ve köylerde yaşanabilir mi? sorusuna Güven “Savaşın olduğu yerde maalesef ki biz bu tür şeyleri konuşmak durumunda kalıyoruz. Savaşın kendisi budur zaten. Savaş bide bütün kuralsızlığıyla dayatılırsa daha vahim sonuçlar doğuruyor. Türkiye geçmişiyle yüzleşmeye çalışırken o çözüm sürecinde ne söyleniyordu! Keşke Diyarbakır cezaevinde yaşananlar yaşanmasaydı. Keşke 4 bin köy yakılmasaydı. Keşke insanlara dışkı yedirilmeseydi deniyordu. Ama şimdi biz bakıyoruz ki aynı yöntemler yeniden devrede. Ben dün bir televizyon kanalında da söyledim Süleyman Soylu, Mehmet Ağar’a sormalı senin denemediğin bir şey kaldı mı Kürdistan’da demeli. Yani o söyleyecektir benim denemediğim hiçbir şey kalmadı ben 1000 operasyon yaptım. Ben her şeyi denedim yaptım ama Kürt sorunu çözülmedi. Bunlarla sonuç alınmaz. Ama her gelen iktidar ve içişleri bakanı kendi yöntemini yeniden yeniden denerse gerçekten sonuç vahim olur. Zaten şuanda vahim bir sonuç yaşanıyor” şeklinde konuştu.
 
“GÜNÜMÜZ YETKİLİLERİ LAHEY’DE YARGILANABİLİR”
 
Savaşı asla tasvip etmediklerini ifade eden Güven, savaşın olmayacağı bir Türkiye ve dünya tasavvur ettiklerini söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Savaşın bile bir kuralı vardır. Bir köy tamamıyla cezalandırılabilir mi? Yarın Türkiye bunun içinde özeleştiri vermek zorunda kalacak. Belki günümüz yetkilileri Lahey’de yargılanacak. Dikkat edin 90’lı yıllarda yakılan köylerden kaynaklı köylülere AİHM tarafından çok ciddi tazminat cezalarına çarptırıldı Türkiye. Ama o tazminatlar dışkı yedirilen insanların ruhunda nasıl bir etki yaratacak. Önemli olan tazminat değil önemli olan bunları yaşatmamaktır. Bugünkü jenerasyon o dönemden gelen kuşaktır. O yüzden sık sık söylüyoruz biz barış yapabileceğiniz elinizi uzatabileceğiniz son nesiliz. Bunu da değerlendirmeseniz yeni nesiller asla el uzatmayacaklar. Bu yöntemlerin önümüzdeki günlerde aylarda nasıl olur bilemiyoruz ama temenimiz o dur ki OHAL’in kaldırılması ve insanların en temel haklarından mahrum bırakılmamasıdır.”