Dijitalleşmeyi anlamak ve uygulamak

Dijitalleşme moda mı oldu?

Her sektör tarafından sahiplenilen bir kelime: Dijitalleşme. Bir anlamda çağı yakalama projesi. Son 10 yılda iş hayatında olanlar şu terimlerin popüler olduğu zamanı hatırlar; toplam kalite, inovasyon, çevik şirket, süreç otomasyonu, müşteri deneyimi. Bu terimleri kullanmadan bir cümle kuruyorsanız geri kalmış sayılırdınız. Şimdi de dijitalleşme bunların yerini aldı, yakında yerine bir yenisi gelir ve dijitalleşme kitap isimlerinde kalır, unutulur.

Dijitalleşmeyi anlayan ve anlamayan

Bu tez doğru değil. Bu sefer farklı. Çünkü dijitalleşme adı altında anlatılmak istenen bunların çok ötesinde. Benim anladığım gerçek dünya ile, elektronik dünyayı birleştiren, sosyal etkileşim ile anlık içgörü ölçmeyi bulmayı sağlayan, ürün ile kullanıcıyı aracısız biraraya getiren çözüm dijital bir çözüm. En büyük özelliği ise katma değeri olmayan aracıları aradan çıkartması. Hem de bunu acımasızca yapıyor. İsterseniz güçlü bir poziyonda yıllardır operasyon yürüten bir şirket olun, isterseniz köşeyi kapmış bir kanal sahibi olun. Sizi es geçerek müşterinize aynı hizmeti daha ucuza, daha hızlı ulaştıran bir kısayol bulan hemen her girişim sizi yerinizden edebilir.

Bilgi, para, duygular, değerler kablolar içinde akan veriye dönüştü. Bu nedenle veri eşittir değer, o da eşittir para gibi bir sonuca varıldı. Yine de unutmamalıyız ki fiziksel bir dünyada yaşıyoruz. Gerçek yaşadığımız ortamın sınırlarını aşıp, sosyal etkileşim ile zenginleştiren çözümler başarılı dijital işler oluyor. Navigasyon uygulamaları ulaşımı dijital hale getirdiler, Yandex Navi, Google Maps, İBB Cep Trafik bunu başardı. Ancak otomobiller bu çağın çok gerisinde kalıyor. İstanbul trafiği bir elinde direksiyon diğer elinde telefon yolunu arayan, araba kullanan insanlarla dolu. Otomobil üreticileri henüz telefonun şoför için ne kadar hayati olduğunu kabul etmiş değiller. Son model bir arabanın dahi camında 40 TL’ye alınmış cama vantuzlu bir telefon tutucu görüyoruz. Şart etmek için çakmak girişine bağlanmış uzun bir kablo vites kutusunun üzerinden geçerek direksiyonun arkasından bir S yaparak telefona bağlanıyor. Trafik kuralları da telefon kullanmanın yasaklı olduğu üzerine kodlanmış. Doğru! Bunun akini kimse söyleyemez. Telefonuna bakan, mesaj yazan bir kişinin kaza yapma oranı çok çok yüksek. İskoç bilim adamlarının yoldan gözünüzü 3 saniye ayırdığınızda kaza yapma oranınız %50 artıyor gibi araştırmaları çokça var.

İyi ama bir gerçek ihtiyaç orada duruyor, henüz çözüm bulan yok. Tesla gibi yıkıcı girişimler aslında otomobil dünyasının bu treni kaçırdığını ve geleneksel kar beklentisi nedeniyle kıpırdayamadığını gördüğü için hızla büyüyorlar. 100 yılda kurulan marka değerine djital iş modelleri sayesinde çok kısa zamanda ulaşmak mümkün oluyor. Telsa’nın satış rakamları Ford’un çok gerisinde olsa da marka değeri onu yakalamış durumda. Bu ancak dijitalleşmeyi anlamak ve uygulamakla açıklanabilir.

Tüm yazılarıma kişisel blogumdan ulaşabilirsiniz.