Anlık tekrarlanan görüntü
bazen gözlerimi kapatıp bir odanın içinde rüzgar olduğumu hissediyorum, şimdiki gibi, sonra duvar ve pencere aralıklarından, kapı altlarından, anahtar deliğinden dışarı süzülüyorum. renklerin en hastalıklı sarı tonuyla hava olan ben hacim ve görüntü kazanmış gibi. odanın içinde turlar atarken ben, bi uğultudur başlıyor. yükselip alçalan, zihnimde ve gözlerimin gerisinde acımasızca bir kıpırdanma bir karıncalanmaya sebep olan bu ses beni daha fazlasına sürüklüyor. odamdan dışarı sızıyorum sarı sarı ve yayılıyorum bir buhar gibi bölünerek ama toz gibi dağılmadan, ağır ama seri hareketleri olan bir bulut gibi.
oda ahşap yerleri ve koyu renk duvarları olan küçük bir oda, içinde turlar attıkça, eşyalar silikleşiyor adeta küçülüyor. ben mi kendime yer açıyorum, yoksa gittikçe büyüyor muyum? bilemiyorum. sızdığım kapı deliği ve altı, pencere kenarlarından kendimi bir koyu kahve labirentin içinde buluyorum. yükselip alçalan saçakları ve her türlü kilidi açabilecek bu sarı buludun kamçıları acımasız sanki soğuk ve rahatsız. ne aradığını bilemez bi halde durmadan hareket ediyor. dur desem de aldırmıyor. ses etmesem büyüyor, yükseliyor ve benden daha da uzaklaşıyor. kafamın içinde bir uyuşmadır başladı. alnımda bir karıncalanma mevcut. durmadan çember çizme isteği gözbebeklerimde sürekli çevriliyormuşçasına his yaratıyor. ayaklarım koşmak istiyor, çember çizmek. çok ağır geliyor boğazımdaki düğüm. tükürmek istiyorum, sanki öksürsem sarı bir hava çıkacak içimden. nefes alamıyorum nefes alamıyorum. nefes alamıyorum.
