Kapı acmak veya zafer aramak
kapıları aralıyor, ışığın ulaşmadığı yerlere gözlerimi daha da açarak bakıyordum. her kapı yeni bir oda, her oda yeni bir karanlık. tuhaf bir rüyanın arifesindeyim demek istedim, hafifçe içten yanağımı ısırdım. kanın ağzımı bulandıran tadını, kazağın koluna silerken, gözlerimin yaşardığını duydum.
yoruldum, bir gerçeğin içinde nasılda hapsolmuşum. içimden sözleri kayıp bir türkünün, benden de yorgun hırıltısı yükseldi. bilemiyorum yıldızları göremediğim bu karanlıkta, yanında sözleri gayba karışmış bir türküyle nereye ilerliyorum.
zihnimin karanlık odalarına açılan kapıları açarken karanlığımla tanış oluyorum. onu önce kucaklıyor, sonra selamlıyorum. gözlerim daha da açılırken soğukluğuyla, yıkamak istercesine bu koyu karanlığı yaşarıyor. o türkü hiç susmuyor. şikayet eden ayak tabanlarımı dinliyorum, yürüdükçe aman dilemeler söylenmeler.. "sessiz olun" diyorum, biraz öfkeli. "gezmeliyim bu odaları, kapı kolları tozlu. gizemi olan bi düşe ilerliyorum! düşecek maskesi, biliyorum." sesimin yankılandığı koridorda gölgem kadar yalnızım. ürperiyor tenim, dizimin bağlarının çözülmesine ramak kala "yardım edin ne olur, direnin!" derken topluyorum kendimi, karanlığın derinliğine yumuyor gözlerimi yürüyorum.
derinlikler tıpkı kapılar gibi, her an bir süpriz bekler seni, kapının ardındaki karanlığa ilerlerken sen.
bu kapı diyiverdim! asılsız bir sevinçle elimi uzattım kola doğru, tutarsız. açtım, içerde bir mum, mumun gölgesi ve mumun gölgesine sığınmış bir bilmece. gördüklerimin şaşkınlığında. muma yaklaştım okudum "kapı içinde kapı korkarsan hepsi kapalı" mumu aldım. titreyen ışığının sönmesinden korkarak kapıları aramaya koyuldum. bu gece zihnime karşı zafer arıyordum.
