Referandum, iç savaş ve halifenin sonu!

Türkiye dolu dizgin referanduma gidiyor. Ülkede 70'ler ve 80'ler de gördüğümüz gibi bir kutuplaşma var. Dünün sağcı solcuları bugünün “evet” ve “hayır”cıları.

Bu ülke daha önce, bu ve benzeri kutuplaşmaların iç savaşı aratmayan sahnelere dönüştüğünü ve yüzlerce insanın birbirini öldürdüğünü gördü.

Peki bugün, şartlar bu gergin ortamı iç savaşa dönüştürür mü?

Günümüzün farkı; idealler ve cahillik. Genel olarak insanlar geçmişteki solcu veya sağcı kadar bilgili, okuduğunu anlayan, düşünen bireyler degil, liderinin arkasından körü körüne giden düşünmeden itaat eden, çıkar düşkünü, okuma yazma bilip, okumayan yazmayan bireyler. Yani fikir sahibi olmayan yığınlar. Bunlar, ideallerinin ardından gidip sosyal bir patlama yaşatacak durumda değiller. Ancak uygun ortam sağlandığında ( kontrollü darbe ve sonrasında oluşan yalan atmosferi gibi..) liderlerinin yönlendirmesiyle sokağa çıkarlar.

Sosyal patlamanın tek istisnası, maddiyatçı bu toplulukların kişisel menfaatlerinin ciddi anlamda kaybolması ve ekonomik kriz yaşamaları.

Erdoğan, bunu çok iyi bildiği için halkın hiç bir dönem temel ihtiyaçlarını eksik etmedi.

Hatta ekonomik olarak zor durumda olduğumuz bugünlerde bile kah emekliye promosyon, kah nineye torun bakma maaşı diye vatandaşı kendi kontrolunde tutuyor. Ancak durum günden güne zorlaşıyor, AB’nin ekonomik yaptırımları yolda.

Erdoğan, ekonominin çökeceğinin ve bunun halka etkisi sonrasında koltuğundan olacağının farkında. Bu nedenle Başkanlığı tek çıkar yol olarak görüyor.

Bu çare ekonomik refah açısından değil kendi koltuğunu koruma açısından kişiye özel bir çare. “Evet” çıksa bile ekonomik kriz yolda, büyük işsizlik rakamları, yüksek enflasyon göstergeleri malumun ilamı kabilinden.

Bu ortamda Erdoğan, koltuğunu ancak başkanlık vasıtasıyla koruyabileceğini düşünüyor.
Kısa vadede ülkede iç savaşı halkın değil yöneticilerin tetiklemesiyle olabileceğini öngörmek yanlış olmaz.

Şu an bu güç bir Erdoğan’da bir de Avrasyacı kadrolarda var.

Erdoğan yaptırdığı anketlerle referandumdan “evet” çıkması ihtimalini şu aralar % 40–45 bandında görüyor. Yani kritik eşikte, bu nedenle suni yurtdışı krizleri ve bulduğu yurtiçi malzemelerle oyunu artırma derdinde.

Tabelada küçük oynamalar yapılabilecek seviyeleri yakalamaya çalışıyor, malum Güneydoğu’da sandık görevlilerinin kaymakamlarca seçileceği, belediyelere kayyum atanması, bölgedeki Kürt yöneticilere yönelik operasyon yapılması haberleri boşa değil. Bir de vatandaşlık kazanan Suriyeli mülteci muamması var. Yani Erdoğan, kendisi için ölüm kalım mücadelesi olarak gördüğü bu referandumda sonuna kadar mücadele edecek ve tüm riskleri alacak. Bu şans onun için bir daha ele geçmez.

Halk, kontrollü darbe safsataları ile uyuşturulmuş ve ülke gittikçe kötüye gidiyor, Erdoğan güç kaybediyor, ayrıca günah keçisi de kalmadı. Yani Erdoğan adına köprüden önceki son çıkış.

Erdoğan referandumu kazanamayacağına kanaat getireceği son günlerde iç savaş provası, faili meçhuller vb olaylarla referandumu ertelemeye çalışabileceği olasılığını da yabana atmamak gerek.
Seçime boşuna OHAL de gidilmiyor, eller tetikte.

Avrasyacılar açısından hazırlıklar tamam. Hiç olmadığı kadar Rusya’nın güdümündeler. Erdoğan’ı en zayıf anında vuracaklar. Avrasyacı kadro dünden razı, kamuda ve TSK da iyiden iyiye güçlendiler. Rusya temkinli, Suriye ve ekonomi üzerinden Türkiye’yi yıpratarak içerideki uzantılarına ortam sağlıyor. Referandumda “hayır” çıkması olasılığını yüksek görüyorlar, bu nedenle darbe veya iç savaş benzeri bir müdahale için Erdoğan’ın kendisi bitirmesini bekliyorlar, ayrıca olası bir “evet” sonucu sonrası Erdoğan’ın ilk müdahaleyi Avrasyacı ekibe yapacağını bildiklerinden referandum sonrası kılıçlar çekilebilir.

Sonuç olarak referandum öncesi iç savaş çıkma ihtimali, sonrasında çıkmama ihtimali kadar düşük. İç savaştan uzak tek olasılık, Erdoğan’ın tamamen Rusya’ya biat etmesi ve bir müddet daha dayanması, ancak buna da NATO yanlısı Genelkurmay Başkanı Hulisi AKAR ve dolayısıyla NATO’nun tepki vermemesi imkansız, bu senaryolara ABD’deki Zarrab dosyasındaki gelişmeleri ve Halk Bankası olayını eklersek, her durumda Erdoğan’ın sonunun yakın olduğu aşikar.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Haberdar’s story.