Groll -İntikam duygusu

Güney Fransa’da bir kamyonun kasasında bir arkadaş ile tanıştım. Bana telefonunu verdi. Berlin’e gelirsen, ararsın dedi. Nato’dan kalma çift dingil askeri bir kamyon. Bizim orduda da vardı o Reolar. Sahibi tek başına bir çocuk. Yollarda Otostopcu kalmasın diye kamyonla çıkmış yola.

Berlin’e gitmek ya da gitmemek gibi bir planım yok. Otostop ile Avrupa’yı dolaşıyorum. Yol beni nereye götürüyorsa, ya da bindiğim araba nereye gidiyorsa oraya gidiyorum.

Kaldırıma oturmuş gideceğimiz yerin adını yazıyoruz. Yol arkadaşım Amerikalı bir kız. O gün tanıştım Kim ile. Benim Fransızcam onunkinden daha iyi olduğu için seninle gelebilir miyim demişti.

İçinde tanıştığımız arabadan az önce indik, oralardan bulduğumuz bir karton parçasına gideceğimiz yeri yazıyoruz. Kartonun bir ucundan o tuttu bir ucundan ben, uzaktan görülebilsin diye, Kim sondan ben baştan harfleri kalınlaştırıyoruz. Başımıza biri dikilmiş bize bakıyor. Ne yapıyorsunuz dedi. Dedim Carcasonne’a gideceğiz onu yazıyoruz. Dedi, bu yol Carcasonne’dan başka yere gitmez ki. Hadi gelin.

Biz yaşlarda bir papaz çömezi. Bizim Otostopçu olduğumuzu anlamış, durmuş. Biz onu hala görmeyince arabasından inip yanımıza gelmiş. Canard (ördek) bizi bekliyor, binip gittik.

Günün birinde Berlin’e vardım. Verilen telefonu aradım. Tarif edilen adrese gittim. İngo ben tatile gidiyorum, önceden rezervasyon yaptırdım, dedi, evin anahtarlarını verdi. Gitti. İngo ile tanışıklığımız, hani Reonun kasasında, 1–2 saat yoktu. Şimdi o kadar da sürmedi, İngo anahtarları avucuma koydu, gitti.

Bu resim o evde, kendi stüdyosunda, çekildi. Onun deyimi ile droll (derin kin, ya da derin intikam) konusuna döneceğim. İşin başlangıcı böyle.

Yazı uzun oldu, burda kalsın. Gelecek yazıda biter inş.

Aranızda bu yazıyı Almancaya tercüme etmek isteyen arkadaşa imzalı kitabımı hediye ederim. Yoksa İngo, her zamanki gibi benim kaput Almancamdan sökmeye çalışacak.